Sana benzeyen ne varsa bana benziyor artık
Gidiyorum diyorum
Ağaçlar oyunlar türkçe şarkılar deniz kabuğu ve gülümsemesi
En çok ağırken taşıyorum kendimi
Sanki üstümden bir gözlerin düşüyor
Hangisi diye bakacağım tutuyor bir gözün diğerini tutmuyor
Şiir yazmaya aceleniyorum
Sen durmadan yan kapıdan başını sokuyorsun odama
Ilık bir denizin ortasında balıklar ve çıplakken düşler üşüyor
Yatağımın dünyası aynaya bakıyor
Hiçbir yerde yalnız değilmişim gibi geliyor
Sakinliğimden ürküyorum mendilleri ıslatıyorum
Peşinden gelmeye kalkıyorum bazı rüyalarımda
Hep başka yola sapıyorsun dudaklarınla
O hayret veren ve hayretliğini yalnızca senin yüzünden alan
Sanki dalından düşmüş kabuksuz yemiş gibi olan dudakların
Gibisi yok diyorum hayatın
Düşmüş yerlerimi topluyorum kaldırımlardan
Kaldırımlar da düşüyor çok şaşırıyorum
Uzun zamandır şaşırmıyorum
Uzun oldu yollar hasretlik çekmeyi özlüyorum
Renklerden hiçbirine güvenmiyorum
Ela bir şey her yer ya da her yer elaydı her şeyden evvel
Her şeyden evvel var mıydı birinin kollarını özlemek
Birisinin kollarının kokusu olduğunu duyumsamak
Yazdıklarımı duyumsamak senin kokunla bir yerde
Bir yerde her şeyden evvel var mıydı hiçbir şey
Sana benzeyen ne varsa bana benziyor artık
Gidemiyorum diyorum
Ayrılığın usulca halini hüzünden sayıyorum
Buradan tutsam yüze kadar sayıyorum
Elliden sonrasında ağlamaya başlıyorum
Çocuk gibi bazen kızıyorum yaşamaya
Saymıyorum küsüyorum bütün yüzlere
Yüzden sonra düşenlere
Ve artık ölü bir bakışta görülmeyenlere
Hiçbir şeye küsemiyorum
Dönüp yüze kadar sayıyorum
Barışıyorum yüzünle
En sonunda kendime küs kalıyorum
Küsemiyorum
Kendimle küs kalacak değilim ya hemen oracıkta barışıyorum
Oracıkta bir hıçkırık bırakıyorum
Oracık da tenha değil ki her geçen üstüne basıyor sanki
Ellerimi avuçlarımın arasına alıyorum
Alfabeden bir ıslık seçiyorum
Tükürüyorum en çok kızmadığım yere
Burası unuttuğum oracık diyorum
Mağusa’dan bir rüzgâr geçiyor o vakit nemi sıcağından kuru
Her şey sana inanmış bir Temmuz ikindisine benziyor
Akşam olmadan sana benziyor oracığa koyduğum ne varsa
Susamıyorum
Sana benzeyen ne varsa bana benziyor artık
Kılıfımı bile öldürüyorum uydurduklarımdan

Mektuplaşıyor bir ecza dolabı ilacıyla
Doktorsuz reçetesiz kibar bir ölüme itinayla tokalaşarak
Issız bir adaya düşerse -kimbilir düşer mi bir daha-
Bizi yanına almayı unuttuğu için yalnız aslında
Yoksa kimseyi üzmek istememiştir -kimbilir üzer mi bir daha-
Öyle bir yerde yalnız ve ıssız ve uzak olduğu için o kadar uzak
Ve hala dokunduğun ne varsa içine o kadar yakın
—bir öpücük ve dudaklarının mesafesi kadar-
Ölünceye kadar yalnız ikimizin bileceği bir yerde
Hala eski ve virgül kadar cümleyi toparlamaya çalışan
Bekliyorum
Bekliyorsun
Bekliyoruz
Elimi kaldırıyorum, ayağa kalkıyorum, sana sesleniyorum:
Sana benzeyen ne varsa bana benziyor artık
Ama bendeki sana bakarak, bendeki yanıma...

Ziradır cümlenin sonu; bu da noktalı virgülü yalnızlığımın
Bendeki yanım ıssız bir adaya bakıyor bütün coğrafyalarda...



                                                                   Mağusa 31 Temmuz 2008
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31