Uçağa bindiler…

VİP elbette…

Orada uçağı beklemek yok.

Sohbet edersin.

Çay, kahve, limonata, pasta yersin.

Gazeteler var, göz atarsın.

Arada bir tepedeki televizyondan haberleri alırsın…

Sonra, “Efendim hazır” sesi ile alana yönelirsin.

Valizleri arkadan getiren var nasılsa…

El, kol, sallaya sallaya, herkesin binip yerleşmiş olduğu uçağın en öndeki VİP koltuğuna kurulursun.

Hostes, bir emrinizin olup olmadığını sorar…

Kibarca, teşekkür edersin 

Uçak uçar.

Havada etrafında pır dönerler.

Sen gülümsersin.

İnersin havaalanına…

Önce seni alırlar, otobüse bindirirler…

VİP salonuna götürürler.

Pasaportlarınız, kimlikleriniz alınır, vize, mühür her ne gerekirse halledilir…

Oradan başka diyarlara gidilecekse, kalkıştan en fazla yarım saat önce orada bulunmanız yeterlidir.

Yine aynı nakarat ve uçak yolculuğu…

Bizimkiler Soma’ya gidip üzüntülerini, onların yanında olduklarını söyleyecekler.

Bunun için başbakan, yardımcısı, bakanı…

Aynı uçağa bindiler, önce İstanbul, sonra İzmir, oradan Manisa’ya gittiler.

Dönüş de muhtemelen aynı rotadan oldu.

Direk İzmir’den gitmek vardı oysa…

Kim bilir…

Belki zamanları boldu, belki de VİP…

Onları yollarında bırakalım…

Ülkemize dönelim.

Havalar ufak ufak ısındı.

Kollar kısaldı.

Şortlar piyasaya çıktı

Şimdi gözlükler, şapkalar, az sonra mayolar, piyasayı şenlendirecek.

Ülkemiz tatil ülkesi.

Akdeniz’in en güzel yerinde…

Alımlı mı, alımlı…

Gururlu mu, gururlu…

Öylece durup, karşıdan neler gelebilir diye bakıyor.

Bakıyor ama nedense kuzeyden, güneyden, doğudan ve de okyanus ötesinden gelecek tehlikeleri göremiyor.

Bu yüzdendir ki başı bir türlü dertten kurtulmuyor.

Oysa sakin, rahat olması gerekirdi…

Ki dünya öyle de biliyor.

-Ne güzel bir ülkeniz var, diyorlar.

Yazda, baharlarda ve hatta kışta akın akın geliyorlar.

Huzur arıyorlar.

Otellerden, pansiyonlardan, kamplardan çıkanlara bakın.

Yüzlerinde hep gülücükler saçarlar.

Havuz başlarına gidin mesela…

Bar kenarlarına…

Ve deniz kıyısına…

Koşuşturmadan başka şey görmeyeceksiniz.

Kimisi top peşinde, kimisi kız…

Kimisi balık, kimisi alık…

Koşuyorlar ama koşarken de mutlu görüntü veriyorlar.

Ne ilginç bir tezat…

Görünenle yaşanan farklı burada…

Turist nimetlerinden yararlanırken…

Yerli halkı yani Kıbrıslıtürkler yabancıların koşarak geldikleri denize giremiyorlar.

Çünkü kapısında,”ücret” diyen goril var.

İki olay arasında bir bağ kurmayın…

Yok.

Belki de var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31