Hristofyas  “Başkanlığa”  adaylığını koymayacağını açıkladı.  Nedenini de çözümün başarılamamasına bağladı.  Ve ekledi:  “Bundan sonra da çözüm olacağına inanmıyorum…”

Önce Hristofyas’ın bu açıklamasını,  “sadece müzakerelerde değil,  sosyo ekonomik yönden de başarılı olmadığının gerçeklerinde, yeniden aday olsa bile kazanamayacağını bildiği için uydurduğu  bir bahane olarak  algıladım.

Fakat sonra düşündüm ki öyle bile olsa,   özellikle müzakereler sürecinde direktiflerini  “Ulusal Konsey”den alırken  “çözüme ulaşamamayı”  bahane yapmayabilirdi…  Oysa Hristofyas bu konuda ısrarlı oldu.   Üstelik  doğruydu. 

NEDEN DOĞRUDUR: Çünkü Rum halkına, yeniden dönüleceği  vaat edilen  Kuzey’i kurtaramadı!  Sadece Hristofyas değil,  öncesinde Papadopulos da öteki Rum liderleri de Ulusal Konsey’leri ile birlikte hep bu vaatte bulunmuşlardı… 

Siyasi görüşlerine göre  “Türkiye gidecek Rum ahali büyük oranda Kuzey’e dönecek,   Federal kanatlarda yönetsellik ağırlığı kendilerinde olacak, Güzelyurt’la birlikte en az  elli altmış köye yeniden yerleşilecekti…”         Ve sonrası istedikleri gibi olacaktı:  Yani zaman içinde tüm adada oluşturulacak bir Rum egemenliği!

Düşünün ki bu idea haline getirdikleri tasavvurları nedeniyle,  sırf  Tüm Kıbrıs’ın Tanınmış tek devleti oluşlarını yitirmemek için Annan planına bile hayır dedilerdi!  Varıp da Kuzey’deki Türk’ün  “devletçiğini”  tanıma zorunda kalmamak için!

…Kısaca Hristofyas devri belli ki kapanacak. Muhtemelen DİSY’nin Anastasiadis’i Başkan olacak..

İnanın Kıbrıs siyasi sorunundaki tutumlarında tırnak kadar farklılık olmayacaktır. Çünkü 1974  Kuzey Güney gerçeği oluşalı beridir tek stratejileri  “ya hep ya hiç”  üzerinedir.  Ya Tüm Kıbrıs’ın egemeni olacaklardır yahut çözümsüzlüğü sürdürüp Güney’de tek devlet avantajını kullanırken,  Kuzey’i  “tükeneceği”  güne kadar dünyadan tecrit edeceklerdir…

****

KKTC’DE YAŞANAN OLAYLAR “ÖZELLİKLE”  PROVAKE EDİLMEKTEDİRLER.

Lefkoşa Belediyesi’nin Bulutoğluları Başkanlığında kente yansıtılan hizmetlerin,  örneğin CTP’nin Kutlay Erk dönemine göre çok ilerilerde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Ve hatırlatalım:  CTP’ye  seçim kaybettiren nedenlerden birisi de  “Lefkoşa belediyesindeki”  o başarısız dönemdi.  Tutun ki kırılma nedenlerinden  birisiydi. 

UBP de benzer olayı yaşamaya başladı.  Yalnız Bulutoğluları’nın  “Belediye hizmetleri yönünden başarısız olmasından  dolayı”   değil.  O hizmetler için sonradan ödeyemeyeceği oranlarda  borçlanmasından bir,   Belediye’nin çapını aşan  işlere  soyunmasından iki ve de KKTC’nin siyasi kanseri olan  “popülizm ve partizanlık”  virüslü tutum nedeniyle Belediye’de  kapasitesinin üzerinde istihdamlar yapılması üç…

Ancak tüm bunlar  önce DP sonraları   atladığı UBP Hükümeti döneminde ve bilgilerinde oluverdilerdi.  Nitekim   Maliye Bakanı Tatar,   Bulutoğluları’nı çıkmazdan kurtarmak için  çok para akıttığını söylemektedir.

SONUÇ:  Sen eğer  üç ay işçilerini ödeyemezsen hem Belediye hem de hükümet olarak şaibe ve töhmetten kurtulamaz hiçbir bahane ile  gerekçe de haklı olamaz.  Üç ay parasız kalmak ne demek,  korkunç bir olay! 

O zaman grevler de mübah olurdu,  taşkınlıklar da olağan karşılanırdı.

ANCAK: Diğer sendikal eylemlerde de görülüyor.   Siyasi görüş ve eğilimleri  Türkiye’nin adadan gitmesi üzerine oturmuş sendikalar nerede bir başka sendikal eylem varsa anında orada bitmektedirler.  Bir yandan   Türk tarafını  çözüm istemeyen taraf olarak suçlarlarken,   bir yandan da gitgide dozu  artırılan  gösterilerle ne yapıp edip  “polisle çatışma”  ortamları yaratacak provokatif olaylar yaratmaktadırlar!   Sonra da açıklamalar yaparak  “Devlet teröründen”    söz etmektedirler.

Lefkoşa Belediye emekçilerinin son gösterilerine de yine bu sendikalar karışmışlar,  sonuçta Polisi harekete geçirerek  amaçlarına ulaşmışlardır… 

VE ARTIK, BAKIN NASIL SENDİKAL EYLEMLER OLAGELMEKTEDİR:  Mesela bir sendika greve gitmektedir.   Diğer sendikalar anında destek beyan etmekte,   ispat için onlar da eylem yapmaktadırlar. Ancak ille de Meclis’e yahut Başbakanlığa yürüyeceğiz diyerek ısrar edince karşılarında polisi görmektedirler…  Bu kez  “vay polis bize şiddet uyguladı”  diyerek ertesi gün yeni bir eylem başlatmaktadırlar…  O eylemleri bitmeden bu kez de  “hükümeti istifaya davet”  eylemleri  yapmaktadırlar… 

Derken yıl üç yüz altmış  beş gün,  pire ısırdı çık yukarı kabilinden memleket işi gücü bırakmış sadece sendikal eylemler ve grevlerle iştigal eder duruma sokulmuş olmaktadır!

DİKKAT:   Bir memleketin altını ancak bu kadar güzel oyabilirsiniz.  Ne var ki  bu  planlı programlı eylemler,  kendilerine göre  “ihtilal”  kokulu kitlesel hareketler,  tabi ki UBP hükümetini istifaya zorlamak amacında bir  provokasyon olabilir ama kesinlikle  “bunlar gitsin yerine mesela CTP iktidarı gelsin”  diye bir hedefleri de yoktur…  

YA NE VARDIR:  Yukarıda sözünü ettikti.   “KKTC bu krizlerde boğulup çöksün,  bir daha belini doğrultamayacak çaresizliğe düşsün ve halkın da canına tak ettiği son kertede  Rum’un istediklerine evet denilerek  “birleşik Kıbrıs”a  dayalı çözüm gerçekleşsin.”   Tabi Türkiyesiz!  Askersiz!  Garantisiz! 

Nitekim denemesi bedavadır:  UBP’den sonra hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin sendikal eylemler hiç bitmeyecek devam edecektir… Buna karşın tutun ki  “son sözümüz”  şudur:  “Yönetim kadrolarının her hatası,  misli ile topluma ödetilen  cezaları getirir.  Bu memlekette  “yöneticiler”  yüzünden  “cezaların bedellerini”  ödemekten bıktık usandık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31