1930’larda, İngiliz Sömürge Yönetimi’nin başına, çok ünlü bir diplomat gönderilir: Sir Ronald Storrs! Storrs, Birinci Dünya Savaşı esnasında, Kahire’deki ünlü Arap Bürosu’nun başındaydı! Yâni ünlü Lawrens’in patronu! Bütün Arabistan’ı, Osmanlı’nın elinden alan adam… Savaştan sonra Sir Ronald, Filistin valisi oldu. Kendisi çok iyi derecede, Arapça, Helence ve Türkçe biliyordu. Ünlü bir Elenofil, (Helen dostu, Helen sever) olarak bilinirdi.

O dönem, Kıbrıs’ta işler çok karıştığı için, Kraliyet Hükümeti, üst düzey kariere sahip bu diplomatı, adaya gönderdi.

Storrs, sonradan yazdığı anılarında, o günkü Kıbrıs’ın gerçek sorununun, köylünün tefecilere olan borçlanması olduğunu yazar. Yüksek faiz ile tefeciden borçlanan köylü, çok da seyrek olmadığını bildiğimiz ilk kuraklıkta, tohumu bile geri alamayınca, bir faiz sarmalına giriyor ve sonunda toprağı elinden gidiyordu. Birkaç kitabımda, valinin verdiği rakamları kullandım. Meraklısı bakabilir… Bizim köyde, Pedre’li tefeci Gameno’nun adı, halâ hatırlanıyor! Şimdi, modern Gameno’lar var…

Vali’ye göre, bu işi çözmenin yolu yoktu, çünkü Kavanin Meclisi’ndeki milletvekilleri’nin çoğunluğu bu tefecilerin kendileri olmak bir yana geriye kalanlar da onların avukatları olan hukukçulardı!

Storrs, bu sorunu çözdü… Yasa ile değil, Kraliyet Emirnameleri ile…

Tefeciliğe karşı, bankacılığı özendirerek! Hem de nasıl bankacılık? Halkın kendine ait bankalar kurulmasına, ön ayak olarak… Önce Rumlar’ın aklına yattı… Sonra onları örnek alarak, Türkler de geri kalmadı. Her köyde, köy halkının gücü oranında katılımı ile köy kooperatif kredi şirketleri kuruldu. Her köyde lâkabı “Şirket” olan, bir kooperatif kâtibi vardı! Bizimki, Şirket Hüseyin idi meselâ… Bu şirketlerin patronu, üyeleri idi… Yapılan bir genel kurul ile seçilen yönetim kurulu tarafından yönetilir, köylünün finans ihtiyacını giderirdi… Böylece, tefecilik kârlı bir iş olmaktan çıktı, tarih içinde “söndü”! Kıbrıs köylüsünün topraksızlaşma sürecinin de önüne geçildi. O yıllarda adadaki üretimin, salt tarımsal üretim olduğu düşünülürse, verilen hizmetin büyüklüğü anlaşılabilir.

1958’lerde verilen bir mücadele ile Rum ve Türk kooperatiflerinin yönetimi, birbirinden ayrıldı! Cumhuriyet döneminde de (yanılıyorsam daha iyi bilenler düzeltsin) Cemaat Meclisi marifeti ile, Türk Kooperatifleri’nin yönetimine, el konuldu!  Siz sermayesini yatırıp, bir şirket  kuruyorsunuz ama öteden memurun biri gelip, o yönetiyor! Bu olay,  Kıbrıs Türk Kooperatifçiliğinin “gebertilmekte” olduğunun zaten kanıtıydı! Özetle, halkın kendi kurduğu kooperatifler, 1930 bunalımını aşmasına yaramış, 1958-60 arasında silah temini için kaynak yaratmak dahil her hizmeti vermiş, ancak  özerkliği iğdiş edilip, yönetimin elinde bir kukla haline çevrilmişti! Asıl, … Ali’nin; keyf Veli’nin…

Şimdi Koop Süt dolayısıyla öğreniyoruz ki kooperatifler, hükümete ağır geliyor! “Bizi yeyecekler” diye bağırıp, ayrıldığımız Rum kooperatifleri ise gürül gürül çalışıyorlar, halâ… Neyi ayırdınsa, batırdın be gumbaro! Uruma ne hacet?

Kimin malını, kime vererek özelleştireceksiniz be insanlar? Sizin değil ki? Devletin de değil!  Verin sahiplerine, çekin gidin…  Herkesin parasına el koymanız yetmedi, şimdi de başkalarına mı peşkeş çekeceksiniz? İngiliz herifin engel olduğu mülksüzleşme sürecimizi siz mi tamamlayacaksınız?

“ Türk düşmanıydı” dediğiniz Storrs kadar olamadınız… Sömürgeciler kadar hayrınız yok!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31