Türkiye de yaşanan son gelişmeler pek çok kesime göre “Normalleşme” süreci olarak kabul ediliyor.

Peki, yaşananların hepsi normal bir durumun yansımaları mı?

Askerin ülke yönetiminde sivil otoriteye nazaran etkinliğinin azalması, her sorunun çözümüne etki yapar mı?

Son haftalarda artan terör olayları, yaşamını yitiren gencecik insanlar ve yaşanan acılar, geciken çözüm bu düşünceleri olumsuz etkiliyor.

Bu sorun demokratik yollarla çözüldüğü zaman bir “Normalleşmeden” söz edilebilir.

Bu benim kişisel kanaatimdir.

Terör olayının Türkiye’ye verdiği her anlamdaki zarar, büyümenin gelişmenin önündeki en önemli engeldir.

Eski dönemlere bakılınca, bugünün Türkiye’sinde ne rejim, nede darbe “Endişesi” var.

Fakat demokratikleşme ya da “Normalleşme” sadece bu gelişmelere mi bağlanmalı?

Tabi ki hayır.

Siyasi erkin iktidar gücünün artması sivilleşme adına elbette önemli.

Ama bunun sadece siyasi anlamda değil genel anlamda yayılması, yapılan bu tanımlamaları anlamlı kılar.

Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup birçok kişi kanıtlanamayan iddialarla tutuklu.

Muhalif birçok gazeteci, aydın, ayni sebepten muzdarip.

Hatta tutuklu milletvekilleri bile var. 

Tutuklu vekiller bilerek mi aday yapıldı?

Tartışılabilir.

Ama aday olunmasına mani yoksa seçilmişliğe ve vekil olunmasına da mani olmaması lazım. 

Bunların yanında “Kürt sorunu” hassasiyetini koruyor. 

Türkiye şehitlerine ağlarken, Demokratik Toplum Kongresi Diyarbakır da özerklik ilan etti.

Olay özerkliğin ilanıyla bitmedi tabi.

Devlete vergi ödememe girişimi gibi bazı iddialı düşünceler de seslendiriliyor.

Her gün çatışma, şehit haberleri geliyor.

Bu sorunlar göz ardı edilemez herhalde.

Yani her şey bitmiş değil, aksine her şey yeni başlıyor.

Türkiye basınının yaldızlı laflarla beslediği “Normalleşme” süreci bu gerçeklerin dışında tutulabilir mi?

Evet, doğrudur.

Geriye dönüş yok.

Olmamalı da.

Ama bunlar günlük yaşamada yansımalı.

Sivil yaşamın anlamı sadece, sivil otoritenin iktidar anlamında gücünün artması değil. 

Daha özgür, çok seslilik anlamında daha şeffaf, eleştiriye ve işbirliğine açık bir yapı oluşturulması kaçınılmaz.

Bugün için böyle bir durum yoktur.  

Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan’ın Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında görüntülenmiş resmi hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının kanıtıydı adeta. 

Daha öncelerine nazaran daha farklı bir protokol uygulaması yapıldı.

YAŞ toplantılarında Genel Kurmay Başkanı ve Başbakan, yani askerin en üst makamı ve siyasi yönetimin üst makamı yan yana otururken, bu defa öyle olmadı.

Bu defa Başbakan Erdoğan tek başına oturup önemli bir mesaj verdi.

Türkiye de bir şeyler ciddi anlamda değişiyor.

Sayın Erdoğan AKP’yi aşmış durumda.

Şimdiki hedef Anayasayı değiştirmek.

Ve elbette başkanlık sistemi.

Bu noktada Türkiye için bir başka durum söz konusu.

12 Haziran seçimlerinde AKP %50 oy alarak iktidarını pekiştirdi.

Muhalefetin hali içler acısı.

Her kademede etkinlik ve kadrolaşma kaçınılmaz.

Bu durum söz konusu olunca da sadece siyasi anlamda değil her anlamda “Tekelleşme” veya bir başka değişle “Tek adamlılık”  gibi bir gidişat söz konusu olur mu?

Bunu elbette zaman gösterecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31