Hoca, “Şöyle bir Çatalca’yı gezelim” demiş bölge köylerini dolaşmıştık birkaç hafta önce…

Dün de, “tadı damağımda kaldı bir daha gideyim” dedim gittim.

Oldum olası doğal saymadığım hızlı seyirli otoyolları sevmem…

Klimayı sevmediğim gibi…

Ya terleyip tadına varacaksın yaz sıcağının ya da tatil diye yaz aylarını seçip Akdeniz’e gitmeyeceksin.

Bakın göreceksiniz.

Deliye dönerler nasıl gidelim tatil yapalım, denizde kayalım diye…

Hele bazıları vardır ki deniz diye gider, havuza girer…

Ya klimalı odasından çıkmayıp denize pencereden bakanlara ne demeli?

O yüzden gideceğim yerlere alternatif yollar varsa…

Hele hele eski, yırtıp pırtık, iki arabanın zor geçeceği, yarısı toprak yolları bulursam…

Ne keyif alırım o yollardan bilemezsiniz.

Dün öyle yaptım.

Bahçeşehir’den çıktım otoyolun olduğu yöne değil tam tersi istikamete vurdum arabayı…

Ki bakir yolları keşfedeyim.

İlk köy Ömerli Köyü…

Sanırım 15 yıl kadar önceydi…

O zamanlar İstanbul’un göbeğinde oturuyor yeşile hasretlik çekiyordum…

Komşumla ki kendisi Antepli eşi Kıbrıslı…

Birlikte piknik yapmak, hava almak için geliyorduk.

Köyün önünden etrafı kaba gölge yapan ağaçlarla çevrili dere geçiyordu.

Derenin kıyısında içilebilir nitelikte çeşme akıyordu…

Bilenler her hafta sonu buradaydılar…

Biz de sık sık gidiyorduk.

Bir tanıdığımın orada arazisi vardı,” Gel sen de al çok uygun” demişti…

 “Ne yapayım ki dağ başındaki bu tarlayı” diye cevap vermiştim ona…

Şimdi o köy olmuş kasaba…

Almadığım arazi içerisine onlarca 10-15 katlı apartmanlar dikildi…

Ve muhtemeldir ki temiz dere olmuştur bizdekiler gibi, ”B…lu” dere…

Sonraki köy Hadımköy…

Bir zamanlar hafif kasabayı andırır daha köylükten çıkmamış görüntüsü vardı…

Oraya süt ekmek almaya giderdik…

Şimdi şehirleşmeye doğru bir gidişi var çünkü arkasındaki arazide yani ekim alanlarında TOKİ ile birlikte birkaç firma kondurmuş çok katlı siteleri…

Ve insanları yığmışlar berovanın içerisine, “modern yaşam” diye…

Muhtemelen orada oturanlar çocuklarına tavuk, keçi gösterebilmek için başka yerleri arayacaklar…

Ki orası tavukların keçilerin yetiştirildiği yerlerden biriydi yakın zamana kadar.

Hiç bakmadım duble yol ile gidilen bu iki yerleşim yerine…

Yüzümü çevirdim geçerken, katliamı görmeyeyim diye.

Duble yol bitti en sonunda gerçek köy yolları başladı diye tam sevinecektim…

Karşıma inşaatı süren yeni otoyol çıktı…

Ne tarla, ne ova, ne de ormana saygı göstermeden her şeyi kesip toprak taş yığıyorlar arazilere…

Arabalar daha hızlı gitsinler diyerek…

Ve araba sahipleri bu” gelişme” ye mutlu bir şekilde bakıyorlar…

En çok sevinenlerin başında ise İstanbul’un kalabalık yaşantısından kaçarak Çatalca’daki “doğa” ya gelip yerleşenler oldu…

Çünkü onlara göre hem İstanbul dışında yaşayacaklar hem de İstanbul’a en çok yarım saatte ulaşacaklar…

DEVAMI VAR….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31