“Araplar ise iki günden beri yazdığımız gibi, henüz “ulus” olabilmiş halklar değillerdirler. 

Ortak noktaları olan Arapça, her ülkede farklı ağızlarla konuşulur! 

Diğer önemli ortak nokta sanılan din de bırakınız ülkeleri, ayni ülke içinde bin türlü mezhep ve tarikata bölünür! 

Örneğin Almanya’da da Protestanlık ile Katoliklik vardır. 

Ülkenin kuzeyi protestan, güneyi katoliktir ama onlar bu meseleyi çözeli beşyüz yıl oluyor! 

Oysa örneğin Suriye’de, halkın çoğunluğu Sünni… 

Ama yönetim, alevi eğilimli Nusayri’lerin elinde… 

En büyük destekçileri Şii İran, en önemli karşıtları da Vahabi Suudi Arabistan! Esad’ın kırdıkları kimler acaba? 
Irak’ın durumu ortada… 

Mısır bir başka alem… 

Kuzey Afrika’daki mezhepleri saysak, yerimiz dolar…”

Birkaç hafta önce yazdığım ve internette de bazı tepkiler aldığım bir yazıdan alıntıdır, yukarıdaki satırlar. 

“Arap Baharı” yaşanmaktaymış ve Batı Tipi bir demokrasi kurulacakmış Arap dünyasında… 

Hadi yahu siz da…

Bir kısmını yukarıya aldığım o yazının ana fikri, “Batı tipi demokrasi, ulus devletin bir özelliğidir ve Araplar da henüz bir ulus olabilmiş değillerdirler. 

Batılı olmayan bir toplum, nasıl batı tipi bir devlet kurabilir?” idi…

Bu satırları yazarken de fonda Kaddafi’nin çığlıklarını dinliyorum. 

Eğer “özürlük güçleri” denilenler bu çapulcularsa, istemez, kalsın! 

Biri ayakkabısını çalıyor adamın, öteki yüzüğünü, beriki tabancasını ve canlı yakaladıkları adamı, on dakikada döve döve öldürüyorlar… 

Be herzeyi yerken de avazlarının çıktığı kadar, “allahu ekber” diye bağırıyorlar… 

Dilimin ucuna çok kötü lâflar geliyor ama bunlara edeceğim lâfları Allah’a söylediğim sanılır diye, susuyorum! 

Ulan eğer bu kadar müslümansanız, “kul hakkı” denilen şeyden hiç mi haberiniz yok? 

Can alma hakkını size Allah mı verdi? 

Kur’an-ı Kerim’in neresinde? 

Hangi ayette? 

Demokrasi’den, yargılanma hakkından şundan bundan vaz geçtim; bunlar kendilerine argüman ettikleri İslâm’ı bile bilmiyorlar! 

Ne demokrasisi?

Kaddafi’yi gençken severdim… 

“Gadimici” olunca, istihbaratın başına bir oğlunu, ordunun başına öteki oğlunu, güvenliğin başına beriki oğlunu geçirince, sıtkım sıyrıldı! 

Sevmez oldum… 

Amma…

Fizan Çöllerindeki kabile kavgalarını “demokrasi kuruculuğu” diye sunmaya kalkanlar, şimdi işte asıl papazı buldukları noktaya gelmişlerdir. 

Kral Sunusi zamanında, nasıl çöllerde yaşamaktaysaydılar; şimdi o döve döve öldürdükleri Kaddafi’nin kurduğu alt yapıyı da berhava etmiş, ve Allah bilir, ellerindeki petrolü de peşkeş çektiklerinden, öyle bir Libya devralmış olacaklardır. 

“Demokrasi”den önce, yiyecek ekmek bulmak için, kapı kapı dolaşmak zorunda kalınca, tekrar orta çağdan kalma kabile savaşlarına dönünce, asıl o zaman “biz ne yaptık” diye dövüneceklerdir…

Henüz ulus olamamış bir toplumun, rezilane iktidar değişikliğine tanık olduk… 

Hepsi bu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31