Tıp camiamıza mensup iki akil insanımızın farklı ortamlarda bana söylediklerine dair kitaplar dolusu yorum yapılabilir…

   Op. Dr. Kaya Bekiroğlu’nun söyledikleri:

   “Kimisi ülkede, kimisi ülke dışında bulunan kaliteli bir nesil yetiştirdik ama, onları mutlu edecek kaliteli düzeni ülkemizde yaratamadık.”

   Dt. Erdoğan Mirata’nın söyledikleri:

   “Venedikliler Lefkoşa’nın surlarını inşa edebilmek için kendilerinden önceki kültürlerin ve bilhassa Lüzinyanların eserlerini yıkarak elde ettikleri malzemeyi kullanmışlardı. Şimdiki Lefkoşa nesli ise Venediklilerin surlarını yıkmakta, hatta taşlarını söküp götürmekte…”

        *      *      *

   Bekiroğlu’nun tespiti bu ülkede elbirliğiyle yarattığımız yoz düzenin geleceğimizi tehdit etmekte olduğunun mesajını veriyor. Gençlik geleceğimizdir ama bu gençliği ülkede tutmakta zorlanıyoruz. Bunun nedeni Bekiroğlu’nun söyleminde gizli… 

   En saygın eğitim kurumlarında ve en uygar ortamlarda yetiştirdiğimiz kaliteli nesil, ülkemizin yoz düzeniyle tabii ki uyumsuzluğa düşecek. Bu uyumsuzluğu yaşayanlar ise ya ülkeye dönmüyorlar ve kendilerini çağdaş dünya insanı olarak yetiştiren düzenlerde kalmayı yeğliyorlar, ya da ülkeye dönmüşlerse bir an önce buradaki yoz düzeninden kaçıp uyum içinde olabilecekleri düzene koşmayı özlüyorlar.

   A’dan Z’ye her şeyin bozuk olduğu bir ülkede, A’dan Z’ye mükemmeliyetçi yetiştirilen nesiller barınabilir mi?...

   Hep birlikte şikayet etmekteyiz “iyi eğitilmiş gençlerimizi ülkemizde tutamıyoruz” diye. Oysa o gençleri yetiştirmekte gösterdiğimiz özeni ülkemizin ve düzenimizin kalitesini yükseltmekte de gösterebilseydik, hiçbirimizin böylesi bir şikayeti olmayacaktı. 

   Kaliteli neslin beklentilerine ve özlemlerine uygun ne bıraktık ki bu ülkede?.. Çevre mi?.. Erdemli değerler mi?..  Sağlık sistemi mi?.. Trafik mi?.. İmar mı?.. Uygar insan ilişkileri mi?.. Adalet mi?.. Saygı mı?.. Asayiş mi?..  Güven mi?.. Ha; ne bıraktık?..

   Kimimiz diyebilir ki, “bütün bu olumsuzlukları düzeltmek kaliteli bir neslin görevi değil mi?”

   Ütopik bir yaklaşımdır bu. Yıllar boyu yarattığımız bozuk düzen iyi yetişmiş nesle umutsuzluk ve yılgınlık da veriyor. Genç fidanlar bu alabildiğine bozuk ve kurumsallaşmış düzenle mücadeleye girip Don Kişot durumuna düşmek istemiyorlar. Bundan farklı bir durum olsaydı Op. Dr. Kaya Bekiroğlu bana daha farklı bir söylemle yanaşır ve “Yetiştirdiğimiz kaliteli nesil ülkeye mutlaka tırnaklarını geçirip yoz düzene de kalite kazandıracak” derdi.

       *       *       *

   Lefkoşa’mızın sevdalılarından olan Dt. Erdoğan Mirata’nın o sözlerini dinledikten sonra başkentimizin antik surları çevresinde her zamankinden daha dikkatli olarak bir kez daha dolandım. 

   Gördüklerim yeniden yüreğimi sızlattı. Mirata, tespitinde yüzde yüz haklı. Lefkoşa surları çok vahim bir aşınmayı yaşamakta… Birçok bölgede surların ön yüzünün kaplaması olan asırlık taşların yerinde yeller esmekte…  Surların dibinde de olmadıklarına göre nereye gitti bu tonlarca taş, ya da nereye gitmekte?.. Taş kaplamaların yok olduğu bölgelerde toprak dolgular sırıtmakta… Ki, bu toprak dolgular da yavaş yavaş çökmeye başladı… Surların dolgu toprakları ve kaplama taşları arasından fışkıran ve kimi yerde fidana dönüşen bitkiler ise bu antik kalıntıların canına okumakta, çöküntüyü hızlandırmakta…

   Surlar, bizlere emanet edilmiş bir dünya kültür mirasıdır. Antik surları yok olmuş bir Lefkoşa düşünebiliyor musunuz?.. Acıdır ki duyarsızlık ve ihmalkârlık yüzünden bu utanç verici, hazin süreç tetiklenmiş durumdadır… Aymazlığımız aynen sürerse surların geriye kalan ömrü çok kısadır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31