Türkçe yayın yapan,  Gavuricik dediğimiz radyo vardı bir de çok silik dinleyebildiğimiz TRT Radyosu.

O zamanlar ya lambalı kocaman ev tipi radyo ile dinlerdik haberleri ya da sonradan çıkan batariyalı el radyolarıyla.

Kim almıştı nasıl elime geçmiş  hatırlamam.

Küçük bir radyom vardı.

Gece yatarken ille ki onunla güne veda edecektim.

Dinlediklerim ise ya radyo tiyatrosu yada beğendiğim müzik.

Bazen Yunan müzikleri takılırdı, bazen bize has Kıbrıs şarkıları.

Öyle veya böyle ama o gecelerin ilerleyen saatlerinde kulağımda yer eden notaları hala unutamam.

Şimdi bilgisayarlar var.

Özledin mi, “Yunanca müzik” dersin onlarca kanal çıkar karşına .

İsim yazarsın tak diye istediğin sanatçı istediğin parçası ile karşında.

Gerek Facebook gerek diğer iletişim adreslerine gir dinle.

Fakat.

Bu modern (!) çağda her şeye rağmen cam yani ekran, yani aptal kutusu sizi kendine bağlar ve size empoze eder.

İsteseniz de istemeseniz de etkisinde kalırsınız ekranın.

Bunu biliyorlar.

Genelde doğru mu diye tartışmazsınız bile.

Dinlersiniz öylesine, bir bakarsınız, “o” oldunuz yani onların istediklerinden.

Örneğin.

Dini bütün dershaneye gittiniz.

Ne kadar dikkatli olsanız da bir müddet sonra radyo kanallarını tararken ilahi duyduğunuz yerde durur dinlersininiz, çünkü etkisine girmişsinizdir bilmeden.

Geçen gün zapping yaparken.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yayın yapan televizyon kanalının birinde.

Elinde mikrofon oturduğu koltukta konuşan gençten biri vardı.

İyi giyimli.

Sakalı falan tarikatçıları andırmıyor.

İnce bıyıklı ama badem değil.

Belli, “çağdaş” dünyanın “çağdaş(!)” insanı.

“Oruçluydum”, dedi.

Tamam dedim, “çağdaş”…

Devam ediyor,” tam mahkemelerin karşısından geçerken babam ‘dur da su muhallebisi alayım’ dedi.

Durduk.

Ben oruçlu o karşımda muhallebiyi yiyor.

Çok seviyorum su muhallebisini.

Çok şükür olsun Allah’a ki bugüne kadar ne istediysem tak diye parasını verdim, tak diye aldım.

Yani yokluk bilmem.

Ama o an düşündüm de alabilememek ne kadar zormuş.

İşte o an anladım açların neler çektiklerini.”

O an anlayabilmiş o yaşına kadar.

Kamera diğer koltuğa doğru kayarken, “çağdaş” ın vereceği mesaj bu kadarmış bakalım diğer koltukta hangi çağdaş var ve ne mesaj verecekmiş meraklandım.

Sıkı bir sıkmabaştı diğer “çağdaş”.

Kendinden emin oturuyordu.

Konuştu,” Haftada bir gün yaptığımız bu programın amacı, gençlerimize dinlerini öğretmek.Sevdirmek böylece onların kötü yola düşmelerini önlemek”.

Dikkat edin, çağdaş diyor ki dini bütün olmayanlar kötü yoldalar.

 Demek ki “çağdaş” a göre gayrimüslimler ahlaksız.

Yani o sıkmabaşın gösterdiği yoldan ilerlersen önün aydınlık, başka yöne gidersen bittin.

Eskiden yani yerleşiklerden önce Kıbrıslılar birbirlerine Türklük Rumluk aşılamaya çalışırlardı.

Şimdi yani ev tip lambalı radyo döneminden gelmiş olduğumuz Full HD  televizyon devrinde “çağdaş” yerleşikler, din aşılamaya çalışıyorlar.

Canım sıkıldı.

Hem de çok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31