Egemen Bağış önce  dinleyenlerin gözlerine dik dik baktı.

Herkes heyecanla ne söyleyeceğini merak etsin diye bekledi.

Sonra işaret parmağını mikrofona dokundurarak “tık tık” yaptı…

Kontroldü bu…

Söyleyecekleri çok önemliydi, ondan.

Boşa harcanmamalıydı söyleyecekleri.

Ve herkes en ince ayrıntısını dinlemeliydi.

Açıklayacağı tarihe mal olacaktı çünkü.

Seyircilerin onu can kulağı ile dinlediğine kanaat getirip konuştu, “Air Fransa, BA ve Lufthansa Ercan'a uçsun, biz de limanları açalım”.

Salondan çıt çıkmadı önce.

İnanamadılar.

Herkes bu açıklama karşısında “şok” olmuştu.

Çözüm mü oluyordu?

Bağış, “ tuttu” diye sevindi.

Salondan hala ses çıkmıyordu.

Çünkü şok devam ediyordu.

Şimdiye kadar duymamışlardı bunları.

“Bir adım önde” yi duymuşlardı ama bu…”dev adımdı”…

Coşmuştu artık  Bağış ve bu coşkuyla,”Biz evet onlar hayır demişlerdi” dedi.

Gafletti bu.

Tam işi bitirdim derken yaptığı bir hataydı.

Çünkü hep aynı sözlerdi bunlar…

Gına gelmişti artık .

Dinleyicilere yenilik lazımdı, yenilik.

Yapılanların anlatılması dururken çözüme dair, hala “Biz evet onlar hayır” sözündeydiler.

Sanki sakız ve çiğneyip duruyorlar o sözü.

Sabah akşam, yemeklerden önce ve sonra.

İyi mi geliyor hazımsızlığa, yoksa  iştah da mı açıyor mübarek.

Bir sihir, bin bir kerametmiş gibi büyüğü de küçüğü de, yetkilisi de, sokaktaki de, hep aynı sakızı çiğneyip duruyorlar.

Oysa evet çıksaydı ne değişecekti?

Biter miydi sorunlar ?

Halk birleşecek miydi eskidi gibi?

Emperyalistler çekip gidecekler miydi ülkelerine ve en önemlisi Kıbrıslıları Kıbrıs’ta rahat bırakacaklar mıydı?

Çözüm mü olacaktı  yoksa yeni bir kaos mu yaratılacaktı 1960’tan sonra olduğu gibi?

Ne söz vermiştik hatırlayalım o referandumda, “evet” diyerek.

Ve  hangi sözümüzü yerine getirmek için adım attığımızı düşünelim.

Kocaman bir hiç.

Aksine çözümsüzlüğe oynadık.

Maraş şimdi farklı yerde değil.

Yine  tepe tepe kullansınlar diye komutanların ve eşlerinin malı.

Yerleşikler daha da arttılar.

Yeni vatandaşlık verme peşinde kuzeydeki kuklalar.

Sahillerde boş alan bırakılmadığı gibi ormanlar da yakıldı, kesildi.

Dağlar delindi, ufalandı..

Yer altı-yerüstü doğal kaynaklar garkariyalarca bitirildi.

Kumarhaneler, kerhaneler aldı başını gitti..

Askerler desen…

Azalmadı ki askeri yasak bölgeler.

Hangisinden başlamalı bilmem.

Egemen Bağış önce  dinleyenlerin gözlerine dik dik baktı.

Sonra işaret parmağını mikrofona dokundurarak “tık tık” yaptı

Ardından “Biz evet onlar hayır” dedi demedi ki seyirciler ayağa kalkarak…

“Geçiniz bunları sayın Bağış geçiniz de bize çözüm adına attığınız adımlardan bahsedin” dedi.

Bağış işaret parmağına baktı sonra da mikrofona…

Artık ne derse desin ona kimse inanmıyordu.

Canı sıkıldı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31