Ben İsmet Kotak adına ilk kez, onun üniversite öğrencisiyken Ankara’dan yerel gazetelerimize gönderdiği haberlerde ve yorumlarda rastladım. O günlerde ben henüz bir ortaokul öğrencisiydim ve “Kotak” soyadı bana çok ilginç gelmişti. “Kotak”ın sözcük olarak ne anlama geldiğini hep merak ettim ama içten yakınlaşmamızın gerçekleştiği günlerde bile ona bu merakımı tatmin bağlamında soru sormaya hiç fırsat bulamadım.

Onun şimdi bir hastane odasında ölüm – kalım çizgisinde direndiği bugünlerde ise “Kotak”ın ne anlama geldiğini yeterince çözümleyebildiğime inanıyorum.
  
“Kotak” demek, sapına kadar yurtsever olmak, içten dost olmak, mütevazı olmak, tutarlı ve ilkeli olmak, işkolik düzeyinde çalışkan ve üretken olmak, yürekli olmak, örgütçü ve lider olmak, tutkulu gazeteci olmak, yaratıcı olmak ve çok iyi bir aile babası olmak demektir. Örnekleriyle daha da uzatılabilir “Kotak” olmanın ne anlama geldiği. Ama kesin olan şu ki, bu bağlamda yapılan her tanımlama, İsmet Kotak’ın toplumsal yaşamımızda ve var oluş mücadelemizde iz bırakan kimliğinin olumlu vurgulamalarını içerir.
  
Benim “Bozkurt” gazetesinde çalışmaya başladığım yıllarda o da aynı gazetenin köşe yazarı olarak temayüz etmişti. Tanışmamız ve yakınlaşmaya başlamamız bu vesileyle oldu. Henüz politikaya girmemişti. Sanırım Mağusa’daki Kooperatif Bankası’nın müdürüydü. 1963 olaylarının patlak verdiği ve halkımızın getto yaşamına mahkum olduğu günlerdi. Sesini ve yorumlarını kuruluşunda ve idamesinde kendisinin de büyük katkısının bulunduğu “Mağusa Cambulat Radyosu”ndan dinlemeye başladık. Sanırım 1964’ün kış çıkışıydı. İsmet Kotak’ın bir ameliyat geçirmek üzere Mağusa’dan getirilip Lefkoşa’daki hastaneye yatırıldığını Sadi Togan’dan öğrendim. Ameliyattan sonra Sadi ağabey “Hadi İsmet Bey’i ziyarete gidelim” dedi. Karnından geçirmişti ameliyatı ama, önemli değildi herhalde. Yatağında bizi büyük bir sevecenlikle karşılamıştı. Ama asıl şaşırtıcı olanla ertesi gün yüzleştim. Gazetenin yazı işlerine her gün en erken gelen ve aşağıda kapı girişinde oturan patronumuz Cemal Togan’la gündemi konuştuktan sonra yukarıdaki ofislere ilk çıkan bendim. Cemal Bey’le konuşurken yukarıdan gelen daktilo seslerini fark ettim. “Göreve yeni birisi mi alındı?” sorusu geçti aklımdan. Merakla merdivenleri çıkarken, bir de baktım İsmet Kotak benim kullandığım yeşil renkli “Alpina” marka daktilonun başında harıl harıl yazısını yazmakla meşgul.”Bozkurt”un tam karşısındaki kahveyi kastederek “Hade reis, şu sizin Hasan Taşt’a birer kahve söyle de içelim” dedi gülerek. Apışıp kalmış ve tabii ki İsmet Kotak’ın gazetecilik tutkusuna da hayran kalmıştım. Hastanede olması gerekirken o karnındaki sargılarla kalkıp gelmiş ve ertesi gün gazetedeki köşesinde çıkacak yazısını yazmaya soyunmuştu. Biraz sonra çok yakın dostu Dr. Burhan Nalbantoğlu fırtına gibi gelecek ve “Delimin be İsmet ama sen?.. Yatağında ne yatman be ama? Kanaman olacak, mikrop kapacan” diye onu haşlayacaktı.
  
İsmet Kotak, politikacı, yönetici, iş adamı ve bürokrat olarak çok şeye imza atmıştır ama attığı en silinmez imza basınımızdadır. O, çok şeyden vazgeçebilen ama gazetecilikten vazgeçemeyen bir kimliğin sahibidir. Rauf Denktaş 1968’de sürgün hayatından döndükten sonra yeni yönetimin çatısını kurarken onu çağırdı. “Durmadan yazıyor, eleştiriyor, öneriyorsun. Hadi gel öyleyse yazdıklarını uygula” diyerek kabinesine en genç bakan olarak atamıştı. Kotak’ın siyasal yaşamı o günden itibaren başlar ama, yine de siyasal yaşamının en yoğun günlerinde bile yazarlıktan kopmaz. Kimi zaman müstear imzayla, kimi zaman imzasız ve kimi zaman da imzalı olarak basınımızdaki etkin varlığını ve ilkeli duruşunu sürdürür. “Zafer” gazetesini, “Kıbrıs Postası”nı ve “Yankı” dergisini çıkarır, bu yayın organlarında güçlü ekipler kurar.
  
Onun gibi enerji ve hırs yüklü ideal sahibi bir yurtseverin birdenbire kaderin bu saçma darbesini yemesini hiç, ama hiç içime sindiremedim. Geçen Cumartesi’nden bu yana yaşamak zorunda kaldıklarına hiç inanamadım. Acil şifalar dilerim. İçten dualarımız onunladır. Var oluş mücadelemizin çok sesli demokratik sürecinde İsmet Kotak’sız yürüyebileceğimize şu anda inanamıyorum. Kotak demek işte böyle etkin bir figür demek… Adam gibi adam demek.       

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31