Adı Yakup Kılıç, 19 yaşında GKK’da vatani görevini yapıyor.

Adı Emine Kılıç, 18 yaşında lise mezunu.

Adı Ömer Kılıç, 11 yaşında ilkokula gidiyor.

Üçünün de ortak kaderi aynı, çünkü aynı ana babanın çocukları.

Ama kötü kader bu, 10 yıl önce evin direği babaları hayatını kaybetmiş.

Geçen yıl da anneleri, hakkın rahmetine kavuşmuş.

Yani, hem anneleri yok, hem babaları, tam da yetişme çağında yetim kalmışlar.

Yetim kalmışlar ama kendilerini bırakmamışlar, aksine kenetlenmişler.

Her türlü yokluğa, açlığa ve hayatın olumsuz şartlarına karşı bir bütün olmuşlar.

Köy halkı da bırakmamış onları yalnız.

Kendi evlatlarından ayrı tutmamışlar.

Bağırlarına basmışlar, ellerini bırakmamışlar.

Allahları var devlet de elinden gelen her imkanı yapmış, karınca kararınca maaş bağlamış, ilgisini esirgememiş, her zaman kapıların çalmış.

Ama yetimhanenin olumsuz koşullarında değil, hayatın içinde olmaları doğru bulunmuş.

İyi de öyle yapmışlar…

Çünkü hayatın içi demek mücadele demek, zorluklarla boğuşmak, hayatı tanımak, güçlüklere göğüs germek demek…

Bu üç kardeş şimdi Yeşilköy’de yaşıyor, hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Evin büyüğü askerde olduğu için, abla Emine en küçük kardeşe hem analık, hem babalık hem de ablalık yapıyor.

Devletten yardım alıyor diye, evde oturmayıp aynı zamanda çalışıyor, kardeşine iyi bir eğitim süreci yaşatmak en büyük hayali…

Bir süredir de Yeşilköy Muhtarlığına ait köydeki iki göz evde kalıyorlar.

Köylü kendilerini sahiplenmiş, her geçen gün kapılarını çalıyor ama köyün muhtarı Peroy Mavili, evin kapısını her çaldığında ‘çıkın evimden’ diyor!

Sanki de babasının malıymış gibi…

Adı üstünde işte, köyün evi…

Köy halkı ve devlet el ele vermiş çok iyi olmasa da bir ev kazandırmış bir gün ihtiyaçlı biri çıkar diye…

Ama belli ki muhtar efendi kafaya koymuş bir kere, illa ki çıkacaklar!

Orası hayır kurum değilmiş, gidip devlete sığınsınmışlar!

Biraz kurcaladık, meğerse muhtar efendinin derdi başkaymış…

Yetim çocukları muhtarlığın evinden çıkarıp, yakın bir arkadaşının kızını eve sokmakmış!

Çok insafsız insan gördük ama bu kadarına da pes doğrusu…

Daha hayatın ilk adımlarında felekten tokat yiyen çocuklara, bir de muhtar efendi silleli bir tokat yapıştırmak istiyor…

Yok muhtar efendi yok!

Senin bu yaptığını yanına bırakmayız hem köy halkı hem de biz…

Allahından korkun yoksa, bu çocukları bağrına basmış ve onlara sevgisini esirgememiş oy aldığın köy halkın utan biraz…

Utanmazsan da diretirsin, gerisine karışmayız ona göre!

ye_ilk_yy.jpg

MESAJ KUTUSU:

Sayın Perol MAVİLİ, muhtar olmuşsunuz ama biraz insanlıktan nasibinizi alamamışsınız anlaşılan. Yeşilköy’de üç yetim çocuğun kaldığı muhtarlık evinden, onları sokağa atmak için yapmadığınız kalmamış. Onları çıkarıp da oraya kimi yerleştirmeyi düşünüyorsunuz acaba? Köy halkı çok kızgın bilesiniz. 


Sayın Şerife ÜNVERDİ, esnaf gezilerinde esnafın sorunlarını çözebiliyor musunuz bilemeyiz ama Yeşilköy’de muhtarlık evinde kalan üç yetim çocuk da sizin ilginizi bekliyor. Sosyal Hizmetler Dairesi’nin tüm girişimlerine rağmen muhtar çocukları evden çıkartmak için her yolu deniyor. Biraz Lefkoşa dışına çıkmaya ne dersiniz?


Sayın Bünyamin MERHAMETSİZ, soyadınızın aksine sizin ne kadar merhametli birisi olduğunuzu biliriz. Ama Yeşilköy muhtarına da söz geçiremezseniz, kaymakamlığınızdan şüphe duymaya başlayacağız haberiniz olsun.


Sayın Abdurrahman ERDOĞAN, sırf kızınızı yerleştirmek maksadıyla, muhtar ile dostluğunuzu kullanarak üç tane anasız babasız çocuğu Muhtarlık evinden çıkarmak için yaptığınız girişimlerden utanmıyor musunuz? Onlara yardım edip babalık yapacağınıza bu tavırlarınız ayıptır, günahtır.


Sayın Ünal ÜSTEL, İstanbul’daki Türk Devletleri Mahallesi’nde bulunan KKTC evinin içinin doldurulması için girişim başlattığınızı memnuniyetle öğrendik. İlk İstanbul gezisinde de bölgeye gidip ağırlığınızı hissettirirseniz çok iyi yaparsınız.


Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, Demokrasi ve Güven Partisi’nin kurulmasından sonra ilk izlenimler ve gelen yorumlar gayet olumlu. UBP genel başkanlığınız dönemdeki hataları yapmazsanız önünüz de epey açık…


Sayın Hasan BOZER, önümüzdeki yeni yasama yılında Meclis’e mescit yapılması için yapılan dilekçeleri masanızda göreceksiniz. Zorlu Töre ve Arif Albayrak artık her Cuma namazını Meclis’te kılmak istiyorlarmış. Hadi bakalım pamuk eller cebe…


Sayın Mehmet AVCI, son yılların en anlamlı açıklaması sizden geldi. Dediğiniz gibi devlet devreye girene kadar herkes kendi canını korusun. Eğer trafik kazalarının önlenmesinde bu devlet devreye girsin, ben de saçlarımı kazıtacağım. 


Sayın Nurper MOREKET, Demokrasi ve Güven Partisi’nin 6 başkan yardımcısından birisinin sizin olacağı kesinleşmiş diyorlar. Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun. Yeni siyasette sizin gibi birikimli çağdaş bayanlarımıza çok ihtiyaç duyulacak.


Sayın Ahmet KAŞİF, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nden hafta sonunda sayısız şikayet ve öfke telefonları geldi. Sağlık çalışanları ve hastalar bu sıcakta klimaların yetersizliğinden artık bayılma noktasına kadar gelmişler. Bugün itibarıyla umarız acil bir önlem alırsınız.


Sayın Hürrem TULGA, dün Dipkarpaz’da Sea Bırd otelde denize karşı ailece rakı-balık keyfinde görülmüşsünüz. Allah keyfinizi arttırsın, gözümüz yok. Afiyet bal şeker olsun…


Sayın Alp AYDINOVA, siz de sigaraya başladınız ya ne diyeceğimizi bilemiyoruz. İşte siyaset böyle bir şeydir, umarız başka kötü alışkanlıklar ardından gelmez.


Sayın Hulusi ÖZYAY, DGP kurucu üyeler arasında yer aldınız ama daha ilk toplantıyı ektiniz. Matbaacılık bu kadar zor bir zanaat desenize. Şaka bir yana siz de siyasete girdiniz ya şaşırmadık desek yalan olur. Hayırlı uğurlu olsun…


Sayın Ulaş GÖKÇE, güzel sözleriniz için teşekkür ederiz. Ancak inanın ki biz de sıradan bir insanız tek farkımız bilerinin gördüğü ama görmemezlikten geldiklerini görmeye çalışıp sayfamıza yansıtmak. Bunun için de olağan üstü özelliklere sahip olmaya gerek yok değil mi?


Sayın Hilmi KIRGIN, DGP’nin bundan sonraki tüm yiyecek içecek masraflarını üzerinize aldığınızı öğrendik. Ancak dikkat etmeniz gerek çünkü Mehmet Asena’yı yedireceğinize giydirin daha karlı çıkarsınız.


Sayın Mehmet SAYDAM, bu sıralar araç sürerken fazla gaza gelip pedalı köklediğiniz gözlemleniyormuş. Elime bant kaydı gönderdiler bilesiniz.


Sayın Rasıh REŞAT, bu sabah Türkiye Başbakanı Erdoğan ile Ankara’da sabah kahvaltısında buluşuyormuşsunuz. Hatta bugüne özel paraya kıyıp pahalı bir takım elbise almışsınız. Hadi bakalım hayırlısı…


Sayın Ömer BİLGE, ikinci adresiniz KKTC’ye tekrar hoş geldiniz. Meslektaşlarınız uzun süredir sizi özlemle bekliyordu. Umarız incir ağacı altında bir akşam serinliğinde buluşuruz.


ER 006 plakalı aracın sürücüsü; dün saat 13.15’de Lefkoşa-Mağusa yolunda Erülkü yakınlarında hem tehlikeli hem de aşırı süratliydiniz ve çok sayıda insanın da canını tehlikeye attınız. Sizin için iki ayrı sürücüden şikayet aldık ve çok kızgındılar.

untitled-3.jpg

Günün Fıkarsı : Muhtar

Köye yeni tayin olan hemşireyi gözüne kestiren muhtar çeşitli yöntemlerden sonra köyün ormanı içinde bir gezintiye razı eder.
Ormanın güzelliğine hayran kalan hemşire muhtara bu güzelliği nasıl koruduklarını sorar.
Muhtar da gayet kendinden emin bir şekilde, ‘burası benim korumam altındadır, bir yaprak koparanı şey ederim’ der.
Bunun üzerine hemşire ağaçtan bir yaprak koparır.
Muhtar da bunu fırsat bilir ve o ağacın altında hemşireyi şey eder…
Sonra hemşire bir yaprak daha koparır, yine şey eder, üçüncü kez koparır ve muhtar yine aynı eylemde bulunur.
Muhtar artık ayakta kalacak halde değildir. Ama hemşire yürürlerken bir yaprak daha koparır.
Bizim çapkın ama bitkin muhtar şöyle der;
-Hemşire hanım, buradan ötesi artık orman idaresine aittir, istediğin kadar koparabilirsin   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31