Savaş yılarını yaşamayan ama çocukluğumuzdan bugüne kadar acı savaş olaylarını dinleyerek büyüdük. 


En azından benim jenerasyonum her iki açıdan şanslı. Hem savaş yıllarını 1960 öncesi 63 ve 74 olaylarını yaşamadı; birinci bu açıdan şanslı ikincisi de Mücadele yıllarında neler olup bittiğini birebir babalarımızdan dedelerimizden dinleme fırsatı bulduk. 

Bu nedenle tarihte karşımıza çıkan her tarihi kimliği iyi tanıyoruz ancak yeni nesilin yani 1990 yılı ve sonrası hayata merhaba diyen genç arkadaşlarımızın haline bakıyorum da içler acısı. 

Popüler kültürün yalnızca oyuncağı haline gelmekten öte; sözde sosyalist ideoloji altında Rumların tamamını kardeş ve yaşanılacak ya da sığınılacak bir kapı olarak görüyorlar. 

Annan planı sonrasında Rum arkadaşlar edinmiş insanlardan biriyim bende; ağzımın payını alana kadar ne iyi insanlar şu Rumlar; bir de hep kötüler durur şu azılı milliyetçi kesilen kesimler diyordum. 

Ta ki bir yemek davetinde giriştiğim sözlü münakaşanın neredeyse yumruklaşmaya varmasına kadar. Dünya görüşü olarak bir sosyal demokrat olmaktan ve Kuzey Kıbrıs’ın geleceğinin çözümsüz kalmasından yana biri değilim. 

KKTC Halkının daha iyi bir geleceğe ancak her iki tarafı da mutlu edecek bir çözümle gerçekleşeceğini savunanlardanım. 

Ancak sahte solculara canım sıkıldığı gibi sahte milliyetçilere de canım sıkılır. Sahte solcuların önemli bir kısmı Rum tarafından düzenli maaş alırken sahte milliyetçilere de Rum tarafındaki  marketlerde bol bol rastlayışıma anlam veremem. 

21 aralık Şehitler haftasına girdiğimiz şu günlerde o yılları yaşamamış ama bolca dinlemiş insanlar olarak yeteri kadar önemini vurgulayamadığımızı düşünüyorum. 

Sanki klasik ve geleneksel bir hava da kutlanır her yıl. Halbuki O yılları yaşayanlarla sohbet ettiğimizde anlatmaya başlamalarının ardından ağlamaya başladıklarını fark ederiz. 

1974’TEKİ TARİHİ BELGELER

20 Temmuz 1974’te gerçekleşen Mutlu barış harekatında  Türk jet uçaklarının Kıbrıs üzerindeki uçuşları sırasında Rum halkını barışa davet eden broşürler atmıştı. 

Bu hep anlatılır. Geçtiğimiz hafta Mora bölgesinde Rumlara karşı savaşan bir mücahid atılan bu afişlerden toplamış ve saklamış, bir ortamda buluştuk ve bana bu broşürlerin orijinallerini göstererek “bu tarihi belgeler artık pek az insanda vardır, sen gazetecisin sana fotokopilerini çekip  veriyorum arşivine koy” dedi ve bana iki ayrı broşürün kopyasını verdi. 

Bugünkü yazımda yayınlıyorum.  Broşürün bir tanesinde “ KIBRIS RUMLARI. ADA TÜRKLERİ İLE BERABER KARDEŞÇE YAŞAMANIZ İÇİN ÇOK UĞRAŞTIK VE SABRETTİK. KIBRIS VE YUNAN İDARECİLERİ SİZİ BİRBİRİNİZE DÜŞÜRDÜLER. BOŞ YERE KAN DÖKTÜRDÜLER. HÜR VATANINIZI ENOSİS DENEN BOYUNDURUK ALTINA SOKMAK İSTEDİLER. SİZ DE İDARECİLERİNİZE ARTIK YETER DEMSİNİ BİLİNİZ” KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOMUTANI…. 

altiner_belge1.gif

altiner_belge_2.gif
Yazıyor mesala…

Evet, iki belgeden bir tanesinde yazanları aktardım size. Bu broşürler hem Türkçe hem de Rumca olarak  yazılmış zamanında. 

ŞEHİTLERİN HAKKINI VEREBİLMEK

Devlet olarak geçmişe dair savaşta hayatını kaybeden şehitlerimizin ve sonrasında onların yakınlarının varlığına ne kadar sahip çıkabildik. Bu yönde Şehit Aileleri ve malul Gaziler Derneği’nin çalışmaları var ama bence yalnız bırakılıyorlar. 

Devlet olarak Şehitlerimize gerçek anlamda sahip çıkmamız gerekiyor.  Yabancı ülkelerde devletler geçmişlerine çok ciddi şekilde sahip çıkarlar. 

Her zaman yakınsakta mücadele yıllarına oranla kıyasladığımızda bugün ciddi bir refah sürdüğümüzü söyleyebiliriz. Babalarımızın ve dedelerimizin inanılmaz zorluklar içinde yaşam savaşı vermelerine dair kanaatimce ne yeteri kadar belgesel çekilmiştir ne de yeteri kadar film. 

Her yıl görmeye alıştığımız belgesellerin ve 10 yılda çekilen bir tarihi filmin dışında geçmişe ne kadar sahip çıktık ve görsel olarak ebedileştirdik? 
 



GERGİN HAVAYI ADEMİN TELEFONU YUMAŞATTI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın dün Mecliste bütçesi görüşüldü. Salonda birkaç milletvekili hariç salon bomboştu. 

Ama bir ara koca salonda Çalışma Bakanı Dr Şerife Ünverdi ile CTP Gazimağusa Milletvekili Sonay Adem’den başka hiç kimse kalmadı. 

Adem kürsüde hararetli bir şekilde konuşmasını sürdürüyordu ki bir anda jamperlerin devrede olduğu bir anda Sonay Adem’in cep telefonu çalmaya başladı. Meğerlim Sonay Adem’in hap saati gelmiş ve telefonun alarmı çalıyor. 

Salonda başkası olmadığı için Bakan Ünverdi meslektaşının telefonuna Adem’in ricası üzerine kalkıp müdahale etti. Sert esen havayı Sonay Adem’in hap saati yatıştırmış oldu.  
 



ÖRP-DGP BİRLEŞMESİ OLMAYACAK

Uzun zamandır gündemde olan ÖRP ile DGP’nin birleşmesi öyle anladım ki olmayacak. En son olarak önceki gün Meclisin Restaurantında biraraya gelen Tahsin Ertuğruloğlu ile Turgay Avcı ve ekibinin birbirine soğuk davrandığı gözlemlendi. 

Önceleri görenler hep birlikte yemek yeniliyor sanılmış ama sonra Tahsin beyin geçerken uğradığı anlaşılmış. 
 



GEÇMİŞ OLSUN SN ÖZGÜRGÜN

Kabine de kaliteli kişiliği ile ön plana çıkan Bakanlarımızdan Hüseyin Özgürgün’ün ortaya atılan asılsız iddialar neticesinde başına gelmeyen kalmadı. 

Haberi yapan sözde gazeteci PPK’lı çıkmış, konu mankenimizin ise başka bir bakanla bağlantılı olduğu iddiaları yoğunlaşmış. 

Kaldı ki Hüseyin bey yakında evlenecek diye biliyorum. Büyük geçmiş olsun..
 



SN FELLAHOĞLU’NU GÖZ TUTTU

CTP Lefkoşa Milletvekili kadri Fellahoğlu mecliste dün öğle yemeğinde balık yerken kılçığı boğazına kaçmış ve hastaneye gitmek zorunda kalmış. 

Aman efendim bu aralar zirvede olanları göz tutuyor, biraz tütünün göz tutmasın.. Daha bize lazımsınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31