Kimin umrunda?

Memleketimizde bazı çocuklar sağlık, eğitim, güvenlik sorunları yaşıyorlarmış, bize ne!

Bazı aileler, yaşamla mücadeleyi bırakmışlar, artık daha fazla beklenti ve ümit beslemez hale gelmişler; kime ne?
Biz kendi mücadelemiz içinden, kafamızı gömdüğümüz yerden çıkıp etrafımıza bakmayı bırakalı çok oldu...
Sanki tek başımıza yaşıyor, sanki geleceği tek başımıza şekillendiriyoruz.

***

Oysa gönüllü destek sağlayan kurum, kuruluş ve örgütler var Kuzey Kıbrıs'ta.

Mesela gönüllü hizmet vermeyi bir iş, bir meslek haline dönüştüren kişiler var.

Mesela siz 8 saatlik mesai mevhumuyla çalışırken, 7/24 kendini sosyal risklere karşı mücadele vermeye adamış kimseler var.

Mesela SOS Çocuk Köyü var Kuzey Kıbrıs'ta.

***

Biliyor musunuz? Kabul etsin veya etmesin: Devlet çocuklara karşı sorumluluğunu unutalı çok oluyor!

Dalındayken vurgun yemiş, güçsüzleşerek, dökülmeye yüz tutmuş meyveler gibi, bazı çocuklarımız, yaşamlarının daha ilk yıllarında elenmeye mahkum bırakılıyorlar!

Güçlü olanlarla, devletten, çevreden özel destek istemeyenlere sarılıyor devlet; ötekileri yok sayıyor. Devletin bile yok saydıklarını bizlerin de yok sayması artık farz oluyor!

Biliyor musunuz? SOS buna izin vermiyor. Şanssız doğmuş çocuklara, bir ışık, bir ümit oluyor. SOS, ailesinden yana, çevresinden yana, imkanlarından yana geriye düşmüş çocuklara imkan oluyor, şans oluyor, umut oluyor. SOS bu çocuklara umut olurken, gelecekte imkanları sınırlı olduğu için sosyal risklere kurban olma veya sosyal riskin kendisi olma ihtimali olan kişilerin toplumsal yaşamın doğru çizgisine oturtulmasına imkan sağlıyor.

SOS Kuzey  Kıbrıs'taki yaşamın dengesini korumak üzere 7/24 çalışıyor.

Fakat bunu gören kişi sayısı inanılmaz kısıtlı...

31 Aralık akşamı hem 20. yıl vesilesi ile, hem de toplumda SOS'i farkeden kişilerle bir araya gelebilmek için bir gece düzenleyen SOS yetkilileri, gerçeklerle bizleri bir kez daha yüz yüze bırakan istatistikler ve örnek olaylar anlattılar, filmler gösterdiler.

Bize ayna tuttular anlayacağınız!
Onlar bıkmadan, usanmadan anlatıyor.
Onlar bıkmadan usanmadan destekliyor.
Onlar bıkmadan usanmadan desteği ayakta tutacak yöntemlergeliştiriyor.
Oysa biz bunu görmeyi veya gördüğümüzü ifade etmeyi reddediyoruz.
Silkinip kendimize gelmemiz şart!

***

Çocukların geleceğini belirlemek sadece ailelerinin sorumluluğunda değil ki!
Aile ne kadar sorumluysa, devlet de o kadar sorumludur.
Yasalarla çocuğun ana rahmine düştüğü andan itibaren korunması için hukuki önlemleriniz var. Belli bir ay geçtikten sonra hamileliğin sonlandırılamayacağına işaret eden yasalar var. Ama çocuk doğduktan sonra devlet, özellikle bazı çocukları göz ardı ediyor. Ailelerinin maddi ve manevi imkanları yetersiz olan çocukları " saldım çayıra, mevlam kayıra" mantığı ile yetişmesine göz yumuyorlar.
Sonra da, küçücük yaşlarında sokaklara terkedilmiş, her türlü istismara ve tehlikeye açık bir yaşamın kollarına onları teslim ediyorlar.

***
20 yıl önce bu çocuklarımızın çoğunu rahatlatacak, çoğuna bir gelecek yolunu açacak, onların hayata şanssız başlama kaderlerini değiştirecek bir imkan olan SOS, Kuzey Kıbrıs'a geldiğinde biraz şüphe biraz da umut yaratmıştı. Bu umutlar yeşerdi ve yüzlerce çocuğa, onlarca imkanları kısıtlı aileye ümit oldu. Eğitim, sosyal yaşam, hobi, sağlık, ilgi, duygusal gelişim gibi bir sürü imkan sağlandı onlara. Destekle güçlendirilecek ailelere uygu lanan modellerle ihtiyaca göre destek yapıldı. Çocukları ile birlikte benimsedikleri yaşam biçiminde hayatlarını sürdürebilmeleri için yöntemler, çalışmalar yapıldı.

***

SOS artık rüştünü ispat etti. SOS'in yetiştirdiği başarılı gençler, toplumda güzel noktalara vardılar. Üniversite okuyan , eli ekmek tutan topluma faydalı bireyler yetiştirildi.
Fakat bunca başarılı işe karşın, siyasal kaygıların yarattığı kişisel problemlerimize dalıp, başımızı kuma gömüyoruz. Memlekette olan bitenleri kendi çevremizdekilerle özdeşleştirerek yaşamlarımızı bihaber sürdürüyoruz. Sanki yaşamın olumsuzlukları bize dokunmayacakmışçasına yaşıyoruz, oysa yakın zamanda Kıbrıs Türk Hava Yolları mağduru annelerin, babaların ve çocukların bugüne kadar yolunu dahi bilmediği SOS'le tanıştığını biliyoruz. Daha sorunları sona ermemiş Lefkoşa Türk Belediyesi mağduru ailelerin çocukları da SOS ile tanıştılar.

***

Hayatlarının SOS ile kesişmeyeceğini zannedenlerdeniz bizler de!
Sadece kendimiz için değil, en yakınlarımız için, geleceğimiz için sosyal riskleri azaltmak için sosyal risklerde mücadele eden organizasyonları desteklemek ve tanımak hepimizin işine yarar.
Yalnız değiliz. Bize muhtaç olanlar da var. Onları gördüğümüzü belli edecek minicik bir destek belki bizden bir şeyler götürmeyecek ama onlara çok şey getirecek biliyor musunuz ?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31