İçimizde cinselliği önemsemeyen var mı? Yok. O zaman bu yazının edeplice yazılmasının gereği kaçınılmazdır.

Cinsellik için iki ayrı cins ve birleşmenin gerçekleşmesi içinse iki ayrı cinsel organ gereklidir. Bazı deyyus ve kendini bilmez cinsler vardır ve bu deyyuslar hemcinsleriyle hem de hemcins organları vasıtasıyla bu cinsel birleşmeyi yaparlar ki tasvip etmemiz söz konusu bile değildir. Biz hem ayrı cins hem ayrı organla yapılan cinsel birleşmelerden bahsedeceğiz daha çok.

Cinsellik kırıtmalıdır. Çünkü kırıtan her şeye bakılır. Kırıtma akabinde kıvrılmayı getirir. Kırıtmayan ve kıvrılmayan bir cinsellikte birleşmeden bahsedilemez. Kırıtma yeri ile kıvrılma yeri cinsellik esnasında birleşirlerse daha bir organsal-sevici durum yaşanır. Şöyle düşünürsek; her türlü hasret ki ortada bir de mektupla uzayan kederli bir hasret mevcutsa onların kavuşacak olmaları umudu ve kavuşmaları ne kadar kudretliyse, kırıtanla kıvrılanın birleşmesi de o kadar kudretlidir. Cinsellik, iki ayrı cinsin uzuvlarının hasretle birbirlerini bulmalarıdır. İyi düşünün. O kırıtan o kadar güzel seyrelmiştir ki yanınızdan kıvrıldığınız andan itibaren hasretle iç çekersiniz. Ve aşk; onu çıplak düşündüğünüz ilk andan itibaren başlar.

Müsabaka genelde yatakta yapılır. (başka deyyus yerlerde de yapanlar vardır ama biz yatarak ve yatak vasfıyla yapılanlardan bahsediyoruz) Herhangi bir düş kırıklığı ya da iç burkulmaması için mutlaka dokunmayla hissetmek gerekir ki o mevzuda kıvrılanla kırıtanın bazen hunharca bazen kibarca bazen dur durak bilmeden bazen de içini çeke çeke yavaşça merhabalaşması ve mutlaka birleşmeden evvel tanışmaları lazımdır. İşte bu merhabalaşma dokunma yoluyla yapılır ki dokunulan yerlerde onu hatırlatacak yani bir diğer ki karşılaşmalarında tanımalarını sağlayacak birkaç ipucu olsun diye. Evet, şöyle de denebilir, aşkın ipucu cinselliktir. Ya da cinsellik o aşkın iki kişi üstünde bıraktıkları izdir. Birlikteyken ikisinin yüzü olması fakat ayrıldıklarında vücutlarının dolaylı yerlerinde yara izi yapması da bundandır. Bir daha onunla hiç sevişmemekse –sevişmeyecek olmaksa- esasen bir yaranın en kötü izidir. O yüzden inanın cinsellik çok önemlidir. Cinsel yerlerinizi önemseyiniz. Onlardan utanmayınız. Zaten siz istediğiniz kadar utanın aşk utanmazdır. En sonunda seviştiğiniz yere ve size bırakılanlara baktığınızda geriye utanç verici olarak kalan o ayrılıklardır ki her zeminde (yataksız da) ayıptır. Aşk bir yerden sonra iz bırakmayabilir ama cinsellik muhakkak tenlerde iz bırakır ve aşkın bu kadar acı çekmesi de cinselliğin bok yemesidir. Tabi ne kadar bok yemenizle ilgili.

Ayrıca düşünün bir; ne fena ne üzgün ne erdemli ne kocaman ne halt bir şey bu, iki insanın birbirine dokunması, dokunmak, kimse istemediğine dokunmaz, dokunmak, birlikte dokunmak, aşk işte basbayağı aşktan da başka dokunmak ve fazlası ısırmak; ayıp mı? İyi dokunmak lazımdır çünkü ikinci bir karşılaşmada (müsabaka dışı olan) birbirlerine artık o kadar yabancı olmayacaklardır. Artık o kadar yabancı olmamaksa aşktan sayılabilir. Cinsellik, aşkın uzvudur ve bazılarının çirkin ya da pis bulduğu gibi bir şey değildir; yatağa girmemiş bir aşk insanın doğasında sevmeden sayılmaz. Bütün sevdiğiniz ve aşkla içinizin kıvrıldığı ya da kıvırttığınız o insanlarla cinselleşiniz. Henüz cinselleşmemişseniz sizinkisi aşktan sayılmayabilir. (Tabi bu bahiste namahremini gerdek gecesine yani kocasına ya da başka deyişle ilk erkeğine saklayan ‘duvarlara’ yazılmamıştır. Yazının da böyle bir derdi olmadığı gibi o ‘duvara’ toslayacağını bilmektedir. Zaten konumuz ‘duvar’ değildir; müsabaka seven aşklardır.)

Velhasıl aşk tanımak ister ve çıplak olmalıdır iki insan birbirine. Soyut algılanmasın, olduğu gibi ve olabildiğine somut düşünülsün cümle; çıplaklık muhakkak gereklidir. (yani üstünde hiçbir şey olmadan anadan üryan şekilde yazılmış bu yazı gibi.) Aşk soyunmak ister. En ücra köşelerine değin tanımak ister. Onun bilmediğin hiçbir yeri kalmaması ise daha öpülesi bir yerdir. Henüz hiç ya da tam olarak tanımadığı halde âşık ve sevda ve olup bittiğe gelen ziyanlar o çıplaklığı anlayamazlar. Ve sizi bilmem ama insan en duru halinde çıplakken oluyor. Çünkü çıplak olan her şey yalansızdır. (hala soyut değildir algı olabildiğine somut düşünülmesi anlaşılırlığı daha da artıracaktır) Çıplakta tereddüt yoktur. Zaten “yiğidin malı meydandandır” sözü atalarımızındır ve buradaki ‘mal’ yalansızlığı anlamından kullanılmıştır. Meydansa sanırım, bir sevmenin içi ya da hayatın herhangi bir köşesi olabilir. Hayır, yarın sokağa çırılçıplak çıkınız gibi manyak-fikirli bir şey demiyorum, ama çıplak olmaktan korkmayınız, utanmayınız, mümkünse hangi insanı tanıyorsanız üzerinizde ne varsa çıkarın onu tanıdıkça. (burası soyut tahayyül edilebilir.)Çünkü, korkudur ki en çok giyinmek ister. Korkudur ki hep bilinmeyenden gelir. İnsan bildiklerinden korkmaz. Korkmazsa eğer, sevişmekten korkmamak gereklidir. Cinsellik iyidir. “İnsanın duyumunu artırır”......

Ben bir kere çok yakından gördüm kardeşlerim.

Ve o kadını çok sevdim. O gidip bir başkasını sevdi ama.

Yaşı da o denli müsait değildi yalan söylemeye.

Söyledi fakat.

Çok küçüktü. Küçücüktük.

Kalbini demirle ezip serçe parmağına bir yalan uydurdu. Serçe parmağının yanındaki de hemen inandı bu yalana.

Ve giyinikti –hatta başında beresi bile vardı-bunları yaparken.

Ama öyle çıplaktı ki içimde –ve bir türlü giydiremiyordum onu-

Ve çıplak yüzü öyle donuktu ki dokunamadım ona.

Dedim; neden çıplak ve dokunmak gelmiyor çıplaklığına, neden?

Bir daha hiç kimseye o kadar soyunmuş mudur bilmem ama

Haberi olsun bendeki çıplaklığını giydiremedim ben daha.

Ama inanın yakından gördüm.

O zaman –uzun zaman evveliyat- dedim ki;

Çıplaktır her insan doğduğunda. Sevmeye ve aşık olmaya başladığında da. Ve tertemiz dokunurken ve yalansız öperken onu ve fısıldarken kulağına da, çıplaktır. Yani bütün kırpılmamış katlanmamış çizilmemiş yanlarında hayatın. Ama giyiniktir insan, dedim. Büyüdüğünde, yalana alıştığında, kirlendiğinde, bırakıp gittiğinde, yalanına kılıf aradığında. Evet giyiniktir, üzmeye başladığında, aldırmadığında, çekip gittiğinde...

Dedim neden kadındır ha çıplakken ha giyinikken böyle kocaman?

Ve fark etmişsindir yazıya başlarken neydi konuştuğumuz bak biterken nereye geldik yine...

Madem yazının son noktasına vardık, sana hayatının sonuna kadar kulaklarında vızıldayacak bir cümle bırakayım, ama cümleyi giydirmeyi unutma, çıplak kalmasın, üşütmesin cümle;

-Üstünde ne var?...

                           

Narlıdere/2007

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31