Arabesk filmini izlediniz mi?

Şener Şen ile Müjde Ar’ın oynadığı bir komedi filmi…

Eski Türk filmleri hicvediliyor, “bir insanın başına bu kadar bela gelir mi” dedirten zincirleme olaylarla.

“Hadi canım” diyorsunuz.” Bu kadar da olur mu…”

Oluyormuş…

Hem de daha fazlası geliyormuş insanın başına…

***

Fatoş 32 yaşında…

Ama yüzyıllık bir acının izleri var yüzünde…

“Bir insanın başına en kötü ne gelebilir” sorunusun tüm yanıtını alabiliyorsunuz hayat hikayesinde.

Soralım; Bir insanın ya da kadının başına gelebilecek en kötü şey nedir?

Yuvada büyümek mi? Annesinin babasının kendisini istememesi mi? Zorla evlendirilmek mi? Tecavüze uğramak mı? Kötü yola düşmek mi? Cezaevine düşmek mi? Kurşunlanmak mı? Çocuklarından ayrı kalmak mı? Alkolik olmak mı?

Bu saydıklarımızın hepsini yaşamış Fatoş…

Daha da fazlası var... Onu arkadaşımız Elif’in kaleminden okuyacaksınız…

***

Fatoş’la başlayan hikaye bize soluklanma fırsatı vermeyecek gibi görünüyor. Zira Fatoşlar bir tane değil…

Kabul etmekte zorlansak ta yazık ki bu dramın başrol oyuncularının bir çoğu Kıbrıslı. Dolayısıyla devletin de ayıbı var bu işte.

Konuştuğumuz bir kadın anlatıyor: “Devlet ‘fuhuş yapıyor’ diye çocuklarını aldı. Kadına da 600 lira maaş bağladı. Çocukların alınması çok iyi ancak bu kadının takibi yapılmadı. Yine fuhuşa devam etti. Oysaki bu son derece yanlış. Madem kadının fuhuş yaptığını biliyorsunuz, niçin takip etmiyorsunuz? Burada yapılması gereken o kadının devlet takibinde olması, bir işe yerleştirilmesidir. Çocukları verdikleri sosyal hizmetlerin hiç mi temizlikçiye, aşçıya, çamaşırcıya ihtiyacı yok? Bu kadınlar buralarda istihdam edilebilir. Çocukları almak ve maaş bağlamak çözüm değil.”

Ben hemen atılıyorum, “kadın neden çalışabileceği bir iş bulmuyor” diye. Kadının yanıtı yerden göğe kadar haklı.

“Bu kişilerle kimse görüşmüyor. Dolayısıyla akıl verecek, yol gösterecek kimseleri yok. Yaptıkları iş kolaylarına geliyor. Yol yordam gösteren olsa farklı olacak” diyor bize…

***

Bir ara Kadın Sığınma Evleri konusunu haberleştirmiştik. Bize “burada dayak yiyen, ezilen kadın yok, dolayısıyla Kadın Sığınma Evine ihtiyaç yok” demişlerdi. Ancak bu evlere ihtiyaç varmış ki, politikacılarımız, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir demokrasi ve sosyal sorumluluk örneğiyle bu işe ön ayak oldular.

Dünyanın birçok ülkesinde örnek olarak gösterilmesi gereken canlı performansla kadına el uzattı siyasilerimiz.

Bu gururu tamamlayacak en önemli unsurumuz Şerife Ünverdi’nin Bakanlık makamına getirilmesi. Hangi Bakanlıkta olduğu çok ta önemli değil nazarımda. Eminim bir anne, bir hekim ve en önemlisi bir kadın olarak kadınlar adına bir çok atılımın mimarı olacak Şerife Ünverdi..

(Meclisteki diğer kadın vekillerimiz olan Sibel Siber, Fatma Ekenoğlu ve Afet Özcafer’in de bu konuda Ünverdi kadar fedakarca çalışacağından eminim.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31