Bir yandan Hükümeti “iyi yönetemediğ” için yarattığı krizlerle suçlarken, öte yandan serzenişte bulunuyor ve şöyle diyorduk.

“Artık KKTC’nin de yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğu dolayısıyle icraatların reformlar düzeyinde değişiklikleri ön görmesi gerektiği bir dönemde; UBP iktidarının Lefkoşa Belediyesi arbedesi yanında kendinden menkul Kurultay krizleri çıkartarak memleketi kısır siyasetlere kilitlemesi, beterin beteri “kötü yönetiminin ispatı oldu!”

Sonraları “iş yapamaz duruma gelen hükümet” şikâyetlerimiz ise ayyuka çıktıydı! Oysa şom ağızlıymışız! İftiracı ve müfteriymişiz! İşte bakın bu hükümet sorunları nasıl çözmekte.

MESELA BELEDİYEDEKİ SORUNU ÇÖZDÜ: Neydi sorun? Artık maaşlarının ödenemeyeceği kadar şişirilmiş kadrosu ile devletin bütçesini de yutmaya başlayan Lefkoşa belediyesi çalışanlarının, “ya aylıklarımızı ödersiniz yahut greve başlarız” diyerek greve gitmeleri.

Sonuçta Lefkoşa toplanmayan çöplerden koktu! Salgın hastalık tehlikesi baş gösterdi! Çare olarak Lefkoşa Kaymakamı Belediyede kayyum olarak görev teslimi aldı! Buna karşılık Bes-Sen’le bir türlü anlaşmaya varılamadı! İşler o boyutlara geldi ki sendika Güney’e geçip Hristofyas’ın himmetini isteyecekti…

Derken hükümet hem üç aylık alacakları ödemeyi hem de sendikanın öteki tüm isteklerini kabul ederek çalışanların yeniden işbaşı yapmalarını sağladı!

Şimdi halk soruyor: Eğer sendikanın dediği olacaksaydı, neden aylardır Lefkoşa halkına o pislikle zulüm reva görülüyordu?

UBP KURULTAY SORUNU DEVAMDA: Bir buçuk ayı aşkın süredir hükümeti kilitleyen sorun devam ediyor. Önceleri Lefkoşa Kaza Mahkemesinin hükmüne, sonradan İstinaf Mahkemesi kararına karşın!

Hem de daha Kurultay sonuçlarından hemen sonra “2. tura” gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu yoldaki Emin dayı bile anlayıp söylerken!

Başbakan anlamadı! Hâlâ da anlamak istemiyor ki bu kez de Yüksek Mahkemeye gideceğim diyor! Oysa hiç gerek yok. Birinci tur Kurultay’dan sonra 2. ine gitseydi bu sorun biterdi! Zaten başka çaresi de yoktu! O zaman soralım. Bu kadar açık seçik gerçeğe karşın neden bunca zamandır memleketi UBP Kurultay’ı ile meşgul ediyor?

ELEKTRİK KURUMU İLE DE SORUN BİTTİ: Kimin istekleri sonucunda? Kurumun! O zaman neden “elektrik kesmelerine” kadar varan arbedeler yaşandıydı!

ŞİMDİ BİR DAHA SORALIM. Bu hükümet mi TC ile imzalanan Ekonomik ve Mali Protokolü uygulamaya koyacak?

Bırakın adına “reformlar” denilen “KKTC’nin yeniden yapılanmasına” yönelik değişimleri. Onlar da gündeme gelirlerse biline ki “plan programlara” uygunluğunca değil, “çalışanların, sendikaların, muhalefetin” istediklerince uygulanacaklardır!

O zaman bir daha soracaksınız: Pekala İrsen Küçük hükümeti ne işe yaramaktadır? Sakın hiçbir işe yaramıyor demeyin. İşte onun da ispatı: *****

EŞEĞİNİ DÖVEMEYEN SEMERİNİ DÖVER

Zannedersek bugüne kadar TC ile imzalanan protokollerin sayısı çoktan yirmileri orsa etmiştir. Durumlarımız ortada! Türkiye hem ekonomik hem de çalışanların maaşları yönünden mesafe kat eder, özellikle sağlık hizmetleri ile bankacılıkta dünyanın örnek aldığı ülke konumuna geçerken, biz gitgide hemen her alanda geriliyoruz!”

Mesela eğer dün Ankara’nın on kuruşuna ihtiyacımız var idiyse, bugün yirmi kuruşuna ihtiyacımız vardır. Zaten Ankara da bunu bilmektedir, KKTC ile bir protokol daha imzalayarak “bunları gerçekleştireceksiniz” demiştir…

Demiştir ama yukarıda yazdıktı: Bu hükümet artık bu protokolü uygulamaya sokamaz. Önce “yönetim erki” kalmadı. Sonrası ise hiç bilinmiyor. Asıl kötüsü de bu oluyor! ***** BUNA KARŞILIK HÜKÜMET NE YAPTI? Son tedbiri devletin hazinesini kurtarmaya yönelik operasyon olmalı, bilumum ruhsatlarla harçlara zam yaptı! Yapmamalı mıydı?

Güney bile sallanır, dünya ekonomik ve mali krizler nedeniyle tedbirler alır, yatırımlar dondurulur, kalkınma hızları düşerken… KKTC sadece Ankara’ya dayalı parasal yardımlarla, “öyle geldi böyle gider” kolaylığında ahkâm kesemezdi! Bugün değilse yarın zamlar da kapısını çalacaktı, tasarruf zorunluğu da…

BUNU KABUL ETTİK: Ancak vermeden almak Allah’a mahsustur! Kendi Kurultayını bile halka fatura eden, basiretsizliği nedeniyle memleketi yangın yerine çeviren bir hükümet hükümetle karşı karşıyayız. (Tabi Ahmet Kaşif’in de ayni parti ile Hükümetin bir devre Bakanı ile milletvekili olduğu gerçeklerde sütten çıkmış kaşık olmadığını da unutmuyoruz!)

VE EKLİYORUZ: Dört yıldır kamu görevlilerinin maaşları dondurulmuştur. Oysa bu süre içinde Türkiye periyodik aralıklarla iyileştirmelere giderek Kamu görevlileri maaşlarına yaptığı zamlarla üzerimize bile çıkarmıştır!

Öte yandan Üniversiteler ülkesi olacağız vaadlerine karşılık oralarda da istenen oranda öğrenci sayısına ulaşılamamıştır!

Turizmi “lüks otellerin kumarhanelerinden” kurtarıp çarşı pazara yansıtamamışsızdır! Tarım sanayi gitgide tıkanan ihracat nedenleriyle kötü günler geçirmektedirler... Falan…

Tutun ki “battık mahvolduk” demeye alıştık! Alıştık da hiç mi gerçek payı yoktur? Mesela bugüne kadar başta hükümet olmak üzere kim sordu her yıl üniversitelerden mezun olan gençlerin ne olup olmadıklarını ne yapıp ne yapmadıklarını!

Ki asıl büyük sorun o gençlerin durumudur. “Çalışan” kesimlerle bugünü kurtarmak mümkün. Bu gençlerle yarınları nasıl kurtaracaksınız? TC’den nüfus kaydırarak mı? Düşünün!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31