Türkiye’nin yayınladığı Navtex dolayısı ile, müzakere masasını terk eden Rum lider Anastasiadis, Pazartesi gecesi ara bölgede yemekte buluştuğu Türk Lider Akıncı ile görüşme masasına 15 Mayıs’ta dönmeyi kabul etti. Aslında 1968’de Denktaş ve Klerides arasında başlatılan, Türkiye ve Yunanistan’dan anayasa profesörlü takviyeli toplumlararası görüşmeler tam 47 yıldır devam ediyor. Kanımca görüşülmedik hiçbir konu kalmamıştır. Ancak maalesef bugüne kadar ete kemiğe bürünen bir anlaşmaya varılamamıştır. Şimdi bana göre Türk Toplumunda ne olursa olsun siyasi irade ortaya koyabilecek yeni bir lider vardır. Anastasiadis bugüne kadar siyasi irade ortaya koyabilecek bir görüntü vermedi. Umarım bundan sonra o siyasi iradeyi ortaya koyabilecek cesareti bulur. Çünkü Türk Lider Akıncı’nın da ısrarla söylediği gibi, Akıncı ve Anastasiadis ayni kuşağın insanlarıdır. Kıbrıs gerçeğini de bizzat en başından yaşayarak biliyorlar. Eğer onlar da anlaşamazlarsa, onlardan sonra gelen kuşaklar nasıl anlaşacaklardır?

                                           ***

Seçildikten sonra ilk ziyaretini Ankara’ya yapan Akıncı’nın, bu ziyaret sırasında Türkiye’li yetkililerle bilhassa Kıbrıs Sorunu bağlamında yaptığı görüşmelerin çok olumlu geçtiği yönünde haberler vardır. TC Yetkilileri Akıncı’yı çözüm konusunda desteklediklerini belirtmişler. Bu yeniden başlayacak olan müzakereler için çok olumlu bir gelişmedir. Dört boyutlu siyasetinden biri olan Kıbrıs Sorununa Çözüm çabalarına Akıncı’nın Ankara’dan destek alması hiç de küçümsenecek bir olay değildir. Bu olumlu gelişmelerin yanında, BM’nin de bu sefer işi sıkı tutacağı anlaşılıyor. Bu arada çözüm konusunda Amerika’nın da devrede olduğu iddia ediliyor.

                                            ***

Bu olumlu gelişmelere karşın Rum tarafından kaynaklanan bazı olumsuz gelişmeler de vardır. Rum Lider Anastasiadis’in BM Güvenlik Konseyi Üyelerinin temsilcileri ile görüşüp onları da AB ile birlikte sürece dahil etmek istemesi bence Türk Tarafınca kabul edilemeyecek bir adımdır. Bizde bir söz vardır “Nerede çokluk, orada bokluk” diye. Aslında en iyi yöntem Kıbrıslı liderlerin aracısız görüşüp, soruna Kıbrıslı bir çözüm bulmalarıdır. Bu başarılamadığı taktirde, bana göre BM yanında en fazla anavatan denen ülkelerle birlikte bu sürecin başarıya götürülmesidir. Bir diğer olumsuz gelişme de şu anda Rum tarafında hükümet ortağı olan EDEK partisinin, iki bölgeli, iki toplumlu siyasal eşitliğe dayalı federasyondan vazgeçilmesi çağrısı yapmasıdır. Ayni çağrının Rum Hükümetinin büyük ortağı olan DİSİ’nin AB milletvekili Eleni Thearus tarafından da yapılmasıdır. Bir başka olumsuzluk da Yunan Dışişleri Bakanının Kıbrıs’ta tek bir Türk askeri dahi kalsa, anlaşma olmaz açıklamasıdır. Herhalde Yunan Dışişleri Bakanı, Kıbrıslı Türklerin de kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti ile yapılan Garanti ve ittifak nlaşmasına göre, Kıbrıs’ta 650 Türk, 950 de Yunan askeri varlığının bulunacağının tüm taraflarca kabul edildiğini bilmiyordur. Bana göre son olumsuz gelişme de Rum Dışişleri Kasuludis’in yerleşiklerle ilgili açıklamasıdır. Kasuludis’e göre Türkiye’den gelenler geri çekilirseymiş, karma evlilikleri görüşebilirmiş. 41 yıl önce babaları Kıbrıs’a yerleşen, burada doğan, evlenen ve kendi çocukları da burada doğan insanları hangi uluslararası anlaşma Kıbrıs’tan söküp atabilir ki? Kaldı ki Türk Lider Akıncı da, seçim kampanyası sırasında “Burayı vatan bellemiş, burada doğan ve çalışan tüm vatandaşlarımız” olası anlaşmada da yeni devletin vatandaşları olacaktır diye defalarca vurgulamıştır. Olumlu ve olumsuz gelişmelere baktığım zaman, ben çözüm konusunda ihtiyatlı iyimserim. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31