Gazeteler Libya haberleri ile dolup taşıyor…

Yorumlar hakeza…

Bunca yıl sonra öğrendiğime göre, Albay Kaddafi, Ankara’daki Harp Okulu mezunu, Harbiyeli imiş!

Hiç bilmiyordum… Hazretin Türkler’den hiç hazzetmemesinin altında bu da var herhalde! Okulda sıkmışlardır…

Libya, Kanuni zamanında, Turgut Reis tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Kuzey Afrika’da en son “elden çıkan toprak” da orası…

Osmanlı Kuzey Afrika’daki topralarına Magrip Ocakları der, “dayılık” denilen bir sistemle, sanki de bir konfederasyonun, eyaletleri gibi yönetirdi! Libya, Cezayir ve Tunus…

Önce Cezayir gitti, sonra Tunus… İkisini de Fransa “aparttı”…

Mısır’ı zaten İngiltere kimseye yar etmezdi! Bir kaldı Trablusgarp ve Bingazi illerinden ibaret Libya!

Osmanlı da zaten burayı çok matah bir yer olarak görmezdi belli ki!

Çünkü başlıca görevi, gidip de dönülemez bir sürgün yeri olarak kullanılmaktı:

Fizan…

Fizan Çölleri ögesi, çağdaş Türk edebiyatında bile bir deyimden de öte bir imge’dir…

Ne var ki:

Sonradan aileden Libya Kralı çıkaran Şeyh Sunusî, İttihat ve Terakki’nin üyesidir.

O bir şey değil, fırkanın illegal kolu olan Teşkilât-ı Mahsusa’nın da üyesidir!

Sonradan Irak başbakanı olan Nuri Said Paşa ve Mısır Savunma Bakanı olan Aziz el Mısrî gibi…

Mustafa Kemal Bey, sürgün gittiği Şam’da görevini tamamlayıp da Selânik’e döndüğünde, ona verilen ilk görev neydi, biliyor musunuz?

İtalya’nın göz diktiği Trablusgarp’a gidip, keşif yapmak!

O da Teşkilât’ın bir üyesiydi ve verilen bu görevi yaptı! Bir yıl sonra, 1911’de İtalya’nlar Libya’ya çıktılar…

Denizden asker gönderilmesi mümkün değildi, çünkü Osmalı donanması, Haliç’te paslanmıştı!

Karadan Libya’ya ulaşılamazdı, çünkü Mısır’daki İngilizler izin vermezlerdi…

Bu koşullarda Osmanlı ordusunun, seçkin subaylarından en serdengeçtileri, kaçak yollardan Libya’ya koşup, yerli halkı İtalyan’lara karşı örgütlediler!

Enver, Halil, Mustafa Kemal Bey’ler ki sonradan paşa da oldular…

Teşkilât- Mahsusa’nın kurucusu Süleyman Asleri ki 1. Dünya Savaşı’nda öldü…

Aziz el Mısrî…

Ki döne dolaşa en sonunda Arap milliyetçiliğini seçip, kendi ülkesinin en üst düzey komutanı oldu…

Kuşçubaşı Eşref de var mıydı, yok muydu?

Şimdi aklımda değil…

Mustafa Kemal, Derne’nin komutanı idi…

Ana komuta da Enver’de…

İkisi arasındaki çekişmenin, o günlere dayandığı söylenir…

Belki de Kemal Bey, bir yıl önceden gidip örgütlediği direnişi, kendinin yönetmesi gerektiğini düşünüyordu!

Kim bilir?

Onların Libya’da olduğu dönemde, İtalya sahilden içeri adım atamadı…

Ne var ki 1912’de Balkan Savaşları çıktı…

Bulgar, Sırp ve Yunan orduları, Osmanlı’yı Rumeli’den attılar…

Bulgar ordusu Çatalca’ya kadar geldi, Edirne Bulgarlar’ın, Selânik Yunanlılar’ın eline geçti…

Trablusgarb’daki kadro, komutayı Aziz el Mısrî’ye verip, aceleyle geri geldiler…

O da Mısır’a geçip, kendi ülkesinin peşine düştü…

Bu arada İtalyanlar da Libya’yı ele geçirdi ama İstanbul’un Bulgarlar’ın eline geçmesine fırsat verilmediği gibi, Edirne de bu kadro yönetimindeki birliklerce geri alındı…

Kaddafi işte buna kızıyordu…

“Bizi İtalyanlar önünde yalnız bıraktınız” diye…

Ne denir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31