Cumhurbaşkanı Hristofyas, “Omorfo olmadan çözüm olmaz” demiş …

Ve çok kızmışlar ona KKTC’liler , “ne hakla Omorfo’yu ister” diye…

                                                         ***

Caddelerinde sıra sıra sokaklar .

Sokakların her iki yanında evler.

Evlerinde bahçeler.

Bahçelerinde çiçekler.

Kimisi yasemin kokusu salar çiçeklerin, kimisi ful.

Bir bakarsın solmuştur güneşinden bazıları, bir bakarsın capcanlı .

Meyve ağaçları vardır hala, mevsimlerinde meyve vermeye devam eden .

Çocuklar kopartmak için, dallarını kırarlar.

Hatta anneleri, “yapmayın” diye kızar onlara.

Ve taşlarlar babutsaları büyükler.

Babutsalar acayip bir koku salar etrafa.

Dikenleri batmaktadır kopartanlara.

Buna rağmen bir başkadır kaktüs meyveleri, oranın.

Ocaklar çoğu  evde tüterken yemek kokuları sarıyor her yanı, duymuşsunuzdur gittiğinizde.

Yaşıyor caddeleri sanki.

Akar durmayacakmışçasına  her zamanki gibi, hayat.

Bandabulyası var bir de orta yerinde.

Arabalar, kamyonlar, vanlar, mal indirirler her sabah ve akşamüzeri toplarlar satılmaya mallarını…

Hayat aynen devam ediyor, tıpkı eskiden olduğu gibi.

Güneş, aynı saatte doğar, aynı saatte batar, denizin içine doğru.

Ve kıpkızıllık sarar gökyüzünü.

Çocuklar ve kadınlar,  “kan çıkacak” diye yine korkarlar kızıllıktan.

Ve büyükler hep sakinleştirir , “korkmayım bir şey yok” diyerek.

Çeşmelerinden akan suyu içmeye devam ediyor orada yaşayanlar.

Baf’tır anlatmak istediğim.

Limanıyla, kalesiyle, feneriyle.

Kral mezarlıkları, deresi ile .

Aşağısı, Yukarısı, Mutallo’su  ve en önemlisi Vikla’sı ile Baf’tır bahsettiğim.

Baf.

Hiçbir şey değişmedi burada.

Herşey nasıl bırakıldıysa öylece yerli yerinde duruyor durmasına, ama…

Nedense ufak bir eksiklik var gözden kaçan .

İnsanlar yine birbirleri ile şakalaşmakta, küfürler savurmakta.

Kahve köşelerinde kahve kokuları, tavla şakırtıları duyulmakta.

Okulların zilleri çalarken çocukların neşeli oyunları kulağa kadar ulaşmakta.

Ve çobanlar ve tüccarlar ve memurlar hala gitmekteler işlerine, güçlerine.

Yaşam kavgası verilen o yerde gün ağarırken de var mücadele, batarken de.

Kısaca her şey yerli yerinde görünse de, ufak bir eksiklik var gözden kaçan.

Yukarıda tüm saydıklarımı Omorfo’ya, Digomo’ya, Ayguruş’a, Dip Karpaz’a uyarlayın.

Gerçek sahiplerinin olmadığı gözü yaşlı tüm kentlere.

Boynu bükük, eksik kalmış kasabalar, köyler için  yazın yukarıdakileri…

Yazın da görün ki ufak bir eksiklik sizsiniz.

Dilinizdir.

Türkülerinizdir.

Alışkanlıklarınız.

Yaşam biçiminiz.

“Sen olmazsan bir kişi eksik” diyorlar.

Biz olmazsak Baf eksik.

Digomo, Garava, Arodez, Kukla eksik.

Gabudi, Cira, Zodya, Angolem eksik.

Kısaca yoksa bir yanımız,  Kıbrıs eksik.

Hristofyas, “Omorfo olmadan çözüm olmaz” demiş …

Türkler için de Baf olmazsa olmaz.

Hepsi olmazsa olmaz .

Hepsi de olmalı, hepimiz de olmalıyız..

Yoksa olmaz...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31