Nikos Anastasiadis’in göreve geldiğinden bu yana müzakereler konusunda net olarak ne yapacağı ve niyetinin ne olduğu hala beli olmadı...

İlk günden bu güne ekonomik kriz ve Troyka ile uğraşan Rum Lider, son zamanlarda Kıbrıs konusu ile ilgili çalışmalarını yoğunlaştırmaya başladı...

Türk tarafının çözümsüzlük konusunda genellikle “Rum tarafını” suçlaması bilinen bir gerçek...

Hatta nerdeyse çözüme yanaşmasınlar beklentisi ile çözümü isteyen tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğu argümanı, her daim ön plana çıkartılmıştır...

Peki, çözüm isteyen Kıbrıs Türk tarafı bu güne kadar somut olarak ne yapmıştır?

Annan Planı döneminde sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin desteği ile meydanları dolduran on binlerin arkasında gerçek liderler olmadığı gibi dönemin hiç bir hükümeti çözüm yönünde net tavır ortaya koyamamıştır...

Örneğin Rumların en hassas olduğu mülkiyet ve “yerleşikler” konusunda Türk tarafının net duruşu oldu mu?

Sayın Eroğlu, “KKTC” vatandaşlarının tümü bizim vatandaşımızdır ve kalacaklardır” derken, Sayın Talat, 50 bin civarında bir rakamda anlaştığını söylediği…

Ama Hristofyas’la dahi bu işi netleştiremedi...

Şimdi Anastasiadis 22–29 Eylül arası New York’a gidiyor...

Görüşmelerin yeniden başlayacağı Ekim ayı öncesinde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına bakış açısıyla ilgili uluslararası camiaya ve Türkiye’ye “çok önemli mesajlar vermeyi planladığı” haberi verildi.

Politis Gazetesi, “Başkan Sinyal Veriyor… Kıbrıs Sorunu 22–29 Eylül’de New York’tan Başlıyor” manşetini attı…

Politis, BM Genel Kurul toplantısı kapsamında gerçekleşecek olan Anastasiadis’in mesajlarını, gerek BM Genel Kurulu kürsüsünden, gerekse Kıbrıs sorununda geleneksel rolü olan temsilciler ve devlet başkanları ile ABD’de yapması beklenen temaslar çerçevesinde vereceğini yazdı...

Kıbrıslı Türkler bunun neresinde diyecektim ki, bir parmak bal çalarcasına alt başlıkta haberi gördüm...

Anastasiadis’in, muhtemelen Maraş ve/veya doğal gaz gibi “güven yaratıcı” önlemlerle ilgili önerisine ilişkin ifadelerle Kıbrıs Türk tarafına da sesleneceği belirtildi...

Kıbrıs sorununa ilişkin niyetleriyle ilgili sinyaller de verecekmiş...

Öyle görülüyor ki, bu konuda Rum Liderliği boş durmuyor...

Görüşmecisini de tayin etti...

Mavroyannis’i Ulusal Konsey kararı ile bu göreve getirdi...

O dönemdeki haberlere göre Anastasiadis, görüşmeci meselesini vakti olmadığından değil, Türkiye ile direk görüşebilme manevrası çerçevesinde geliştirdi...

Yılardır Derinya’da gerçekleştirilen “anti işgal” etkinliklerinde bu yıl yine durum farklı değildi...

Ancak Maraş konusundaki hareketliliği destekleyen çok önemli mesajlar geldi Anastasiadis’ten...

“Maraş konusu Ekim’deki müzakereler öncesinde bitirilmeli” sinyalini verirken, bunu neye dayanarak söylediğini saklı tuttu...

Belli ki bir yerlerde, bir şeyler pişiriliyor...

Eroğlu’nun son Brüksel ziyareti de bunu destekler nitelikte...

Ancak bu konuda kuzeyde koalisyon pazarlığı haricinde gözle görülür bir şey yok...

Milletvekilliği seçimlerini geride bırakan siyasilerimiz, bayramın ardından hükümet kurma çalışmalarına başlayacaklar...

Uzun bir süre kim kiminle hükümet kuracak tartışması ile şekillenecek kuzey gündeminde yine Kıbrıs Sorunu olmayacak...

Müzakerelerin başlaması öncesi hazırlık yapılması gereken bir dönemde yine koltuk kavgası yaşanacak...

“Nasıl olmasa müzakerelerde ne yapılacağına Ankara karar verir” diyerek sorunun en büyüğü için yine inisiyatif alınmayacak...

Anlayacağınız çoğunun dediği gibi “hükümetçilik” oynanacak...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31