İlk rastlamak ilk intibadır.

Yani ilk etkilenme, izlenim, hatta temas…

İlk intibadan sonra ilk intibak gelir…

İntibak alışmadır, uyuşma hatta kaynaşmak…

Ne bekler insan?

İlk gördüğünden ne ister?

Diyelim sinemaya gittiniz.

Koltuğunuzu seçtiniz.

Aşk filmi başlayacak.

Oğlanla kız önce ayrılacaklar, filmin sonunda kavuşacaklar.

Arada güzel, duygusal müzikler çalacak.

Kâh gözyaşları dökeceksiniz, kâh güleceksiniz.

Fakat ilk intibada, taşan lağım kokusu ile karşılaştınız.

Kalır mı filmde ağlamak duyguları?

Veya orada oturma isteği…

İntibak etmeden tüyer, bir daha gelmezsiniz.

Ercan derler ama esas adı Timbu.

Eskiden küçük bir binası vardı.

Yeterli genişlikte pisti.

1974 sonrasında “burası iyi” dediler...

Havaalanı yaptılar.

Adını da güya değiştirdiler.

Oldu mu size Ercan…

Uçaklar inmeye başlayınca ülke hasreti çeken bizler sevindik.

Ta Mersin’e gideceksin.

Orada saatlerce parklarda bekleyeceksin.

Belki çarşısında papalina yiyeceksin, keyif yapacaksın.

Sonra da sırtında valizler, feribota bineceksin.

Motorlar yarım çalışacak ki geç açılan gümrüğe denk gelesin.

Ve mesai saatinde Mağusa limanına ulaşacaksın.

O yorgunluk üstüne bir de Omorfo veya Girne’ye gideceksin.

Ne güzel olmuştu havaalanı.

Birkaç gidiş gelişten sonra orada çalışanlarla sohbetlerimiz başlamıştı.

İlle ki viskicik,  bicez karton sigaracık alırdık.

Bir ara üzerinde kedicik olan sigaradan içmiştim.

Kırmızı kartonlu.

Açınca mis gibi kokusu yayılırdı Virjin tütününün.

Odaya dolardı dumanı.

Camları, duman çıkmasın diye açmazdık.

Derken…

İhale yapıldı.

Birilerine para kazandırılmalıydı…

Peşkeş çekildi.

Ve orası bizim olmaktan çıktı.

Sanki hiç arazimiz yok.

Sanki her taraf otoyol...

Binlerce araba girip çıkıyormuş gibi…

Bariyerler yerleştirildi.

Ve emniyet için dediler.

Bariyerlerin emniyetle ne alakası var?

Birkaç hafta önceye kadar pasaport kontrolünden sonra bekleme salonuna giderdik.

Duty free dükkânlarından alınacaklar varsa, merdivenleri çıkardık.

Oradaki çok sayıda dükkân vardı…

Arzu ettiğimiz yerden alışımızı yapardık.

İnerdik.

Şimdi ihaleci para kazanacak diye çok sayıda dükkânı kaldırdılar, tek dükkân yaptılar.

Tekel yani.

Yolcuların hepsini de pasaport kontrolünden sonra yürüyen merdivenle doğrudan tekele yönlendirdiler.

Tüm rafları döne dolana geçtikten sonra ancak bekleme salon inebilirsiniz.

Bu mudur çağdaşlık?

Ve bunun gerekçesi nedir?

Hem zorla gezdirirler hem de çoğu fiyatları İstanbul gümrüğünden pahalı.

Unutmamalı…

İlk intiba iyiyse intibak daha sağlam olur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31