Dünya Çevre Günü dolayısıyla çevreye dair etkinlikler sürerken, rahat soluk alma hakkımızı yok eden egzoz gazlarına duyarsız kalabilmemiz mümkün mü?
   Çığırından çıkan egzoz gazları bağlamında hükümet de, çevrecilerimiz de etkin girişimlerde bulunmuyorlar. Egzoz gazları konusundaki mevzuat zerrece ırgalanmıyor.
   Teknecik Elektrik Santralı ile ilgili protestolara sık sık tanık olmaktayız. Bu protestolar tabii ki yerindedir, haklıdır ve takdire şayandır. Ama havamızı ölümcül şekilde kirleten gazlar konusunda, sadece Teknecik Elektrik Santralı’na odaklanmak da olmuyor. Evet; filtresiz elektrik santralı gerçekten ve kesinlikle önemli bir çevresel sorunumuz. Ama çeşitli boyutta ve nitelikte on binlerce aracın her gün salgılamakta olduğu zehirli gaz bulutlarının yanında Teknecik Elektrik Santrali’nin yarattığı bölgesel sorun nedir ki?!. Hava kirliliğimizin yüzde 40’ı egzoz gazlarındandır. Bu gerçek bilimsel ölçümlerle saptandı.
   Egzoz gazı dehşetini her fırsatta gündeme getirmekte ve ilgilileri uyarmaktayım… Bu bağlamdaki uyarılarımı Ünal Üstel’in çevreden sorumlu bakanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana kaç kez yaptığımı doğrusu unuttum. Yazılarımı gruplandırıp çetele tutmuyorum ki… Onca yayına karşın bu konuda hiçbir kıpırdanma göremiyoruz..
   Devlet denetiminden çıkan egzoz gazlarının havamızı kirletmesi doludizgin gitmekte… Bazı vatandaşlar şu espriyi de yapmakta: “Çevreden sorumlu bakanımız Ünal Üstel’in ülkede hiç durmaması bu yüzden. Ülkede kalıp egzoz gazlarından zehirlenmektense dünyayı gezip rahat soluk alıyor!..”
    *      *      *
   Burada tekrar yineliyorum: Santralın bacasını filtrelemek devlet için önemli bir maliyeti gerektirebilir. Oysa egzoz gazlarını denetlemek, para harcamadan başarılacak işlerden biridir… Egzozundan zehirli gaz saçan araçların trafikten dışlanması ve sahiplerinin cezalandırılması için polis teşkilatımıza emir vermek yeterlidir.
   Egzozlardan gün 24 saat ülkenin her yanında salgılanmakta olan zehirli gazların ölümcül etkisi, o santralin salgıladığı zehirlerin toplamından çok daha yüksektir…
   Birkaç ay önce bu uyarıyı yaptığımda Çevre Dairesi Müdüründen egzozlarından zehirli gazlar saçarak dolaşmakta olan arabaların yakalanması için polis teşkilâtından yardım istendiği açıklaması gelmişti. Bu açıklamayı da köşemde yayımlamıştım. Ama o günden bu yana zehir saçarak dolaşan araçlarla ilgili polisiye önlem alındığına tanık olamadık.
   Ülkemizde egzoz emisyon ölçümlerini zorunlu kılan yasa var… Peki de bu yasa gerekleri yerine getirilmeyecekse neden geçirildi? Bu ölçümün yapıldığına dair belge sunamayan sürücüler anında cezalandırılırlar… Araç muayene testlerinden geçirilmezler… Ama göz göre göre zehir saçan aracıyla dolaşan kanser üreticilerine karşı hiçbir yasal önlem alınmaz… Bu nasıl bir saçmalıktır? 
    *       *       * 
   Egzoz gazları ölümdür.  Bu gazlar, karbon monoksit, nitrojen oksit ve kurşun gibi kirletici zehirleri yüksek oranda içerir. Havadaki bu kirlilik, kansere, kalp ve solunum hastalıklarına;  erkeklerde iktidarsızlığa ve sperm sayısının azalmasıyla kısırlığa yol açmakta. Donanımları kusurlu bir taşıt, günde iki kilogramın üstünde öldürücü gaz salgılar…
   Sadece yerel değil, evrensel kirlenmeye de ülkemizden katkı koyuyoruz. Ulaşım sektörü, dünyamızda küresel ısınmayı tetikleyen sera etkisini yaratan gazların yüzde 20’sini tek başına üretmektedir...
   Bu ölümcül gaz bombardımanına karşın önlem alınmaması, akla şu absürt soruyu getirmekte: Yetkililerimiz, yasemin kokusunu çoktan yitiren bu ülkede, egzoz gazı kokusunu çok mu severler?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31