Bugün köşemi iki bayan yorumuna ayırıyorum… Kadın duyarlılığıyla ülkemizin hüzün verici hallerine değiniyorlar. Ve bu kabul edilemez haller yüzünden gençlerin tutunamadıkları bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldıklarından yakınıyorlar… Gözlemleri gerçekçi ve dokunaklı, yorumları dört dörtlük. Önce Faize Tarazi’nin yorumuna bakalım:
   “Kıbrıs, daha kırkınızda kendinizi yüz yaşında gibi hissedeceğiniz tek yerdir. Çünkü hiçbir şeye ne zaman, ne de para yetiştirebilirsiniz. Bu memleketin aptal düzeni, zamanınızı da, paranızı da, sizi de tüketir. Yorgun düşersiniz… Bugünlerde pırıl pırıl, ülke için gelecek vaat eden gençlerin, adadan göç etmeye hazırlandıklarını duydukça, içim acıyor. Bir şeyler yapamamanın ezikliği içinde kahroluyorum… Amaç siyasetçileri suçlamaksa eğer, bu, işin kolayına kaçmaktır. Çünkü günün sonunda çoğumuz yine aynı adamları milletvekili adayı yapacağız. Sonra da meclise göndereceğiz. Bunların hangi partinin rozetini taşıdıklarının ne önemi var?.. Partiler değil, partilerin içleri değişmelidir. Artık kabullendiğim tek şey, toplum değişmedikçe, siyasetçinin de değişmeyecektir. İnsana yatırım yapmak!.. İşte bu yapılabilecek tek ve en doğru şeydir. Toplum dönüşmedikçe, düzen değişmeyecektir. Ve bunu düşünebilen bir tek kişi kalmışsa eğer, henüz hiçbir şey bitmemiş demektir.”
   Geçmişte de bana, okurlarımla paylaştığım, içten ve yapıcı yorumlarını ileten Name Tosun, uzun bir aradan sonra beni yeniden aradı. Meğer tedavi amaçlı yurt dışındaymış. Üzüldüm. Geçmiş olsun… Yorumunu sunuyorum:
   “Merhaba Sayın Tolgay; uzunca bir süredir tedavi amaçlı olarak yurt dışında olduğumdan, yazma imkânı bulamadım. Burada bulunamadığım zamanlarda bayağı değişiklikler olmuş. Sizin yazılarınız her zaman güzel konulara isabetli olarak değinmiştir. Yurt dışındayken de internetten izledim… Ama öyle bir kanım var ki, hükümetimiz hiçbir yazıyı okumadan gazete sayfalarını kapatmaktadır. Londra’da meşhur bir park vardır, Hyde Park… Bu parkta da çok özel bir yer bulunmaktadır. Burada herkes içinden geçeni söylemekte serbesttir. Yani hükümetten ne şikâyetleri varsa, neyi yanlış görüyorlarsa, hatta Kraliçe hakkında bile istediklerini söyleyebiliyorlar. Hiç bir yetkili merci bu alana karışmıyor. Buna karşılık ellerinde kâğıt kalemleri ile orada not alıp kabinede görüşe sunuyorlar ve çare üretiyorlar. Bizde de böyle bir yer olsa çok iyi olur. Belki o zaman dinleyip Kıbrıs’ımızı en iyi şekilde nasıl koruruz ve halka en güzel yaşamı nasıl veririz diye düşünürler. Ama o kadar etkili olacağını da sanmıyorum. Çünkü şu anda yapılan şey ‘K.K.T.C.’yi nasıl satıp cebimizi doldururuz’ durumudur. Rum tarafının uğradığı ekonomik krize gülerek bakıyorlar ama, bizim durumumuz onlardan farklı değil, hatta daha beterdir. Aylardır güzelim Lefkoşa çöp yığını haline geldi… Sanki Dikmen çöplüğü. Derken seçim yapıldı ve hemen çöp arabaları göreve başladı. Dilerdim ki, bu temizlik seçimler esnasında yapılsın. Neyse; ‘geç olsun ama güç olmasın’ diyordu büyüklerimiz.
   Geçtiğimiz günlerde Ercan Havaalanı ile ilgili bazı konuşmalar duydum. Satıldığını zaten biliyoruz. Burayı alan şirket önce ortak olduğu KKTC şirketiyle anlaşmalarını fesh etmeye çalışıyormuş. Yani Ercan Havaalanı’nı tek başına istiyor ve buna da bizim hükümetimiz izin veriyor. Dahası, tüm Kıbrıslı personelin de yavaşça görevlerini sona erdiriyorlar. Buna da ses çıkmıyor. En önemlisi ise, bu alanın topraklarını, güneyde bulunan ve yüzyıllardır Türk toprağı olan Evkaf mallarını Rumlarla anlaşarak Ercan Havaalanı’nı toprağı ile beraber yeni şirkete devrettiler ve tamamen özelleştirdiler. Yani artık bunun geri dönüşü yok. Bütün bunlar tırnağımızla kurduğumuz bu Cumhuriyete yakışıyor mu? Buna cevap verebilecekler mi? Sırada acaba hangi kuruluş vardır? Elektrik Kurumu mu, yoksa Telefon Dairesi mi? KKTC bayrağını tüm dünyada şerefle taşıyan tek kuruluş olan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı bunlar için mi el ele vererek batırdılar?
   Hükümete şöyle diyorum: Önce bu vatanı yabancılardan arındırıp gerçek üretimcilerimizle kalkındırmayı düşünsünler. Askerlik dolayısıyla ülkelerine dönemeyen gençlere fırsat yaratarak, geçirdikleri saçma askerlik değişiklik yasasını düzelterek, onları geri döndürsünler. Bu ülkeye taze kan lâzım. Meclise artık yeni yüzlerin, genç nesillerin gelmesi gerekiyor. Yıllar yılı eski kafayla gidenler değil. Biz Lefkoşa’mızı da, KKTC’mizi de temiz ve güzellikler içinde görüp, bizden sonraki nesillere KKTC bayrağı altında bırakmak istiyoruz. Ceplerini nasıl dolduracaklarını değil, bu ülkeyi bayrağı altında nasıl tutabileceklerini düşünsünler. Kıbrıslı gençler ülkelerini hep terk etmeyi düşünüyorlar. Burada yapacakları bir şey kalmıyor; üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görmekten başka.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31