Bu haftaki yazımda sizlerle paylaşmak istediğim masum ama bir o kadar da haylaz bir konu var.

“İçimizdeki Çocuk”. Evet, bizi bazen saf durumlara düşüren, bazense eğlenmeyi öğreten küçük bir dosttan bahsediyorum. Özlediğimiz ve çoğu zaman keşke hep  çocuk kalmak istediğimiz durumlar yaşıyoruzdur.
Neler yapmazdık ki çocukken, neyi hayal edersek onu yaşar, kim olmak istersek o olurduk. Canımız çekti mi anne - baba, canımız çekti mi doktor, şarkıcı ve buna benzer her istediğimiz modele bürünürdük.

Çocuk değimliydik işte.. Hele o annelerimizin babalarımızın kıyafetlerini, ayakkabılarını gizlice alıp giymemize ne dersiniz? Yüksek toplu ayakkabıyla ilk tanıştığımda ayaklarım ayakkabıların içinde kaybolmuştu ancak olduğumdan daha uzun ve mutlu hissediyordum, kendimce oyun oynuyor ve annem gibi olmak istiyordum. Arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde ise bir oyundan sıkıldık mı diğerine geçer, bir konuda takılı kalmazdık, çünkü  sorunlarımızda  oyunlarımız kadar küçük ve değişkendi.

Peki neden büyüdükçe içimizdeki çocuğu  öldürüyoruz, bedenimizi beslerken onu neden aç bırakıyoruz? Bunun sebebini kendimce düşündüğüm zaman , içerisinde yaşadığımız yaşam koşulları, sanırım bizi biz yapan  ve içimizi şımartan o çocuğa geri dönmeyi ve onu büyütmemizi engelliyor. Bazen kendimize hep sorduğumuz bazı sorular var. “Neden ben mutlu olamıyorum, “Neden hayattan zevk alamıyorum, “Acaba sorun bende mi”? Bunları sorduğunuz zaman cevabınız ne oluyor? Cevabınız ne olursa olsun, sizi  üzen ve hayattan zevk almanızı engelleyen her ne olursa olsun hayatınızda ona yer vermemenizin zamanı geldi.

Bugün içinizdeki çocuğu hayatınıza dahil edin, ne dersiniz? Hani küçükken tek derdimiz düştüğümüzde bir yerimizin acımasıydı ya , yine o günlere geri dönelim ve tek derdimiz o günlerdeki gibi , düştüğümüz zaman canımızın acıması olsun.

Peki  o günlerdeki gibi hissetmek için neler yapmalıyız?

-Hani çocuklar oyun oynamak için biten günün ardından yarını bekler ya, bizde ertesi günü onlarla seviyle mutlulukla iple çekmeliyiz.

-Arkadaşlarımızla, en yakın dostlarımızla kırıldığımız zaman tıpkı çocuklar gibi ertesi güne kin taşımamalıyız.

-Küçük şeylerden mutlu olmalıyız.

-Bir şeyi elde etmek için eskiden olduğu gibi kumbaramızda sabır biriktirmeliyiz.

Ve bugün için yapmamız gereken şey; içimizdeki çocuğu hapsolduğu yerden çıkarmak ve ondan geçmiş günler içi af dilemek.

Ve onu kendi benliğinizde özgür bırakmak. Çocuğunuzu sevgiyle büyütmeniz dileğiyle…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31