Suça azmettirenler olmasaydı konsolos hiç bunu yapar mıydı?

Konsoloslukta çalışanlar emirlere uysa(!); konsolosun kurallarını sorgusuz sualsiz karşılasa(!) ortalık karışır mıydı hiç?

Yukarıda okuduklarınız devlet işleri hakkında işaretler içeriyor. Hele bir de yurt dışında, gözden, gönülden uzakta çalışıyorsa etik kurallar, iş ahlakı filan hak getire bazı çalışanlar için.

Elinde mevkisi olmayan; yandaşı bir yerlerde mevkili olmayan konsolosluk çalışanı, hele bir de kadın ise vay haline!

Suça, günaha azmettiren de kadın çalışanların ta kendisidir onlara kalırsa. Bu kadınlar taciz de edilir, mobbing mağduru da olur, işten de atılır. Müstahaklarıdır (!) ne de olsa…

***

Nereden bahsettiğimi merak ediyorsunuz değil mi?

2009 senesinde KKTC İzmir Konsolosluğu’nda patlak veren olaylardan bahsediyorum.

Konsolosun görevinden geriye çağrılmasından, aylarca konsolos muavinliği ile idare edilen İzmir Konsolosluğumuzdan, orada yaşananlardan bahsediyorum.

Geriye çağrılan konsolos hakkında kamuoyunun, sivil toplumun, gazetelerin ve köşe yazarlarının sorularının cevapsız kaldığı konudan bahsediyorum.

Burada konuyu kapattıklarını zannedenlere bir haberim var: İZMİR’DE HAKSIZLIĞA UĞRAYAN BİR ÇALIŞANIN MAHKEMESİ KADIN ÇALIŞANIN HAKLILIĞINI BELGELEDİ.

Yetkisini bakandan aldığını, işten durdurma kararını bile, bakanın verdiği yetki ile durdurabileceğini söyleyen, sigortasız personel çalıştırabilen bir konsolostan; hakkında işyerinde yaptığı her türlü mobbing ve cinsel taciz, istismar olayında şikâyet edilen bir konsolostan bahsediyorum.

Haberiniz olsun ey okurlarım ki, İzmir eski konsolosu görevinden geri çağrılıp, Lefkoşa’daki ofisine oturtulduğu zaman her şey kapanmış gibi lanse edilse bile, mağdur olduğunu haykıran konsolosluk çalışanları bu işin peşini bırakmadılar. Sonunda bir tanesi İzmir 3. İş Mahkemisi’nde haklılığını yasalar önünde ispat etti.

-Davacı konsolos tarafından işten çıkarılmıştı.  Davacıyı işten çıkaran konsolos, tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmişti. Kendisine çok güvenen, bakanın kendisine çalışanları işten çıkarma yetkisini verdiğini söyleyen konsolosa İzmir’deki mahkeme yanıtını verdi: Sen bakanı boş ver de yasalara bak dedi mahkeme adeta. İşten haksız yere çıkarılan kadın çalışanın işe iadesine karar verdi.

-Ailesi ile birlikte direnmeye çalışan kadına konsolosluk tarafından yöneltilen suçlamalar yersiz ve haksız bulunmuş.

- Kadın çalışanın iş akdinin tek taraflı feshinin yapılmasına da gerekli yanıt verilerek, fesihin geçersizliği ilan edilmiş.

-Eğer işveren bu fesihi dikkate almazsa, çalışanı tazmin etmesine ve geçen süre içinde haklarının çalışana iade edilmesine karar verilmiş.

***

Burası KKTC. Burada kadınlara geçit yok. İşyerinde çalışan kadınlara taciz yapılıyorsa, bunun sorumlusu kadındır(!) Günaha azmettiren de, suçu işleyen de, işleten de kadındır bizim uygulayanlarımıza, uygulatanlarımıza ve uygulamalarımıza göre...

Göz göre göre sigortasız işçi çalıştıran bir konsolosluk ve bakandan tam yetkili olduğunu söyleyip noter kararı ile işten çıkarılmanın kararları vardı süreçte sorguladığımız.

Tümü yanıtsızdı.

Bizim buralarda üstü kapatılıp, unutturulmuş olabilir. Fakat ateşin içinde yanmaya bırakılan, bir sürü itham ile zan altında hissettirilen, geleceği ve iş yaşamı tehlikeye atılan kişiler bu işin peşini bırakmadılar.

Sonunda 14/5/2012 günü TC Yargıtayı, İzmir 3. İş mahkemesi kararını açıkladı.

***

Davacının haklı olduğu, tüm ithamlardan kurtulduğu kararı açıklandığına göre, haksız olan veya kusurlu olan bir taraf vardır, öyle değil mi?

Peki bizim tarafta, Kıbrıs’ta bu durum nasıl yansıtılacak?

Dönemin İzmir Konsolosu aracılığı ile konsolosluğa bir de tazminat davası açılmış, dava sonucunda açıklanan tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, davanın ileriye taşınması uygun görülmüştür.

***

Devletin, yurt dışındaki bir kurumunda olan biten olaylar ile ilgili bir konunun üstü kapatılıp, kamuoyunun bilgilendirilmemesi çok gariptir.

Devletin imajı için en önemli mevkilerden bir tanesi olan konsolosluk mevkisinin içine düşürüldüğü durum, mesleki etik anlayış ve konsolosluk çalışanlarının uyması gereken kurallar hiçe sayılarak, bir dönem saltanat süren görevli kişi/kişiler şimdi nerelerde, ne yapıyorlar? İslamabad’da aynı saltanatı mı sürüyorlar?

Bizim memleketin kurallarına göre etik kuraları uygulamayan ve yasaları karşısına alan kişi, eğer bakanların mevkili kişilerin yakınları ise ne yazık ki suçlu, mağdur olan kişi ilan ediliyor. Hatta üstüne üstlük suça, günaha azmettirdiği için utanmadan cezalandırılıyor bile.

Adalet anlayışı, güçsüzün ezilip, toplumun önünde faili meçhul kalmaması için güçsüzü suçlu ilan etmek dışında çalışamıyor çoğu zaman.

Kim bilir belki bu defa İzmir ile ilgili Dış İşleri Bakanlığı’ndan bir ses, bir açıklama gelir olan bitenler üzerine…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31