Al Jazeera Türk dergi geldi, sokakları gezdi, sordu…

Kıbrıslı Türkler Türkiyelileri sevmez mi?

Yerleşiklerden biri ki burayla alakası yok: “Anadolu çocuğuyum. Her şeyimle Türküm... Bir devletim, anavatanım var. Bazıları yapay olarak Kıbrıslılar varmış̧, Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Rumları varmış̧ gibi kültür edebiyatı yapıyor. Kıbrıslı Türk de yoktur, Kıbrıslı Rum da, Kıbrıslı da yoktur. Sakın ola ki bizlere, “Kıbrıslı mısınız?” diye de sormayın. Bu bir hakaret olarak algılanabilir, yanlış̧ anlamalar çıkabilir. Neden mi?

Nedeni, Kıbrıs’ta yaşayan bir tek Kıbrıslı vardır, o da Kıbrıs eşeğidir” dedi…

Dün gibi hatırlarım o günleri…

Ortalık darmadumandı.

Bir taraftan havan mermileri minareye çarpıp yön değiştirir.

Bir taraftan dumdum kurşunu dedikleri ses çıkartıp giden mermiler.

Kafamızdan uçuşuyordu hepsi.

Her an mermiyi yiyip, orada kalabilirdik.

Kalmadık.

Denizde geminin batırılışı geldi gözüme.

O günler tuhaftı.

Türk uçağı Türk gemisini batırıyordu ama Türk uçağı Yunanistan gemisine dokunmuyordu.

Neden, diye sormamak lazım.

Vardı bir bit yeniği.

Ne iş ise o gün Yunan askerleri gemiden indiler, Mutallo bölgesini esir aldılar.

Esir olduktan sonra gelemeyiz, çok sıkışığız, diyen Tük jetleri başımızdan uçtular.

Aşağıdaki bizler ki önümüze bren silahı dikilmişti, sevinmiştik.

Ölüm ile yaşamın tam ortasındaydık.

Ellerimizi kaldırıp selam vermedik, içimizden gülüyorduk.

Kurtulmuştuk.

Bizleri kurtaracaklardı.

O günlerde kimse ne olduğunu bilmiyordu.

Bir tarafta ortada kalmış Kıbrıslırumlar, diğer tarafta sahada işemeye kalkamayan Kıbrıslıtürkler.

Arada ise Yunanistan askerleri ile faşistler…

O gün ve o günden önceydi.

“Türkiye gelecek bizi kurtaracak” diyorlardı.

Bulunduğumuz Mutallo bölgesine bakıyorduk.

Avuç içi kadar yerdi orası.

Sineması vardı.

Tiyatrosu, okulu, hatta futbol sahası…

Yüzyıllar içinde yoğrulmuş kendine ait kültürü vardı.

Derken darbe, ardından çıkartma ve bizlerin top yekûn kuzeye gidişimiz…

“Sizleri kurtardık” dediler.

Sevindik.

Bilin bakalım Türkiye kimleri kurtarmıştı?

Elbette kendi kültürleri olan ve Türkçe konuşmayı tercih eden Kıbrıslıları…

Aslında o lafları söyleyen tiplere kızmamak gerekir.

O şekilde düşünen ve Kıbrıs’ın kuzeyini kendi malı gibi görenlere de kızmamalı…

Onlarda kabahat yok.

Çünkü kabahatin büyüğü, yok saydıkları ama onların bu topraklara gelip malı götürmelerine sebep olan bizlerde…

Yani bizleri yok yerine koymalarına fırsat veren Kıbrıslarda…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31