Nitekim masadaki şarap bitti…

Dostlar müsaade istediler.

Kalktılar.

Kimsi uzaktan gelmişti, kimisi ise dipteki evden.

Onlar gidince masaya baktım.

Boşalmış bardaklarla, kirli tabaklar oradaydılar.

Mezeler bitmemişti ama çoğu dökülecekti.

Masa örtüsü desen kâh şarap lekesi, kâh peynir parçası kâh…

İşte bir sürü ıvır zıvır vardı üzerinde.

“Birileri toplamalı” dedim.

Etrafta kimse yoktu.

E, haliyle kafa da kıyak olunca.

Sabah ezan vakti…

Kapıyı tık-tıklayan bir şey var gibi geldi.

Şarabın sarhoşluğu geçmemişti daha.

Gözlerim şiş, kalktım.

Sendeledim ayakta.

Tutundum yatağın bir kenarına.

Kaç bardak içmiştim.

Kaç saat oturmuştum muhabbette.

Gideceğim de, ayaklar çakıldı kaldı orada.

Bir adım.

Hadi bir adım daha.

Kapı tıkırtıları devam ediyordu.

Sonra…

Sonra ufak ufak gittim kapıya.

Dışarıda alabildiğince bir rüzgâr vardı.

Sabah erken saatte kim olabilirdi ki…

Hem canım sıkıldı bu saatte kim diyerek, hem de merak ettim.

Uzandım kapıya…

Kapı içten kilitlenmişti.

Açamadım.

-Bekle, dedim bekleyene…

Ses gelmedi tıkırtıdan başka.

Döndüm anahtarı aradım.

Oysa hiç yapmazdım bunu.

Yangına, depreme, her türlü felakete karşı anında fırlayabilmeliydim dışarıya.

Diyelim kalp krizi…

Ah ne krizdir o.

Ne geleceği zamanı kestirebilirsiniz, ne de geldiği zaman durdurabilirisiniz.

Belki içeride bayıldınız.

Belki birkaç gün hareketsiz kalacak şekildesiniz.

İçeriden kilitlenmiş kapıyı kim açabilir?

Km gelebilir yardıma?

Yanınıza kimse gelemez yoksa.

Hele şimdiki gibi çifte çifte kilidi olan kapılar…

Yanlış yapmışım.

Şarap mıydı bunu yaptıran, yoksa…

Kafam iyice karıştı.

Tıkırtılar devam ederken anahtarı aramaya başladım.

Yoktu.

Telefon olsa çaldıracağım, sesin olduğu yere gideceğim.

Anahtar bu…

Zili yok ki.

Bazı hikâyeler vardır tıpkı bunun gibi sonu yoktur.

Vardır da merak uyandırsın diye sonunu yazmazlar.

Bazı hikâyeler de vardır ki sonunu bilirsiniz ama başını kestiremezsiniz.

Talat

“Aksi takdirde, Türkiye parayı verecek, güvenliği sağlayacak, siz ise bağımsız devlet oyunu oynayacaksınız. Bu komik olmaz mı,” dedi.

Aldı beni bir düşünce…

Bu hikâyede Talat anahtarı kapıya mı takarak kilitlemişti, yoksa anahtar hikâyede olduğu gibi bir yerlerde ama bulunamıyor mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31