KKTC denen bu kurumsal yapıda, hergün yeni yeni yolsuzlukların, haksız kazançların ve devletin çeşitli yollarla soyulmasının haberlerini okuyoruz. Bu arada isminin açıklanmasını istemeyen bazı okurlarımız da bize ulaştıklarında, falanı da yaz veya filanı niye yazmıyorsun diye serzenişlerde bulunuyorlar. Halbuki yazdıklarımız, ilgililerce okunmasına rağmen, ne bizden daha detaylı bilgi almak için, ne de kaynağımızın kim olduğu ile ilgili bilgi talep etmiyorlar. Bu da bizi bana ne be, bu memleketi ben mi düzelteceğim deme noktasına getiriyor. Bu arada geçen günlerdeki bir köşe yazımda, bazılarını sıraladığım kanıtlanmış yolsuzluk ve rüşvet iddialarında bile, bugüne kadar kimseye hesap sorulmaması da bizleri adeta bıktırıyor.

                                        ***

Daha önce bir internet gazetesinde çıkan bir haberde, KKTC Merkez Bankası Yönetim Kurulunda görevli bir zatı muhterem, Bankadaki kolay bilgiye ulaşma imkânlarını kullanarak, kendi yakınlarına ve kendisini oraya atayan siyasilere çıkarlar sağlamıştı. Hatta birinci derece yakını olan eşine de, kendi yönetim kurulu üyeliği ve mesleği ile bağdaşmayan, özel bir şirket kurdurması ve bu şirket üzerinden rant sağlaması da bugüne kadar göz ardı edilmiştir. Bukalemun gibi renkten renge giren bu zatı muhterem, sözleşmesi dolduktan sonra ayrıldığı ve halen boş duran KKTC Merkez Bankası Yönetim Kuruluna yeniden atanabilmek için parti değiştirerek, cumhurbaşkanı adaylarından birinin eteklerine yapışmıştır.

                                          ***

Hesap sormaya bir yerlerden başlanması gerekmez mi? Elbette gerekir. Ama eğer bu hesap sormaların ucu bazı siyasilere dokunursa, ileriye gidilebilir mi? Sanmam. Ama bir defa daha uyaralım. Bu zatı muhterem, ticari veya kamu bankalarının alacaklarına karşı haczettikleri gayri menkûlleri satışa çıkmadan önce Merkez Bankasındaki görevini kullanarak önceden öğrenmektedir. Bu şekilde elde ettiği bilgilerle mal sahibi ile açık artırmadan önce anlaşarak, açık artırmaya gidilmesini önlenmekte ve malı kendisi almaktadır. Bu şekilde aldığı bazı malları da siyasilere devretmektedir. Eşine kurdurduğu gayrimenkûl değerleme şirketine, yine bankadaki gücünü kullanarak bankaların ekspertiz işlerini aldırtmaktadır. Böyle olunca da, Merkez Bankasında görev yapan zatı muhterem, eşinin şirketine iş veren bankalara Merkez bankasında koruma görevini üstlenmiş olmaktaydı. Bunu hatırlatmamdaki nedenim, yukarıda da yazdığım gibi MB Yönetim Kurulu üyeliğine yeniden atanabilmek için bir CB adayının eteklerine sarılması ve bu yönde söz alması dolayısı iledir. Ayrıca bu zatı muhteremin Merkez Bankasında görev yaptığı sürede, ticari ve kamu bankalarınca haciz yoluyla satılan tüm gayri menkûllerin kimler tarafından alındığı ve kimlere tapulandığı ile ilgili bir inceleme başlatılırsa birçok gerçek ortaya çıkacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31