Önemli bir sorum var.
Ders sınıfta, piknik açık havada,
Tiyatro tiyatro sahnesinde,
Sanat eseri müzede olmak zorunda mı?

Bu sorunun cevabını teknik ve teorik olarak belki çok detaylı
açıklayamam ancak mekân, mekânın önemi ve mekânların dönüşümleri
konusunda çalıştığım doktora tezimden yola çıkıp
evet, öyle olmalı, diyebilirim.

Sanat eserinin kendisi kadar o eserin nasıl sergilendiği,
hangi binada, nasıl bir odada olduğu ve nelerle çevrildiği de çok önemlidir.
Yerde kırmızı halılar, koca koca odalar ve her bir tablonun özel olarak ışıklandırıldığı
bir müze ile öylesine üzerinde düşünülmeden yerleştirilmiş tablolara bakışımız,
algılayışımız elbette farklı olacaktır.

Evden, sokaktan, iş yerinden farklı mekânlardır galeri ve müzeler.
Sanat oralarda farklı bir yer bulur. Yaşamın karmaşasından, sisinden ayrılır.
Netleşir. Öne çıkar.
Galeride mekân, düzen ve eserler birbirlerini yaratırlar.
Bu anlayışla sergilenen eserler bizi daha derinden etkilerler.
Sanata ve sanatçıya daha çok değer vermemize yardımcı olurlar.

Tiyatro için de benzer bir anlayış vardır.
Tiyatro ancak tiyatro salonunda yapılmalıdır.
Tiyatro ancak bu şekilde taçlanır.
Önce bilet alınır, tiyatro salonuna gidilir,
oyunun başlaması için beklenir. Işıklar, ses sistemi, kostümler, dekorlar…
İşte tüm bu detay gibi görünen ayrıntılar tiyatroyu özel ve değerli yapar.

Bu görüşlere ben de katılıyorum. Her mekân bizde farkı duygular yaratır.
Hatta içimizdeki farklı kimlikleri doğurur.
Mekânlar giysilerimizi, konuşmalarımızı ve davranışlarımızı doğrudan etkilerler.

Ancak yine de önemli sorumu tekrarlayacağım.
Tiyatro sadece tiyatro sahnesinde,
Sanat eseri de sadece müzede veya galeride olmak zorunda mı?
Evet dedim biliyorum ancak şimdi de hayır diyorum!
Bu özel mekanlar sanatla bizi buluştururlar, sanatı daha da güzelleştirirler
Ancak bir diğer taraftan da sanatı belli sınırlar içerisine hapsederler.
Bir sanatçının evi, bahçesi de pek ala sanatın sergilendiği mekanlar olabilir,
Ben en güzel dans gösterilerini Londra West End’deki dünyaca ünlü
Müzikallerin sergilendiği salonlarda değil, South Bank’ta köprü başlarında izledim.
Baştan bilet almadım ama gösteri bitince herkes beğenisine göre bir nakit bir ödeme yaptı.

Pek ala okuldaki sınıf, bir kamyon, sokak veya meydan da
bir anda sahneye, tiyatroya dönüşebilir. Dönüştürülmelidir de.
O zaman mekânlar özgürleşir, tiyatro zenginleşir, seyircisi artar.
Belki her oyun her mekânda oynanamaz ama oyun ve o farklı mekândaki teknik yapı buna imkân veriyorsa muhakkak sanatta, dersler de tüm alanları dolaşmalıdır.
Omekânı da dönüştürmek, sanatlaştırmak esas püf noktasıdır.
O meydan artık sadece bir meydan değil sahneye, müzeye, eve, deniz altına, buluta…dönüşebiliyorsa işte bu harikadır. Kalp atışlarını değiştirip, gözlerimizi kitliyorsa bu iş olmuş demektir. Burada sanat sadece bakışımızı değil mekan tanımlarımızı da özgürleştirmiş ve sanatı tam da hayatın içine yerleştirmiş olur.
İşte bu da bence nedir biliyor musunuz? Ballı börektir.
Zordur ancak düzgünce yapıldığında SÜPER olur.
Mekan, eylem, sanat, dönüşüm hep birbirlerine bağlıdırlar
ancak hiç biri için kesin, sınırlı, değişmez denklemler kurmanın pek de doğru olmadığını düşünüyorum. Bazı heykeller en güzel galeride bazısı ise meydanda bazısı da okul bahçesinde sergilenir. Kısacası, meydanlarda, sokaklarda, sınıflarda, parklar da çalışıldığında en az galeriler kadar etkin ve sanatın sergileneceği ‘doğru’ mekânlar olabilirler.

İyi günler

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31