İlkokuldayken aşağıdaki şarkıyı hiç söylediniz mi bilmem, ama ben söyledim;

“Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Büyük keçi demiş :"Yol ver önce ben geçeceğim"
Küçük keçi demiş: "Verirsem öleceğim."
Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur?..”

 

divider4.20111215003303.png

Konumuz bugün de eğitim;

Burada bakanlığı ayrı bir keçi sendikaları da ayrı bir keçi olarak görebilirsiniz.

Hoş ülke tarihinde hiçbir zaman sendikalar ile eğitim bakanlığı uzlaşma içinde olmamış ve birbiriyle didişip durmuşlardır ama, bu kısır çekişmenin halkın üstünde kabak tadı verdiği de bir başka gerçek.

Konu aslında birkaç kelime ile özetlenecek olursa, emir komutayı ele geçirme kavgası.

Öğretmen sendikaları geçmişten bu güne kazandıkları hakların budanmaması için köprünün bir ucunda, bakanlık ise bu hakları budamak için aldığı talimatlar doğrultusunda, köprünün diğer ucunda.

Sonuç elbette belli, şarkının da sonunda söylendiği gibi köprüyü ikisinin birden geçmesi imkansız, ikisi de suyun dibine boylamak üzere.

Dün bir grup ilk okul öğretmeni ile görüştük;

Bakanlık ve sendikalar arasındaki bu anlamsız çekişme sadece veli ve öğrencileri değil onları da müthiş rahatsız ediyor.

Çünkü olaya çok daha geniş açıdan baktığınızda tablo o kadar kötü ki, her iki taraf da pire için yorganı yakmayı çoktan göze almışlar.

Karşılıklı sert açıklamalar, diğer tarafı tahrik ediyor, iş çığırından ha çıktı ha çıkacak!

Açıklamalardan da görüldüğü üzere hedef ülke eğitimini kalkındırma hedefinden şaşmış ve bir kin, bir ihtiras ve kötüleme kampanyası haline dönüşmüş.

Bizim tek anlamadığımız konu şu;

Eğitim yılının tam ortasında bakanlığın yer değiştirme tüzüğünü değiştirmenin manası nedir?

Eğitim konusunda tüm kararları kendi uhdesine almak isteyen bir bakan, elbette ki bunun karşılığında gerekil cevabı alacak ve sonuç eylem, grev ve kargaşa olacaktır. Bunu anlamak için de müneccim olmaya gerek yoktur.

Büyük bir taktik hatası yapan bakan Dürüst, karar ne olursa olsun önümüzdeki sene uygulamaya başlanacağından bir zamanlama hatası yapmıştır ve tam eğitim yılının ortasında, eğitimin darbe almasına olanak sağlamıştır.

Pek ala ki bunu okulların kapanmasına az bir süre kala yapabilir ve en azından şu anda bu huzursuzluğun yaşanmasının ve eğitimin engellenmesinin önüne geçebilirdi.

Aynı şekilde sendikalar da artık, hak arama mücadelesinde daha çağdaş yollar üzerinde durmalı ve bunu yaparken, eğitimin aksamaması için daha özenli olmak zorundadırlar.

Bu arada Bakan Kemal Dürüst’e de buradan bir uyarımız olacak;

Yazdıklarımızdan dolayı telefona sarılıp bizi şikayet etmesi, bizim açımızdan hiçbir şeyi değiştirmez.

Aksine kırbaç vazifesi görür!

Aksine yazdıklarımızdan sonra açıklama yapmasını ve kendi görüşlerinin de bu sayfada yer alması için daha mantıklı olmasını tavsiye ederiz.

O da çok iyi bilir ki, bunu daha önce de bir çok kez denedi ve başarılı olamadı!  
divider4.20111215003303.png

gunun-foto_raf_-(2).20111215003412.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Kemal DÜRÜST, manken ajansı sahibi Seniha Kanatlı’yı öğretmen olarak istihdam etmeniz ne kadar doğru oldu? Bu konuda size kimler baskı yaptı ve binlerce genç işsizken iş sahibi birini devlet öğretmeni yaptınız?

Sayın Mehmet KORTMAZ, ülkemizdeki yatılı yurtlara yurt dışından aktarılan paralar konusunda konuşma yetkinizin olmadığını söylemişsiniz. Eğer bu yetki sizde yoksa o makamda niçin oturursunuz ki?

Sayın İrsen KÜÇÜK, askerlik affı için artık herkes konuştu karar sizin ağzınızdan çıkacak olan kelimelere kaldı. Bu konuda çalışmaların olduğunu biliyoruz ama Türkiye’deki bedelli yasası geçmeden bizde de bu işin bitirilmesi isteniyor. Biraz gayret lütfen.

Sayın Nazım ERGENE, golifa gibi dağıtılan devletin paralarının henüz yarısını bile toplayamadığınız söyleniyor. Sayıştay dedektif gibi peşinizde haberiniz olsun. Aksi halde değil emekli ikramiyenizi almayı devlete borçlu bile kalabilirsiniz.

Sayın Ersan SANER, ışıksız kavşaklar konusundaki uyarılarımızdan sonra konuyla ilgilendiğiniz ve ilgili birimlere talimatlar verdiğinizi memnuniyetle öğrendik. Karayollarının konuyu mercek altına aldığını ve yıl sonu gelmeden sorunun kalmayacağını duymak iyi oldu.

Sayın Olgun ÖZÇÜRÜMEZ, Mağusa polis müdürü olduktan sonra sizi bir türlü ziyarete gelemedik ama en kısa zamanda kahve içmeye geleceğimizi söyleyebiliriz. Bölgenizde yol çalışması yapan ekiplerin ışıklı tabelalarının bazıları tarafından çalındığını biliyor muydunuz? Konuya hassasiyet göstermenizi bekliyoruz.

Sayın Erdal BARUT, köyün en üstünde bir bakan ve iki ünlü gazetecinin oturduğu sitenin önündeki sokağın ışıklarını yanmadığını biliyor muydunuz? İnsanlar oraya milyarlar verdi ve ‘her yer karanlık’ şarkısını söylüyorlar.

Sayın Serdar GARDAŞ, benim elime de bir anket sonucu geldi ve DP’nin toplam oylarının 8 civarında olduğu görülüyor. Lefkoşa ve Güzelyurt bölgeleri biraz zayıf gidiyor, tempoyu arttırmakta yarar var.

Sayın Hakkı ATUN, sizin yaptığınız açıklama ve itiraflar başka ülkede yapılsaydı şimdiye kadar ülkeyi yönetenler, siz de dahil çoktan mahkeme koridorlarında kuyruklar oluşturmaya başlamıştı. Yine de cesaretinizden dolayı tebrik ederiz.

Sayın Hüseyin BARBET, 67 muhtarımız Rum kesiminde çalışmaya muhtaç durumda ise biraz da kendi durumunuzu sorgulama zamanı artık gelmedi mi? Hani kendi düşen ağlamaz diye bir söz vardır ya, tam size göre söylenmiş değil mi?

Sayın Ahmet KAŞİF, bir süreden beridir memur emeklilerine devlet hastanelerinde hiç ücret alınmadan ilaç verildiğini öğrendik. Elbette bu iyi bir gelişme ama bir de dar gelirli sigorta emeklileri için bu uygulama başlatılsa büyük bir sevap işlemiş olacaksınız.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, önerilerimize ilgi gösterip “Alo Af Bilgi Hattı’nı kurmanız isabetli ve yerinde bir karar oldu. Bu konuda çok sayıda teşekkür mesajınız geldi. Bir de askerlik yasasına öncülük ederseniz, yolunuz bir hayli açılacaktır.

Sayın Erkut YILMABAŞAR, haftalık İskele gazetesinin yeni yıldan itibaren yayınlanacağını ve çalışmaların son noktaya geldiğini öğrendik. Yazar kadronuzdaki isimleri görünce, bu gazeteyi siz yakında günlük bile çıkarabilirsiniz diye geçti içimden. Kolay gelsin.

Sayın Rıfat SİBER, evin hanımı mutfak işlerinden çok hoşlanmadığı için genelde önlüğü siz giyiyormuşsunuz. Siyasetin gözü kör olsun değil mi?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, bu sene yeni yıl için ışıklandırma ve süs çalışması yapmayacak olmanız memnuniyetle karşılandı. Umarız diğer belediyelere de örnek teşkil eder.

Sayın Abbas SINAY, mecliste telefonunuz çalınca meclis başkanından okkalı bir fırça yediğiniz söyleniyor. O kadar  da olsun değil mi? Orası bostan korkuluğu değil ya!

Sayın Cemile YALÇINDAĞ, dünkü gazetenizin ikinci sayfasında ‘halk soruyor’ köşesini okudum ama bir şey anlamadım. Siz anladıysanız bana da anlatır mısınız?

Sayın Emel KİŞİ, Cafe Dükkan’ın 10’ncu yıl kuruluş etkinleri için davetinizi aldık teşekkür ederiz.  Ülkenin neresinde olursa olsun yeter ki kaliteli olsun iş yapar değil mi? Nice yıllara diyoruz.

Sayın Buran ATAKAN, üç taş yüzüğü almak için tek taşı içine vereceğinizi öğrendik ve kulaklarımıza inanamadık. Münevver hanım doğumdan sonra sizi kapıya koyarsa yerden göğe kadar haklıdır. Cimriliğin alemi yok!

Sayın Erdal ANDIZ, hükümete kazan kaldırmayan bir tek casino sektörü vardı onu da çileden çıkardılar değil mi? Eğer sokak eylemi söz konusu olursa siz de elinizde pankartlarla yürümeyi düşünüyor musunuz?

divider4.20111215003303.png

Günün Fıkrası : Frank

Adamın biri , tam sokağa çıkıp bir taksi çevirmiş. Onca trafiğin içinde bir taksi bulduğuna da pek sevinmiş.

Şoför ; ''mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin'' demiş.
Yolcu ''Kim?'' diye sormuş. Şoför ''Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Senin sokağa çıkar çıkmaz bir taksi buluvermen gibi şeyleri Frank Feldman başarırdı".
Yolcu: ''herkesin bazen başının üzerinde bulutlar dolaşır''
Şoför: ''hayır, Frank Feldmanın değil. Frank müthiş bir atletti. Katılsaydı teniste Gran-Şlemi kazan rdı. Golf profesyoneliydi, bir opera baritonu gibi şarkı söyler bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi. Piyano calışını duymalıydın, muhteşem bir adamdı.''
Yolcu: ''Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor''
Şoför: ''Dahası var... hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı. Şarap hakkında her şeyi, onunla ne ısmarlayacağını hangi etin gittiğini bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi değil, ben bir sigorta değiştirmeye kalksam bütün sokağın elektriği
kesilir...''
Yolcu ''Vauv, önemli biri yani!''
Şoför '' Frank her zaman en hızlı yolu bilir, tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil, ben hangi şeride girsem o şerit durur.. Frank hayatında tek bir hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile
olsa bir kere bile cevap vermezdi. Giyimine de her zaman özen gösterirdi, ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir insandı, tek bir hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz. ''
Yolcu ''Muhteşem birine benziyor, nasıl tanıştın onunla?''
Şoför ''Frankla aslında hiç tanışmadım. O öldü, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31