Eskiden saatler geçmek bilmezdi…

Bekle ki ertesi gün gelecek…

Yakın zamanlarda günler zor geçerdi…

Sonra aylar biraz zorlanma, derken yıllar uçmaya başladı…

İlerleyen yaşla mı ilgili, zamanımızdaki saatler mi böyle, anlayamadım…

Eskilerimiz, “bir güne gelmez” derlerdi.

Ömürden bahsederlerken daha çok kullanılırdı bu söz…

Çocuklar yaşlıları hep yaşlı, gençleri hep genç kalacak sanırlardı…

Hala öyle.

Geçen zaman o çağlarda önemsiz ancak yiten her şey gibi kaptaki her neyse azaldıkça kalanların değerleri öncekilerden daha güçlü olur.

Kalan zaman artık sayılı…

Adam 179 yaşına gelmiş.

Bu bir istisna…

Gerisinin süresi aşağı yukarı belli…

Zamanın yarısını, gece diye hesaptan düş…

Geri kalanın yarısını keyifsiz diye at…

Çok hızlı geçen bu günlerdeki zamana dikkat etmeli…

Hele yolun yarısını geçmişseniz…

“Yaşamayı bilmek gerekir” derler…

Onu söyleyenlere soruyoruz…

Ne yapalım?

Cevap, tık…

Yaşamak, geçen zamanla birlikte nefes almaktır.

Nefes aldığın yer çok önemli…

Deniz kıyısındaysanız mesele yok.

Bir de başınızda sizi zorlayan etkenler olmazsa.

Hani kaplumbağa hızıyla çalış, tavşan gibi yaşamayı becerebilirsen…

Yaşam keyiflenebilir…

Bulunduğum semtte, bu yıl da yılbaşında süslemeler yapılmadı diye yine kızıyordum…

Geçen yıllarda da kızıyordum.

O günler dün gibi hafızamda…

Oysa yarın yeni yılın 4. ayının son günü…

Ne kadar çabuk geçiyor zaman, değil mi?

İstanbul’da güne yağmurla başladım.

Ağaçlardan damlayan yağmur tanecikleri o kadar yavaş o kadar keyifliydi ki ne şemsiye açtım ne koştum.

Bıraktım damlacıkları keyiflerince yağsınlar…

Islatsınlar dilediklerince her yanımı…

Nasılsa hava sıcak…

Nasılsa keyif…

Varsın bu ılık ve yağmurlu günde saçlarıma düşen yağmur tanecikleri olsun…

Saçımdaki aklara bir de onlar ilave olsun ne çıkar…

Geçerken…

Bahçenin kenarında geçen yıldan kalma kadife çiçekleri gördüm.

Kurumuşlar.

Tohumları toprağa döküldü dökülecek durumdalar…

Yağmur onlara da cömert…

Fakat…

Kuru dalın üzerinde, dökülmeye başlamış tohumların yanında yeni açmış bir kadife çiçeği vardı.

Ölmüş ama öldüğünün farkında değildi.

Orada olmamalıydı…

Oysa tek başına çıkacak bir yer bulmuş kuruyan dalında…

Ve çıkmış.

Çıkmasaydı zaten geçen zamanla hiç çıkmayacaktı.

 O da biliyormuş…

Yaşamanın zor ama bir o kadar da gerekli olduğunu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5