İrsen Küçük Başbakan oldu olalı bazı çevreler bunu hiç hazmedemedi gitti. Hoş; milletvekillerinin bazılarında da Başbakan olma hevesi de her geçen gün artıyor gördüğüm kadarıyla. Bu da işin bir başka boyutu ama bunu zamanı gelince konuşacağız. Daha zamanı var. Meclis Genel Kurulu dün toplanamadı. Ergün Serdaroğlu gelemedi, Ertuğrul Hasipoğlu’da Türkiye’de kısıldı. Peki olacak iş mi bu?

Özelleştirme gibi önemli bir yasa meclisin gündeminde ancak Hükümetin Meclisi açacak çoğunluğu yok. Şimdi ben yazınca kötü oluyorum ama birileri bu hükümeti rezil edince iyi mi oluyor? O nedenle biraz eşeleyelim bu konuyu bakalım. Başbakan İrsen Küçük başkanlık görevini devralmasının ardından gerçekten kötü imajı bulunan bir UBP devraldı. UBP Hükümetinin imajının yerlerde süründüğünü, verilen hiçbir sözün tutulmadığını, vatandaşın adeta isyanda olduğunu unutanlar varsa unutsun, ben unutmadım ama.

Peki şimdi öyle mi? Değil beyler, değil. İrsen bey bu Hükümetin hem prestijini kurtardı hem de insanlara yeni ekmek kapıları açtı. Kurultay için yazı yazmak belki erken ama ismi lazım olmayan şahıs her türlü operasyonu deniyor da deniyor. İç karışıklık yaratmak bir partiye heralde yapılacak en büyük ihanettir. Büyükler ihanet yapmaz derler ama büyükler yapmaz.

HÜKÜMET MECLİS AÇAMIYOR

Hükümetin 27 milletvekili var. Sayısal olarak yeterli ama nitelik olarak yetersiz olanlar yüzünden işte bu sayı sadece sayısal olarak yeterli kalıyor. Haftalardır UBP hükümeti Meclisin açılmasında sorunlar yaşıyor, hatta geçtiğimiz hafta Mec-Sen’in bir eylemi olmuştu. Dün Özelleştirme yasasının görüşmesi vardı ki Hasipoğlu ile Serdaroğlu’nun katılamamasından ötürü “hade adını öyle koyalım” Meclis gene açılamadı ve bir hafta sonraya ertelendi.

UBP’NİN GENELİ ÖRP’YE SICAK BAKIYOR

Ardından Mecliste Parti grubu toplantı sonrasında Parti Meclisi. Gündem bildiğim kadarıyla ÖRP’nin UBP’ye katılımıyla ilgiliydi.  Güvenilir kaynaklardan aldığım kadarıyla birkaç kişi hariç ÖRP’nin UBP’ye katılımına oldukça sıcak bakıyor. Neticede hem Mustafa Gökmen hem de Turgay Avcı kendi bölgelerinde güçlü insanlar. Ve her ikisininde UBP’ye katacağı çok şey var diye düşünüyorum. Başbakan İrsen Küçük’ün Türkiye’ye gidip Başbakan Erdoğan ile görüşecek olması ise apar topar bir durum değil, çok önceden alınmış bir randevu ancak Çarşamba günü Turgay Avcı’nın önce İstanbul sonrasında da Ankara’ya gidecek olması da önceden alınmış bir randevu.

ÖRP İLE BİRLEŞME KAÇINILMAZ

Ortada bir gerçek var ki UBP 27 gibi hassas bir milletvekili yapısıyla bu yolu yürüyemez. Bu bir gerçek. Başbakan İrsen Küçük’ün yaşadığı sıkıntıları hep birlikte görüyoruz. Bu olacak iş değil. Hükümet sürekli zor durumlara düşüyor ya da düşürülüyor. ÖRP görüş ve çizgi olarak UBP ile tam anlamıyla örtüşüyor bence. Kaldı ki hem UBP hem de ÖRP Ankara Hükümeti ile sıcak ilişkilere sahip. Yani ÖRP’nin UBP’ye katılması UBP’yi zenginleştirmek le kalmaz çok daha ileriye götürür. Bölgesel anlamda bu durumdan rahatsız olanlar var, isimlerini sadece şimdilik zikretmek istemiyorum, bu da şimdilik ama heralde bir Hü-kümetin kaderi bu birkaç kişinin meydan okumalarına kalacak değil. 

UBP-ÖRP birleşmesi bana göre şu andan itibaren kaçınılmazdır ve bu sürece girilmiştir. Bu benim inancım ama olması gerekende böyle. Başbakan İrsen Küçük olabildiğince iyi bir ivme yakaladı ve bu ivmenin yol kazasına uğramaması için UBP-ÖRP birleşimi derhal gerçekleşmeli. Aklın yolu birdir.

İŞTE BELGELER

El-Sen başkanı Tuluy Kalyoncu ile ilgili güvenilir kaynaklardan bana ulaşan bir haberi yayınlamış ve Kalyoncu “bir yılda 13.cü maaş dahil toplamda brüt 89902.02 tl maaş almıştır.yani 35.5 gün ile 9 gün de mesai çalışarak bir yılda toplam 101599.38 TL almıştır yani günlüğü 2283.13 TL kazanmıştır” görüşünü ortaya koymuştum. Hatta Sn Kalyoncu olaki bana ulaşan bu bilgi yanlışsa cevap hakkının baki olduğunu belirtmiştim.

Dün tüm gün Sn Kalyoncu’dan bu yönde bir açıklama bekledim.  Ama gelmedi. Yazının altına yapılan yorumlara baktım oldukça rencide edici olanlar vardı ama önemsemedim. Beni arayanlar oldu ve bu yazıya kendimin dahi inanıp inanmadığımı sordular, kimileri eleştirdi kimileri umarım belgen vardır dedi. Hatta birçoğu inanmadı, yalan yazdın dedi. Keşke yalan yazmış olsaydım da özür dileseydim. Ama yazdıklarım ve bana ulaşan bilgiler gerçek. Aşağıda resmi belgeleri yayınlıyorum. İsteyenler devletin kurumlarından bu bilgileri tedarik edebilirler.

Bir sendika başkanı koca bir yılda işe sadece 35.5 gün işe gidecek, kendine ek mesai yazdıracak ve yıllık maaş olarak brüt 101599 TL kazanacak, sonra da KIB-TEK özelleştirilmesin diyecek. Olmadı başkan. Sendika başkanlarının sendikadaki görevleri nedeniyle işe gitmemeleri normal karşılanabilir, o da bir yere kadar ama işe gitmemelerine rağmen kendilerine ek mesai yazdırmaları izah edilecek bir durum değil.

Açıkçası El-Sen adına üzüldüm.

BAŞKA SENDİKALAR DA VAR

Başka büyük sendikaların başkanları da var diye duyumlar alıyorum. Bana bazılarının isimleri verildi. Elime belgeler ulaşırsa onları da yayınlamaktan çekinmem.

İşte belgeler:

belge1.jpg

belge2.jpg

belge3.jpg

AHMET HAVUTÇU’YU TAKDİR ETTİM DOĞRUSU

Maliye Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Havutçu tam bir bürokrat. Disiplinli ve prensip sahibi biri. Kısa bir süre önce geniş bir ekiple Erzuruma gitmiş. Bir sohbetimizde öğrendim ki Havutçu kesinlikle yol harcirahı almıyormuş ki en doğal hakkı yol harcirahı almak. “Prensiplerime ters” diyor Havutçu. Keşke her bürokrat Havutçu gibi olsa. Meslektaşım Alihan da fotoğrafta yer alıyor. Ne işi varsa Havutçu’nun yanında; av mevsimi da değil…

***

BU ADAMLAR MİLLETVEKİLLİĞİNE ADAY MI?

Ben meclis günlerini kesinlikle kaçırmam ve özellikle her pazartesi giderim. Son bir aydır her pazartesi gittiğimde yan yana bulduğum ve birbirinden ayrılmayan bu ikiliyi farkettim. Biri Lapta Belediye Başkanı Fuat Namsoy diğeri de Girne’li koyu UBP’lilerden işadamı Hasan Uzun. Sordum tabii “ne işiniz var  her pazartesi Mecliste, aday mısınız diye? Bakıp gülümsediler sadece. Bu evet demek sanırım. Hade izah edin şimdi memlekete bakalım.

***

METÇAOĞLU YORULMAK BİLMİYOR..

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İhtiyat Sandığı Dairesi  Müdürü Mehmet Metçaoğlu’nu tanıdım tanıyalı sürekli toplantıya girip çıkan, yoğun bir iş temposunda uğraşan ve aşırıdan da aşırı yardım sever bir adam olduğunu öğrendim. Geçen gün İhtiyat Sandığına seslenmek için uğradım, “toplantıda” dediler çıktı seslendi sağolsun ama yüzündeki ifadeye bakıyorum da şimdi “hade be gökhan da işim var çok” der gibi bakıyor.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31