1974 yılından sonra ilk defa ümitlenmiştik…

Tekrar cumhuriyetimize dönecektik.

Kurtaranların çekileceği, kurtulduğumuzun tescillendiği bir döneme girecektik.

Bundan sonrası artık kolaydı.

İşimize bakacaktık.

Öyle oldu, böyle oldu derken…

Günlerce tartışılan kurtuluşumuzun olacağını sandığımız plan suya düştü.

Sonra yıllarca o plan için, “biz evet onlar hayır” demişlerdi nakaratını dinledik.

Uzayan bir nakarattı bu.

Bitmez itmezdi.

“Nakaratı geçip meyana girelim” dedik.

Kimse meyana girmedi.

Nakaratta kaldılar.

Şimdi nakarat tam unutuldu derken, yeni bir parçayı piyasaya sundular…

Ve 10 yıl sonra döndük aynı noktaya…

Yine planlar, yine tartışmalar.

“Bu seferki daha kötü” diyenler geçen seferkine “çok kötü” diyorlardı.

“Bu sefer hiç olmazsa kötünün iyisi” diyenler de “kötünün iyisi” diyorlardı.

Nasıl bir tezgah ama…

Ancak.

Şarkılar da hep böyle değil mi?

Giriş nağmesi var önce.

İnsan dinlerken hangi parçaya gireceğini kestirebilir...

Mayışır birazcık.

Sonra bekler ilk sözleri.

“İlk aşkım tek güneşim” ile eşlik edersiniz sevgiliyi düşünerek.

Ve aramak istersiniz, “Aşkım bak şarkımız” diyerek.

Ki sokaktaki lambasuyucu tüm konsantrasyonunuzu bozar.

Kapatırsınız ne varsa…

Türkiye gazetelerine düşen son plan ve harita tartışma yaratacağa benziyor.

Herkes haritaya bakarken verilecek denilen toprakların nereleri olduğunu anlamaya çalışıyor.

Ve kızıyor verecek olanlara da, isteyenlere de.

Ne vardı oysa kimse toprak istemese…

Ve vermesek…

Tüm adada söz sahibi olsak.

Oysa…

Sunucu çok kızıyordu zam haberlerini okurken…

“Kıbrıslıların sabrını mı ölçmek istiyorsunuz. Çok beklersiniz çok… Biz Kıbrıslılar…” diye devam ederken adamın yüzüne baktım.

 “Olân da,” dedim, “bu adam 7-8 yıl önce İzmir’den buraya tahsil için gelmemiş miydi?”

Tuhaf, değil mi?

Kendini ısrarla hakkı olmadığı halde bizim yerimize koymaya çalışanlar, bizim yolumuzu tıkamaya çalışanlardır…

Bunu görmekte zorlananlar, yeni plana bakarak tartışıyorlar, “Olur mu hiç… O kadar köyü verirsek insanları nereye yerleştiririz”…

Oysa çok basit bir yolu var bunun.

Ne plan gerektirir ne tartışma…

Tek bir cümle ile bu iş biter: “Herkes evine dönsün”.

Ne kendini Kıbrıslı yerine koymak isteyenler kalır, ne de “sen istedin ben vermem” tartışmaları.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31