Yeşilçam filmlerinin modası hiç geçmez…

Hele bazıları var ki aklımızdan çıkmaz…

Örneğin ben, Cüneyt Arkın filmlerinin hastasıyım…

Malkoç oğlu, Kara Murat, Arım Balım Peteğim ve diğerleri…

Hala bugün bir kanalda rastlasam, büyük bir zevk ile takip ederim…

Kadın sanatçılar içinde de Müjde Ar’ın büyük bir hayranıydım…

Hala da öyle…

Hem güzelliği hem de oyunculuğu ile muhteşem bir kadın…

Özellikle “İffet” filmini hepiniz hatırlayacaksınız…

Müjde Ar mahallenin yakışıklı delikanlısı Cemil’e(Faruk Peker) aşık olur ve onunla evlilik hayalleri kurar…

Cemil, İffet’in(Müjde Ar) güzelliği karşısında onu arzular ve uygun bir ortam kovalar…

İffet ise masumane duygular ile evlenecekleri günü iple çeker…

Bir gün araba ile gezerken hava almak için ormanlık bir alanda dururlar…

Çok güvendiği ve sabredip beklediği Cemil, arabadan inen İffet’i camdan içeri eğilmesi için çağırır…

İffet kafasını camdan içeri sokunca hemen camı kapatır ve İffet’in kafasını sıkıştırır…

Daha sonrası mı?

Bilinen olay, yani tecavüz gerçekleşiyor…

Bunları neden yazdığımı sorguluyorsunuzdur…

Yazmanın nedeni, 74 Harekatı’nın nasıl ve ne amaçla gerçekleştiğini sizlere anlatmak için…

Yıllarca beklediğimiz ve sevdasından hiç vazgeçmediğimiz Cemil(TC), Bizi(İffet) kurtarmak için değil, daha çok bize “tecavüz” etmek için adaya çıktı.

 

Bir süre “İffet” konumunda kalsak da, ilerleyen dönemlerde kaçınılmazdan zevk alarak “Hürrem”leştik… 

Tabi biz değişirken, Taksi şoförü olan Cemil’de değişerek “Sultan Süleyman” oluverdi…  

Meclis içinde bulunan partilere bir baktığımızda hepside, “Sultan Süleyman” ile vakit geçirmek için yarışa girmişler…

Hatta bu yarışı partilerinin içine kadar taşımışlar…

Komplolar, planlar, entrikalar, cilveler…

Hepsi havada uçuşuyor…

Ezilen halk umurlarında bile değil…

İffet olarak kalsaydık durum değişmez miydi?

Yaşamadan bilinmez ama filminin devamında “İffet” hırslanıyor ve güçlendikçe güçleniyordu…

Filmin sonunda Cemil’e tekrar kansa da, çok geçmeden düzelmeyeceğini anlıyor ve onu vurarak intikamını alıyordu…

Düzelmeyeceğini nereden mi anlıyor?

Çünkü Cemil İffet’in emaneti olan kız kardeşine de tecavüz ediyor…

Belki bizde yapılanlara göz yummasak ve “tecavüzden” zevk almasaydık, bugün farklı bir konumda olabilirdik.

Bize biçilen role razı oluyoruz…

Ses çıkartmadan rolümüzün hakkını veriyoruz…

Karşılığında ise tek aldığımız, hakaret dolusu açıklamalar…

Ne gururumuz ne de onurumuz kalmış…

Tek düşündüğümüz günü kurtarmak ve Süleyman’ın gözdesi olabilmek…

Yeşilçam filmlerinin sonu olduğu için diziye terfi ettik…

Bu dizinin ne sonu var ne de yayından kaldırılma ihtimali…

Bu durumda iki seçeneğimiz var;

Ya diziye sadaka duygusu ile devam edeceğiz ya da diziden ayrılıp, kendi yazacağımız senaryo ile yola devam edeceğiz…

Sizce hangi yolu tercih etmeliyiz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5