Şöyle geçmişe gittim.

Kafamdan yılları geçirdim.

Aklıma ilk gelen 1961 oldu…

Sokakta lingiri, pirilli oynardık.

Ve arkadaşlarım.

Aşkın vardı hemen gözümün önüne gelen.

Sonra diğer Aşağı Baflılar.

Cami az ilerideydi.

Meydanında babutsa ile çitlemit ağacı vardı.

Sonra 1963’ü hatırladım…

Okula başladığım ama okulu tamamlayamadan evimizden kaçmak zorunda kaldığım yıl.

Oysa ne güzel başlamıştı o yıl.

Ramadan Dayı’nın bası ve elimizdeki sefer tası…

Sefer tası içinde yumurta, köfte ve zeytin, hellim…

Derken yıllar ufak ufak birbirine karışmaya başladı.

1970’li yıllardan hangisinde neydim?

Lise, ortaokul…

Kaçta iken ne yapıyordum?

Atletizmde hangi yıl daha çok aktiftim?

Voleybolu hangi yıl oynadım, futbolda birkaç ay devam ettiği yıl hangisiydi?

Hiç aklımda yok.

Unutmadan bir ara cirit atmaya çalışmıştım…

O yılı da unuttum.

Amma uzun atlamayı iyi bilirim.

1972…

O yıl ve sonrasında bendim uzun atlamacı.

Hiç dereceye giremedim.

Ve üniversite imtihanlarına hazırlık dönemi; 1973-74 yılları.

Abim İstanbul’dan soru kitapları getiriyordu.

Onlara çalışıyordum.

Ve üniversite kazanmamızda iyi rol oynayan Kemal Ahmet Akay hocamız, 1974 yılında başımızdaydı.

Küçük bir sınıfımız vardı; baraka okuldaki müdürlük dışındaki tek taş derslik olan.

Orada, akşamları, derslerden sonra başlardı, seminerler.

Bir kimyaya girerdik, bir fiziğe.

Matematik, edebiyat ve her ne ders varsa.

Üniversite sınavı için Lefkoşa’ya gittiğimiz yılın ayı bile aklımda, Haziran’dı o…

İyi geçmişti sınav.

Emin gibiydim kazanacağımdan.

Bütün kitapları bir tarafa attım.

Sesli “Bittiniz artık, sizden kurtuldum” dedim.

1974 Haziran’dı yine.

Temmuz ayı çok iyi başlamıştı.

Deniz, Mutallo’daki tüm eğlence yerleri.

Arada sırada limanda keyif saatleri...

Hepsi 1974 idi.

Ve hatırlamak dahi istemediğim silahlı günler.

Cinayetler.

Katliamlar.

Başımızdan geçen Makarios’u taşıyan helikopter…

Teslim olmamız…

Türk uçaklarının Baf limanını bombalaması, kendi gemilerini batırması.

Hepsi de Temmuz-Ağustos 1974 idi…

Büyümek, gelişmek, kendini o ülkenin bir ferdi olarak hissetmek…

Düşündüm, bir daha hafızamı yokladım…

Kendi cumhuriyetimde bir sefer dahi vatandaşlık görevi dedikleri oyu kullanamadım.

Kullandırtmadılar.

İlk defa bu yıl, gelebilirsem, kendi ülkemde, kendi vatandaşlarımdan birilerini Avrupa Parlamentosu’na milletvekili seçebilmek için oy kullanacağım.

Ve kuzeydeki partiler bunu da engellemeye çalışıyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31