Dünya ile aynı dili konuşmanın en önemli yolu sanattır, edebiyattır. Aslına bakarsanız bu sıralamaya sporu da koymamız gerekir. Ama ne yazık ki spor alanında ambargolar yaşandığından, koyamıyorum. Spor, “bizim dışımızdaki dünya”nın dili!

Bu ülkenin sanatçısının, yazarının daha iyi noktalarda olmasını hayal etmişimdir hep.

Bu ülkenin ressamının dünya çapında ödül almasını mesela. Ya da bir yazarımızın, şairimizin Avrupa’da bir kürsüde konuşma yapmasını. Sinema filmlerimizin olmasını ve bunun dünyada yankı uyandıracak eserler olmasını. Bir süre de olsa Ada’nın bununla konuşulmasını...

Hayal mi kalacak sizce bunlar?

Yoksa umutlarımızı birleştirmeyi, heyecanlarımızı artırmayı, bencilliklerimizden arınmamızı sağlamayı, sanatla edebiyatla harmanlayarak yaşayabilecek miyiz günün birinde? Hayal kalmamasını umut ederim, tıpkı Kinoglaz Manifestosu gibi. O da bir hayalden yola çıkmadı mı?

*

Her şey önce bir hayaldi!

Kuramcısı Dziga Vertov olan manifesto, Mikhail Kaufmann, Elizaveta Svilosa ve Dziga Vertov’dan oluşan “sine-göz”, 1917 Ekim Devrimi’nden sonra sinemayla ilgilenmeye başlamış ve sinema kuramını, o dönemki Bolşevik iktidarının kendini halka anlatma ihtiyacı üzerinden şekillendirmiş. Vertov’un çoğu film Bolşevik’lerin sosyalizmi ve çarlığı anlatmak amacıyla ülkenin dört bir yanını dolaşan Ajit-tren adı verilen bir trenle gösterilmiş.

Vertov bir hayalden yola çıkmış.

Vertov filmlerdeki kurmacanın bir afyon olduğunu savunur. Ona göre bu kurmacalar, seyirciyi sarhoş eder, böylece daha sonra bilinçsiz seyirciye çarpıtılmış gerçekleri kabul ettirmek kolaylaşmaktadır. Bu nedenle sinemada gerçek olayların yer alması gerektiğini savunur.

Bu manifesto sadece bir filme model değildir. Bir isyanın, bir toplumsal ifadenin de sembolüdür. Bakın manifestonun bazı maddeleri derdini nasıl anlatmıştı?

1. Drama halkın afyonudur.

2. Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri. Yaşasın sıradan, günlük işlerin başındaki ölümlü insanlar!

3. Kahrolsun burjuva senaryoları!

4. Kahrolsun günlük yaşamımızın tiyatroda sahnelenmesi. Bizi olduğumuz yerde yakalayıp çekin!

5. Yaşasın proletaryanın devrimci sine-gözü!

*

Kendimizi, bu Ada’yı, savaşı, barışı, acılarımızı, ambargolarımızı, kuşatılmış geleceğimizi olumlayacak sanatı üretmeliyiz! Siyasi erk bunu desteklemeli. Bunu Kinoglaz Manifestosu için de demişlerdi. Şimdi de ben diyorum. Bu hayal olarak kalmamalı! Dünyanın dilinde bir şeyler konuşmalı!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31