Gözler  CTP-BG’de…

Cuma akşamı ilçe meclisleri toplandı. Her ilçe kendine göre kararlar aldı. Bu akşam CTP-BG parti meclisinin alacağı karara ışık tutacak ve aylardan bu yana sürünmekte olan Kıbrıslı Türklerin sıkıntılarını giderecek kararlar üretilecek mi, üretilmeyecek mi izleyip göreceğiz.

28 Temmuz tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel seçimlerden bu yana neredeyse bir ay geçti.

Bir aydır, UBP’nin iç sorunları, İrsen Küçük’ün sözlü istifası, Hüseyin Özgürgün’ün Ankara ziyareti ile başkanlığı, bir de hükümette bulunacak olursa talepleri konusunda DP-UG’den aşağı yanı kalmayacağı konuşuluyor. Yani halk için, Kıbrıs’ın kuzeyindeki sorunların aşılması için, ellerini çabuk tutmaları gerektiğini gösteren mesaj veya tutum yok.

Bir aydır DP-UG de koalisyonun kilit ismi olduğunu, onsuz hükümetkurulmasının zor olduğunu söyleyerek, hükümet kurma çalışmalarında halkın verdiği oydan fazla yetkiler ele geçirmenin çabasında. Kıbrıs’ın kuzeyinde olan bitenlerin, halkın güvensizliğinin ve belirsizliklerin biran önce ortadan kalkmasına yönelik mesaj hiç yok.

CTP-BG ise, seçim programına uymak uğruna, birinci parti çıkmış olmanın gereklerini yerine getirmek uğruna, kendisine verilen görevi yerine getirebilmek uğruna direniyor. Enine boyuna tartıyor, tabana gidiyor, açıklamalar gerçekleştiriyor. Seçim programında verdiği sözlerin azami tutulabileceği ortağı aradığını söylüyor. Seçmene karşı, halka karşı gerekli açıklamaları da yapıyor. Şeffaflık konusundaki sözünü tutuyor gibi görünüyor.

***

Hükümeti kurma görevi hala CTP-BG’dedir.

İlk bakışta, bu görevi, teamül gereği cumhurbaşkanı CTP-BG’ye vermiş olabilir. Ancak görev CTP-BG’ye asıl seçmen tarafından verilmiştir. Seçmenin vermiş olduğu görevi layığıyla yerine getirip getirmediğini tartışmayacağız elbette: Kimilerine göre öyle, kimilerine göre değil çünkü…

Buna karşın DP-UG ve UBP’in bu süreçte kendilerine verilen muhalefet görevi konusunda yeterince sorumlu davranmadıkları açıktır.

UBP’nin de DP-UG’nin de belirsizlikleri çok fazla. Cumhurbaşkanlığı ile, saray ile ilgili halk arasında konuşulmakta olan çok fazla söylenti var. Kendi iç işlerinde çözümlenmesi gereken pek çok mesele var. Lakin, iç sorunları, halk arasında gezinen güvensizlik meselelerine kulak kabartan yok! Bunun yerine başkanlık ve olası bir koalisyondaki koltuk sayılarını tartışmaya devam ediyorlar.

Şaşırmakta haksız mıyız? Sandıktan çıkan sonuç ortada iken, iktidar ortağı olma konusundaki cesur teklifler biraz da partiliderlerinin ve/veya yönetici pozisyondaki kişilerin  hırsları olarak algılanmıyor mu?

***

Çok şanslıyızki,mevcut geçici hükümet son derece başarılı, kararlı ve etik davranmaktadır. Aksi takdirde Kıbrıs’ın kuzeyinde çok daha zor, kötü ve tarihimize kara bir leke olarak yazılacak bir dönem yaşanıyor olabilirdi.

Siber Hükümeti, seçime kadar geçecek süreci halkın barış ve huzur ortamında yaşayabilmesi uğruna oluşturulmuştu. Bu süreçte çok önemli kararların yanında 2 büyük doğa felaketinin yarattığı krizden, bu krizin etkilerinden halkın ve yurdun en az etkilenmesi için çalıştı. Görevi devretmek için istifasını da sundu. Kendisine verilen görevi ve misyonu olabilecek en iyi şekilde tamamlamak üzere hazırdır

Koalisyon çalışmaları sırasında, DP-UG’nin de, UBP’nin de bu sürece dikkatle bakması gerekmektedir. Geçici hükümet özellikle UBP’nin arkasını toplayan, halkta yaratılan infialin moral çöküntüsü ile zararlarını azaltmaya çalışan bir görev izlemektedir. DP-UG bizzat hükümetin içinde bu görevi sürdürmektedir.

İşte bu nedenle, yine de koalisyon kurma çalışmalarındaki bu rahatlığı anlamak mümkün değildir.

***

Bu akşam CTP-BG  parti meclisi bir karar üretecek.

DP-UG cesur ve aslında seçmenin kendilerine teslim etmemiş olduğu kadar büyük bir görev-yetki alanı talep ederek bunun üzerinde ayak diremesi;

DP-UG’yi izleyen UBP’nin ise, sokakta oynayan çocuklar misali“DP-UG isteyebiliyorsa, biz daha çok oy almış ve daha fazla milletvekili sayımızla daha fazlasını isteyebiliriz” mantığı ile hareket etmesi çok manidardır. Dikkatle okunmalıdır.

28 Temmuz’un aritmetik sonucundan vaziyet çıkarmaya çalışanlar olduğunun açık örneğidir. Haksız güç ve kazanç elde etme çabasıdır.

Ve hiç etik değildir!

Ve halkın talebini görmezden gelmektir!

***

Bütün siyasal partilerin, halkın istediğine dönüp bakmaları şarttır. Eğer seçmen UBP’yi iktidarda istemiş olsaydı, onu 1. Parti olarak seçimden çıkarırdı. Eğer tabanı UBP’nin  en büyük parti olmasını isteseydi, UBP’den istifa ederek DP-UG’ye geçen vekilleri seçtirtmez, cezalandırırdı.

Eğer seçmen DP-UG’nin hükümeti kurmasını veya iktidar gücünü kendisinde toplayacak kadar birgüce sahip olmasını isteseydi, top yekün sağ oylarını onda toplar onu lider olarak sandıktan çıkarırdı.

Bunların hiçbiri olmadı!

Şimdi seçime rağmen ezilen, sömürülen, haksızlığa uğrayan halk!

Öte yanda lider olma, iktidarda olma hükümette koltukların sahibi olma çabasında olan siyasiler!

***

CTP-BG duruşunu net olarak ortaya koymuştur.

Halkın öyle işaret etmemesine rağmen, illa ki iktidarda olma çabasında olmadıklarını söyleyen CTP-BG sürece noktayı koymaya da, ileriye taşımaya da hazır olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Bu ifade doğrultusunda, halka rağmen, “nekoparırsam kârdır” şeklindeki bir mentalite ile devam etmenin önümüzdeki seçimler için CTP-BG’nin elini kuvvetlendireceği de bilinmeli, anlaşılmalıdır.

Ama ilk önce halkı unutmuş, huşu içinde koltuklara koşmanın sarhoşluğundan kurtulmak gerektiği anlaşılmalıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31