Birisi “solcu”, diğeri “sağcı”…

Ama hedefleri aynı…

Birisi oturduğu koltuğu kaybetmemek için saçlarını kazıttı, diğeri ise boyattı…

Ama her ikisi de Kıbrıs Türk Toplumundan onay alamadı…

Birisi, “beni seçin, sizi Türkiye’ye bağlayayım” dedi, diğeri ise, “beni seçmezseniz, Türkiye parayı kesecek” dedi…

Ama her ikisi de sandıkta kaldı ve halkın tokadını yedi…

Toplum bu tür kişileri siyasette görmek istemiyor…

Fakat bizim ikili ısrarla siyasetin bir ucuna tutunmaya devam ediyor…

“Sağcı” olan “solcu” olan gibi “barış” türküleri söylemeye başlarken, “solcu” olan da “sağcı” olan gibi Ankara’ya şükranlarını sunmaya başladı…

İkisinin de hedefi aynı…

Tek amaçları var, o da AKP’nin bir numaralı adamı olabilmek…

Çünkü her ikisi de onun verdiği desteğe rağmen seçimleri kaybettiler ve gözden düştüler…

AKP’nin karşısına, sürekli birilerini şikayet etmek için çıkıyorlar…

Ve AKP de bu durumdan oldukça rahatsızlık duyuyor…

Tıpkı Hitler’in, Rudolf Hess’ten duyduğu rahatsızlık gibi…

Rudolf Hess, Hitler’in en güvendiği ve yanından hiç ayırmadığı adamıydı…

Hatta Hess, 2. “Führer” olarak anılıyordu…

Fakat Hitler sorunlar ile uğraşmayı seven bir insan değildi…

Ve karşısına sorunlarla gelen insanlardan nefret ediyordu…

Sovyetler Birliği’ni işgal etmeyi planladığı günlerde, Hess’in sürekli iç meseleler ile karşısına gelmesine sinirlenen Hitler, Hess’i ikinci plana itmişti…

Artık 2. devlet adamı unvanını kaybeden Hess, 3. devlet adamı konumuna geçmişti…

Ama o tekrar Hitler’in güvenini kazanabilmek ve yeniden 2. adam olabilmek için her şeyi yapmaya hazırdı…

Nitekim kendisine özel olarak hazırlattığı bir savaş uçağı ile Birleşik Krallığa uçmaya ve İngilizler ile barış anlaşması yapmaya karar verir…

Böylece kendi sayesinde İngilizler ile anlaşan Almanya, Sovyetler Birliği’ni daha kolay işgal edebilecekti…

Bunu başardığı anda yeniden Hitler’in güvenini kazanacağından emin olan Hess, bu çılgın projesini hayata sokar ve Birleşik Krallığa, hem de savaşın tam göbeğinde uçuşunu gerçekleştirir…

Ancak umduğunu bulamaz ve Winston Churchill’in yüzünü dahi göremeden ev hapsine mahkum olur…

Ve “yüzyılın delisi” olarak kabul edilir…

Hatta “Winston Churchill’in, ‘demek o deli sensin” söylemine Hess’in, “hayır ben o delinin yardımcısıyım” diye cevap verdiği iddia edilir… 

Neyse çok uzun bir hikaye ama Hess’in, Hitler’in gözüne tekrardan girebilmek için yaptığı çılgınlıkları, bizimkilerin bugün AKP’nin gözüne girebilmek için yaptıklarına benzetiyorum…

Sonuçta ne Hess İngiltere ile barışı insanlık adına istiyordu, ne de bizimkiler şuanda barışı bizler adına istiyor…

Tamamı ile günün şartlarına göre hareket ediyorlar…

“Solcu” olan için; en iyisi AKP, en iyisi Erdoğan, en iyisi CTP-UBP koalisyonu…

Ve en kötüsü de Eroğlu…

Sağcı olan içinde durum aynı, en iyisi AKP, en iyisi Erdoğan, en iyisi CTP-UBP koalisyonu… 

Ve en kötüsü de Eroğlu…

Bazıları, “bizim “solcu” ile bu “sağcıyı” aynı kefeye koyman haksızlık” diyorlar…

Bende onlara, “ben koymuyorum ki, “solcu” olan ısrarla “sağcı” olanın bulunduğu kefeye girmeye çalışıyor ve başarılı da oluyor” diyorum…

Şimdi bu ikili 2015 seçimlerine hazırlanıyorlar…

Anlaşılan yedikleri tokat her ikisine de yetmemiş olacak ki, hala daha koltuk sevdasından vazgeçmiyorlar…

 Bir zahmet bu defaki tokat daha sert olsun yurdumun insanı…

Sert olsun ki, belki bu sevdadan vazgeçerler ve evlerine kesin dönüş yaparlar… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31