Bundan 50 yıl önce.

1962 yılının 23 Nisan gecesi.

İki avukat, Cumhuriyet gazetesi başyazarı Ahmet Muzaffer Gürkan ve yine gazete yazarlarından Ayhan Mustafa Hikmet.

Vahşice öldürüldüler.

Biri evinin bahçesinde kurulan pusuda, diğeri ise gece uykusunda karısı ve çocukları yanında katledildi.

Avukattılar, gazeteciydiler, aydın ve ilericiydiler.

Kıbrıs Türk Halk Partisini kurmuşlardı.

Gazeteleri Cumhuriyet’in satışları 1500’e ulaşmıştı.

Cumhuriyet gazetesinin günlük çıkması için çalışmalarını tamamlamışlardı.

Öldürülmelerinden yaklaşık bir ay önce iki cami bombalanmıştı.

Bayraktar ve Ömeriye Camii.

Türk ve Rum toplumları infial içindeydi.

Camilerin bombalanmasını araştırmak için komisyon kuruldu. Daha sonra faillerin bulunamayacağı sonucuna varılarak konu kapatıldı.

Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaşatılmasını savunuyorlardı.

Ayni düşünce o dönem Türkiye’nin de Kıbrıs politikası idi.

Dönemin Türkiye Büyük Elçisi Emin Dirvana ile zaman zaman görüşüyorlar ve ayni endişeleri taşıyorlardı. 

Ayni zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis ile de görüşmeleri oluyordu. Bombalama olayından sonra Yorgacis ve Ahmet Muzaffer Gürkan yine görüştüler. Cami bombalama olayıyla ilgili konuştular. İçişleri Bakanı Yorgacis konuşmaları banda kaydetti. Günü gelince ses bandı ortaya çıkarıldı. Ses bant’ındaki konuşmaların net olmadığı ve konuşmaların tam olarak anlaşılmadığı hala bu gün tartışılıyor.

Cumhuriyet gazetesi ve Ahmet Muzaffer Gürkan ile Ayhan Hikmet camileri bombalayanları bildiklerini ve açıklayacaklarını yayınladılar.

Ve ayni gece öldürüldüler.

Yıllar sonra emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu “Kıbrıs’ta cami yaktık biz” diyecekti. Ve yıllar öncesine ait bir tartışma yeniden alevlenecekti.

Bu iki genç ve idealist insan için bu akşam bir anma toplantısı düzenleniyor. İlk defa bu kadar katılımlı. Hatta onları Türkiye’deki Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’la ayni tutan ve Kıbrıs Türklerinin demokrasi şehitleri olarak sayan insanlar var. Kıbrıslı Türkler olarak değerlerimizi kaybediyoruz. Kıbrıs’taki yaşama dair hızla bir erozyon yaşanıyor, hem de her konuda. Kurduğumuz yapı bize ait her şeyi bitirdi.

Kıbrıs sorununa endeksli bir hayat, hayatımızdan yıllar çaldı. Kaybettiğimiz değerleri farkına vardıkça onları yeniden kazanmayı deniyoruz. Şimdi kendi içimizi düzeltmeliyiz. En başta geriye dönük hatalarla, günahları artısı ve eksisiyle ortaya çıkarmalı geçmişle hesaplaşmalıyız.

Yapılması gereken eskiyi, daha önce yaşananları, aydınlanmayan karanlık geçmişi, bunlara yön veren olayları sorgulamak ve cevap aramak. Yani yüzleşmek. Hiçbir şey karanlıkta kalmamalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5