Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ı geçtiğimiz günkü törende dikkatle dinledim…

Çok iddialı ifadeler kullandı… Örneğin, “Kıbrıs Adasında geleceği daha parlak olan taraf  Kıbrıs Türkleri’dir” dedi.

Bu ifade üzerine sabaha kadar tartışabiliriz… Kıbrıslı Türkler mi, Kıbrıs Türkleri mi? Bu ayrım önemli; bence bu önemi farketmeden konuşma hazırlandı.

Ayrıca, geleceği daha parlak olan “Kuzey” mi “Güney” mi? Bu soru da önemli…

 “Gelecek belirsizliği, gelecek endişesi, Kıbrıslı Türk kardeşlerim buna kapılmamalı, Kuzey Kıbrıs’ın geleceği daima bugünkünden daha iyi olacak inşallah” diye de bir cümle kullandı… Burada “Kıbrıslı Türk kardeşlerim” diye söz etti. “Kıbrıs Türkleri” demedi. Konuşmayı hazırlayanlar, bu ayrıma dikkat etmedi demiştik; işte ispatı…

 “Amma karıştırıyorsun; amma şeylerle uğraşıyorsun ha!” diyeceksiniz… E işim bu…

Cümlenin sonunda, “inşallah” deyişi de ilginç.

İnşallah ne demek?

Türk Dil Kurumu’na göre “inşallah”, “Tanrı dilerse” anlamına geliyor ki; işimizin Allah’a kaldığını hep söyleyenlerdenim…

Bunları geçtik… Atalay’ın sözleri arasında, iç politkaya yönelik mesajlar da vardı… Ve çok önemliydi.

 “… KKTC hükümetiyle birlikte yürüttüğümüz yakın işbirliği sayesinde..” dedi bir yerde… Bu işbirliğinin devamının da önemine dikkat çekmiş oldu… Nedir buradaki net mesaj?

Buradaki net mesaj, “İrsen beyle devam diyoruz”dur…

Türk hükümetinin bence yanıldığı bir nokta vardı; şöyle diyordu Atalay bu yanılma noktasıyla ilgili olarak:

 “… Güney Kıbrıs Rum kesimi, AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma eğilimindedir, ancak dönem başkanlığı süresince, Kıbrıs Adası’na daha fazla ilgi çevrilecek, daha yakından tanıyacaklar, adayı daha yakından görecekler ve buradaki yarım devlet statülerinde dünya kamuoyu tarafından daha fazla görülür hale gelecektir. Bu dönem başkanlığının faydalarından birisi de bu olacaktır…”

Rum Yönetimi’nin dönem başkanlığını devralması sonrası üç toplantı izledim. Birinde konuşmacıydım; AB’den gelen gazetecilerin hiç de Sayın Atalay’ın bahsettiği cinsten soruları yoktu… Onları, Türkiye’nin AB üyeliği de ilgilendirmiyordu.

Bir tek dertleri – soruları vardı; Rusya!

Rusya ne yapacaktı?

Adayı ve sorunun ne olduğunu bizden daha yakından tanıyorlar zaten.

Sayın Atalay’ın yanıldığı bir konu daha var…

Rumların, doğal kaynaklara tek başına müdahalesinden söz ediyor… Bu konuda, AB, ABD, Rusya hatta şu anda Türkiye’nin en kadim müttefiki İngiltere, çok farklı düşünüyor…

Atalay, “… gelecekteki muhtemel ortağının meşru ve vazgeçilmez haklarını gözardı ederek, adanın etrafındaki doğal kaynaklara tek başına el koyma girişimi” diyor ve Rumları suçluyor ama tüm dünya, “bu yasal bir devletin en doğal hakkı” diyor… 

Üstelik Rum lider, BM’de yaptığı en “yasal” konuşmasında, “doğal kaynaklar Kıbrıslı Türklerin de hakkıdır” diyor…

Biz, orada hakkımız olduğundan eminiz ayrıca…

Bence Atalay’ın tüm mesajları çok önemliydi ama tümü, geçmişte de olduğu gibi “iç tribünlere yönelikti”.

Yine de “inşallah haklı olan kendileridir” diyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31