Başını hafifçe aşağıya indirip, gözlerini birazcık yukarıya fikse ederek, kaşlarının altından ileriye bakarken…

Dişleri kenetlenmiş, dudaklar sırıtır şekilde…

-Hallederiz abicim ne demek, diyen tiplerden hep korktum…

Çünkü onlar ya sahtekârdırlar verdikleri sözleri yerine getirmezler, ya da dolandırıcı.

Oysaki onlar kendilerini karşılarındakinden daha zeki sanarak, “iyi iş” yaptıklarını düşünürler…

Dünya ülkelerinin “tanınamaz” dedikleri KKTC’ye Kayserilinin yaptığı gibi boya ile karışık yeni kıyafet giydirerek tanıtılabileceklerini düşündü, “B Plancılar”…

Ki onların bizimle hiç ilgileri yok.

Onlar kendi kendilerine karar vererek, kendi kendilerine uygulayabileceklerini sanıyorlar …

Çünkü kalem onlarda…

Kalemi veren biz değiliz en nihayetinde…

Verenler mi?

“B Plancıların “ vatandaşları ile onların buradaki işbirlikçileri…

Bu ülkenin gerçek sahipleri ülkelerinin ne adla olursa olsun bölünmesini istemezler.

 Bu ülkenin gerçek sahipleri değişik ad da istemezler…

Onlara, yani bizlere bir Kıbrıs Cumhuriyeti yeter…

Gelelim meselenin özüne…

Panik yok, telaş yok ama uyuz gibi oturmak da yok…

Haklarımızı, ne istediğimizi bilerek yola çıkmalıyız…

 Belki farkındayız, belki de içinde bulunduğumuz koşullardan ötürü dikkat bile etmedik…

Kıbrıs AB ülkesi,  biz de o ülkenin birer ferdi olarak AB vatandaşıyız…

Ve bundan dolayıdır ki 1 Temmuz’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem başkanı olacak olması bizleri de ilgilendirir.

Hatta, gerek Türkiye, gerek Türkiye vatandaşları, gerekse Kıbrıs’taki “B Plancıların” planlarını uygulayıcı işbirlikçileri, “bunu kabul etmeyiz” deseler de bizleri sevindirmeli…

Çünkü doğrusu bu.

Dün, yani Pazar, Ada’daydım.

Büyükada’da…

Ama büyük ada dediğim Akdeniz’in en güzel yerinde mahzun duran Kıbrıs adası değil, İstanbul’da Marmara’nın kenarında, sahiplerince terk edilmiş duran, bir zamanlar Rumların yoğun yaşadıkları, Büyükada’da...

Dönüşte tam vapura binecektik ki bir aile…

Ellerinde tekerlekli valizleriyle vapura girmek isterlerken görevli onlara Türkçe, onlar görevliye Rumca bir şeyler söylüyorlardı...

Meğer jetonlarını atmadan gelmişler oraya kadar nasıl gelmişlerse, atmaları, öyle gelmeleri söyleniyordu görevli tarafından…

Onlarsa tam da bizim gibi bağıra bağıra birbirlerine, görevlinin ne söylediği ile ilgili yorum yapıyorlardı…

İlginç geldi…

Bir zamanlar çoktular o adada, şimdi ise tek tük…

Sanırım bu gidişle, başını hafifçe aşağıya indirip, gözlerini birazcık yukarıya fikse ederek, kaşlarının altından ileriye bakıp, “Hallederiz abicim” diye sırıtan iş bilirlerin oyununa gelmeye devam edersek bizim de geleceğimiz o adadan ayrılanlar gibi olabilir…

Bir gün, belki yarın, ilk defa faytona bu sefer bindiğim Büyükada’yı anlatırım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31