Yılan hikâyesine dönen Türkiye’den gelen suyun yönetimi konusu, dün Ankara’da atılan imzalarla bitmiş görünüyor. KKTC’deki yer üstü tüm su kaynakları, yağmur suları dahil özelleştirildi. Sosyalist CTP sayesinde tarım amaçlı su kullananlar arasında da eşitlik sağlandı. Bundan böyle atadan kalma su kuyusundan su çekerek üretim yapanlar da, kuyularına takılacak sayaçlar sayesinde, özel şirketten tarımsal amaçlı su satın alanlarla ton başına ayni ücreti ödeyecekler. Böylece tarımsal amaçlı üretim yapanlar arasında su maliyeti bakımından eşitlik sağlanacak. Helâl olsun çok solcu Başbakan Kalyoncu ve de sosyalist CTP’ne.

                                         ***

Şimdilik yorgan gitti, kavga bitti halleri vardır. Israrla vurguluyorum, şimdilik. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Akıncı su konusunda “Pişmiş aşa su katmam” dese de, bu pilâv daha çook su kaldırır. Ne ise, aklıma gelen bazı soruları okuyucularımla paylaşmak isterim. En önemli soru bence, su gelmeden önce Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Birliği aracılığı ile KKTC Devleti konularında bilgili ve ilgili 14 mühendis (İnşaat, makine, kimya ve elektrik) istihdam etti. Bu mühendisler bir yıla yakın Türkiye’de DSİ’nin muhtelif tesislerinde eğitim gördüler. Şu anda da Geçitköy’deki tesislerde görev yapıyorlar. Özelleştirme ihalesi sonlanıncaya ve suyun yönetimi özel şirkete geçinceye kadar da, Geçitköy’de görev yapacaklar. İhale sonlanınca devlet eğittiği 14 mühendisi ne yapacak? Özel şirketin emrinde mi çalıştırtacak, yoksa geri çekip kamuda mı çalıştıracak? Yoksa özel şirket Geçitköy’deki tesisleri yönetecek kendi mühendislerini yetiştirinceye kadar, özel şirkete hizmet mi verecekler? Diğer önemli soru Çamlıbel’deki arıtma tesisi iledir. Yaptığım araştırmaya göre Çamlıbel’deki arıtma tesisi, klorlama ile sadece mikrobiyolojik arıtma yapabilmektedir. Olası bir kimyasal kirlenmede kimyasal arıtma yapamayacaktır. Bu durumda hangi babayiğit Geçitköy’den evine gelen suyu içebilecek ve yemeklerinde kullanabilecektir? Arıtma tesisi ileride kimyasal arıtma da yapabilecek durum a getirilirse, çıkan atıklar ne yapılacaktır? Bu arada bir de not ekleyeyim. Askeri vidanjörler Çamlıbel’deki arıtma tesisinin az ilerisine atık su boşaltmaktadır. Boşaltılan yer Geçitköy Barajına ve baraja su taşıyan dereye doğru meyilli olduğu için, yağmurla oluşacak yüzeysel akımla bu atık sular baraja kadar ulaşacaktır. Hükümet edenler bunun farkında mıdırlar? Bir diğer önemli sorun ise, DSİ’nin döşediği irsaliye hatları ile Geçitköy’den su almaya başladığımız zaman, bizim mevcut irsaliye hatlarımız boş kalacaktır. Boş kalan irsaliye hatlarımız hava ile dolacağı için birkaç yıl içerisinde paslanıp yok olacaklardır. Bu durumda biz, DSİ’nin döşediği ve geçtiği yerleri kamulaştırıp, üst kullanım hakkını devrettiğimiz şirketin yani TC’nin irsaliye hatlarına mahkûm olmuş olacak ve irsaliye hatsız kalacağız. Suyu biz yönetiyoruz (!) diyen gafiller acaba bunların farkında mı? Hiç sanmıyorum

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31