Tam da “sular durulmuyor” diyecektik. Meğer Lefkoşa payitahtında “eylemciler” vanaları falan kapatıyorlarmış, zaten akacak su kalmamış ki durulsun!

Ve ne diyorduk? Bir süre önce eylem yapmaktan yoruldukları için kendilerini rölantiye alan Belediye çalışanlarının ortalarda bıraktığı boşluğu anında ve hızır gibi yetişerek Kıb-Tek çalışanları doldurduydu. Eh onlar da yorulup geri çekildiklerinde Belediyeciler yine görevi devraldılar!

Tabi hakkını yememek gerekir: “UBP’nin Kurultay filmi hâlâ vizyonda, rekora koşuyor! TC’de “Muhteşem Yüzyıl” KKTC’de “Muhteşem Kurultay!” Dünkü dizisini hep birlikte seyrettikti. Mahkeme nihayet kararını verdi ve on gün içinde ikinci tur seçimin yapılmasını hükme bağladı! İrsen Küçük için olay “kırk satır mı kırk katır mı” oldu! Bakalım sonu ne olacak. Diyoruz da tabi arada yeni oyuncular da transfer ediliyor. Sonuncuları Ertuğruloğlu, Avcı, Gökmen yoldaşlar oluyor!

Ve doğal olarak güç dengesini bozduğu için Kaşifçiler kazan kaldırıyor!

ÇÜNKÜ HESAPLAR BOZULUYOR: Geri gelenler sadece UBP’nin eski kodamanları değiller. Kendilerine yeniden UBP kapısını açan İrsen Küçük’ün “taze kanları!”

Mahkeme kararı sonrasını bilmiyoruz ama eğer bu üç kafadarın üyelikleri kesinleşirse Küçük’ün yanında yer alacaklarından Küçük hem az biraz soluklanacak hem de ikinci tur seçime daha güçlü gidecek. Diyelim! Ve soralım:

Eee, BAŞKA NE VAR NE YOK. 2013’e “bismillah” diye girdik ki “seyrüsefer ruhsatlarına, ehliyetlere, kimliklere falan yeni zamlar yapıldı. Allah artıra!

Çünkü bu ülkede “yeniden” diyeceğimiz ve hasretini çektiğimiz pek bir yenilikle hayırlı iş olmaz! Neyse ki zaman zaman “yeni” vurgulaması ile işte o hasreti bastırıp dayattıkları “zamlarla” giderirler! Ancak hiç yetmez! Ne kadar çok zam o kadar mesut yaşam! Dolayısıyle devamından yanayız, dört gözle “yenilerini” bekleriz!

NEYSE: Memleketin ahvali bu kadar. KKTC dediğiniz hükümeti, belediyesi, kurultayı, zamları, UBP’ye yeni transferleri ile dimdik ayaktadır. Yıkılmadı yıkılmayacak!

*****

TURİZM DEDİĞİMİZ. (KUMARDAN İBARET Mİ OLMALIYDI?)

Ciddi sorunlarla uğraşacak güçte bir hükümet yokken ne UBP kurultayı ile mahkeme kararları kesiyor bizi ne de Belediye çalışanlarının bitmeyen eylemleriyle özelleştirme hikâyeleri! Bıktık usandık! Devletimizin kimliğini bile bize para ile satarlarken üstüne üstlük ikide birde zam da yapıyorlar! Desek ki “istemeyiz be efendiler! Biz kimliksiz de yaşarız, zaten tanıyan yok!” Canları sıkılacak! KONUMUZA DÖNELİM. KKTC bugüne kadar böylesi kısır döngüye hapsolmadıydı! Ayni fasit daire içinde dönmekten dönen “başların” zaten ne söyledikleri anlaşılıyor ne de yaptıkları!

Dolayısıyle her hafta TC’den gelen ve lüks otellerin kumarhanelerini dolduran insanları, işçi diye memlekete girip çıkanları “turizmimizin turist” hanesine kaydedip işte “lokomotif çuf çuf etmeye başladı” demek rüya görmek demektir..

Bu kanaate bu kez de yeni yıl dolayısıyle vardık: Öncesinde TC basınına yansıdığınca öğrendiydik ki bilumum ünlü şarkıcılar KKTC’nin lüks otellerinde sahneye çıkacaklar! Kimler yoktu ki!

DÜŞÜNDÜK. Evet Besim Tibuk da haklı: Bu memleket hantal ve iş bilmez bürokrasi yüzünden çok şey kaybediyor! Evet bu memlekette kimseler “yatırım yapanları sevmiyor, gitti elden memleket” diye sızlanıyor! Evet Kıbrıslılık gibi bağnaz bir döngüde ırkçılığın dik alâsı sürdürülüyor! Evet statükocu anlayışlarda kapalı toplum oluşla kapalı toplum ekonomisi yeğleniyor! Evet Memleket pislikten geçilmiyor, kimse laf dinlemiyor, kanunlar tepeleniyor!

Fakat sormak gerek: Onca lüks otel, her hafta bu otellere uçaklar dolusu gelen insanlar, TC’nin en ünlü şarkıcıları… KKTC’ye hangi turizmin lütfunu sunuyorlar? KKTC ekonomisinin nesine katkı koyuyorlar? Hangi çarşı pazara iki kuruş bırakıyorlar? En önemlisi KKTC’nin sosyal hayatına nerede nasıl yansıyorlar?

Haa, devlete verilen vergilerle en azından KKTC bütçesinin kuyruğunun dik durması sağlanıyor falan diyorsanız, onun bile sağlığı şaibelidir!

YANİ BU MEMLEKETTE TURİZM YOKTUR: Rakamlar neredeyse yılda bir milyon turist ağırladığımızı söylüyor ama yollara bellere, çarşılarla pazarlara, eğlence yerlerine hatta tarihi mekânlara bakıyoruz “turist” nanay! Hele o anlı şanlı şarkıcılar! Bazen KKTC’nin gün ışığını bile göremeden karanlıklarda gelip karanlıklarda gerisin geriye uçuyorlar!

Buna karşılık Güney’e gidiyorsunuz, kaynıyorlar! Hatta Kuzey’e bile günü birlik geliyorlar da az biraz nasipleniyoruz!

DAHA BAŞKA: Kaldırın otellerden kumarı. Bakın bakalım bir teki ayakta kalır mı? Ve sonrasında TC’den tek bir kişi gelip KKTC’de otel yapar mı?

O zaman şu kaziyeye varacağız: Evet Kumar’a bağlı bir turist akışı var. Ötesi turizm yoktur ama!

Bakın TC medyasına. Dünyayı turlayan gezginleri konuşturuyorlar, soruyorlar. “Hangi ülkeleri kentleri seviyorsunuz?” Bugüne kadar bir tekine rastlamadık ki “Kıbrıs” yahut Girne falan desin… Kaldı ki Mağusa diyecek yahut Lefkoşa!

Ne demektir bu? KKTC turizm açısından kimseler için cazip bir yer değil! Girne’nin adı da artık doyuma ulaşmışlığında o lüks otellerinin kumarhaneleri nedeniyle seslendiriliyor! Bir de magazin sayfalarında yansıyan şarkıcıların haberleriyle!

Kısaca Türkiyeli’ye bile açamadığımız turizm sektörümüzü “turizmden” sayabilmek için kırk fırın ekmek daha yememiz gerekiyor…

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31