Bazen kendi kendime kızıyorum;

Dünyanın nimetlerinden yeteri kadar yaralanmadığım için.

Haksız mıyım yani kendime kızmakta?

Yeryüzünde binlerce güzellikte şey varken, bu kadar memleket meseleleri üzerine gitmek niye?

Geçen her bir gün insan ömründen götürürken, niçin bu kadar hassas olurum da halkın sorunlarını, şikayetlerini kendime dert eder, bunlar üstüne giderim diye?

Deli miyim ne?

Artık karar verdim;

Bundan böyle halkın sorunlarıyla birlikte kendimle de ilgileneceğim…

Kuşa, böceğe ve çiçeğe daha çok değineceğim!

Bu karardan sonra zaman zaman kendime kafa izni vereceğim!

Ne yani devlet çalışanının yılda 20 gün hastalık izni varken, hasta olmadığı halde tanıdık bir doktordan hasta diye uyduruk rapor alırken, ben özel sektör çalışanının bu hakkı neden olmasın ki?

Benim de çok doktor tanıdığım var, pek ala ki kimden istesem, üç gün de verirler beş günde!

Önceki gün ben de kafa izni yaptım…

Çok da hoşuma gitti, örneğin hiç gazete okumadım, televizyon kanallarında siyasi haber ve siyasi programları değil, sabah çizgi film, akşam da dizi filmleri izledim. Epey de keyif aldım.

Sonra kuşlarımla ilgilendim;

Cinsini bilmediğim bir çift kuş almıştım geçenlerde Vadili Festivali’nde…

Dün onlara ballı yemler, marul ve elma kabuğu verdim…

Ağızlarının tadını biliyor keratalar, şakıdıkça şakıdılar maşallah.

Bir de keşfettim ki ne zaman su sesi duysalar, ötüşleri bir başka ahenkli oluyor sanki…

Onların güzel seslerini dinlemek için depodaki suyun en az yarısını harcadım.

Bahçemin davetsiz misafirleri onlarca kediyi besledim, onlara özel mamalar aldım, su kaplarına çeşmeden değil, kendi içtiğim sudan koydum, zavallı hayvanların mideleri kireç tuzdan yanmasın diye…

Yaptığım kafa izni tamamen doğayla bütünleşmeme neden oldu;

Önce bahçede ne kadar çör çöp varsa, ne kadar sonbahardan dökülmüş yaprak varsa topladım.

Komşu, onları toplama gübre olur dedi ama, ben bildiğimi okudum.

İsterse gelip toplayabileceğini ve gübre olarak kullanabileceğini söyledim, fena bozuldu.

Bu arada herkes bilsin ki, kendimi ülke tarımına verdim…

Tarım Bakanı, ‘ben tarımdan anlamam ama bakanım işte’ deyip kafa bulurken, ondan feyiz aldım ve ‘ben de anlamıyorum ama tarım yapacağım’ diye tutturdum.

Bahçenin çeşitli yerlerine sebzeler ektim;

Tohumlar bana hep ‘besleme’ diye hitap eden Güner ustadan geldi…

Onun verdiği maydanoz, tere, roka ve golyandro tohumlarını önceden çapaladığım toprağa ektim.

Onunla da yetinmeyip, dere otu tohumu aldım ektim, köklü nane bulup onu da bir köşeye ektim.

Ekim başında da marul, soğan ve sarımsak ekeceğim…

Hani toprak insanın negatif enerjisini alır derler ya onu da uyguladım, çıkardım terlikleri, çamurun içinde yürüdüm.

Ne sinir kaldı, ne stres!

Ayrıca karıncalar üzerine çeşitli araştırmalar yaptım;

Uzun bir süredir onlardan şikayetçiydim, nasıl olur da evdeki dolabın içine kadar girip, çerez ve piskot türü yiyecekleri keşfettiklerini merak eder dururdum.

Ve ciddi bir sondaj sonrası, eve giriş yaptıkları yolları buldum.

Hani genelde gaz tüplerini bahçeye koyarız ya, işte oradaki hortum deliğinden binlercesinin içeri akın ettiğini gördüm.

Maymun iştahlıyız ya, bahçe işlerinden sıkılıp kendimi Mesarya’ya verdim…

Ansızın yolda yağmur bastırınca aklıma benim ektiğim tohumlar geldi…

İnşallah Lefkoşa’da dolu vardır diye iç geçirdim, çünkü eğer öyle olsaydı devletten tazminat istemeyi düşündüm.

Telefonlar tabi ki durmadı;

Çünkü kimse bilmezdi benim artık kafa izinlerine başladığımı, kendimi kuşa, böceğe ve çiçeğe verdiğimi…

Kimseye inandıramadım ama gerçek böyle…

Tavsiye ederim, memleket meselelerini kendi meseleniz yapmak ruh sağlığınızı bozabilir…

Ara sıra kafa izni yapın ve ruhunuzu tedavi edin.

Nasıl olsa uyduruk bir rapor verecek, tanıdık bir doktor tanıdığınız vardır…

divider4.20110929220632.png

Kaymakamzade: çözüm bulunca bayramlıklar ödenecek  

Vakıflar İdaresi’nde çalışan memurlar sosyal haklarını bir tamam alırken, işçi her yerde aynı işçi olduğu için tüm haklardan yararlanamıyor.

Bir süredir bayramlıkların ödenmediği yönünde şikayetler alıyorduk ve bunları sayfamıza yansıtıyorduk.

Sağ olsun kurumun müdürü Mustafa Kaymakamzade hassasiyet gösterdi ve bir açıklama yaptı.

Bayramlıkların CTP döneminde yasal olmadan verildiğini ve bu konuda Sayıştay ile savcılıktan yazı olduğunu, şimdilik bunları ödemenin imkansızlığını anlattı.

Bu konuda söz konusu davanın devam ettiğini ve dava sonuçlandıktan sonra işçiler için de toplu sözleşme yapılacağını ve bayramlıkların ödeneceği müjdesini verdi…

divider4.20110929220657.png

levent.20110929215537.jpg

MESAJ KUTUSU 

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, 14 Ekim’de İstanbul’da yapılacak olan Turkcell genel kurulunda sizin de kaderinizin belirleneceğini söyleniyor. Umarız sayaç işleri hakkınızda olumsuz karar çıkmasına neden olmaz.

Sayın Serdar DENKTAŞ, ‘zındık’ olmadığınızı kamuoyuna kanıtlamak için beş vakit namaza başlama kararı almışsınız. Bugün öğlen Yenişehir Camii’nde Cuma namazında buluşalım, hem sizin için iyi bir başlangıç olur.

Sayın Hatice FAYDALI, sizin makam aracının varlığını kim sızdırdı diye büyük çaplı bir araştırma başlatmışsınız. Şimdi de hastanelerden gelen bayat morfin şikayetlerinin üzerinde çalışıyorum, hadi bakalım muhbiri bulabilecek misiniz?

Sayın Kemal DÜRÜST, eğitimde sorunlar diz boyu devam ederken sizin dün meclis oturumuna katılmadığınız görülmüş. Hayırdır yoksa siz de mi beni örnek alıp kendinize çiçeğe ve böceğe verdiniz. Ne varsa onlarda var değil mi?

Sayın Meral EROĞLU, dün kadim dostlarla Mağusa’da California restoranda öğle yemeğinde görülmüşsünüz. Bu arada şık ve zarif kıyafetiniz dikkatlerden kaçmamış. Afiyet bal şeker olsun…

Sayın Çetin UĞURAL, Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki son sınav skandalından sonra bir açıklama beklerdik ama boşuna beklemişiz. Bu işler artık çığırından çıkıyor ve kurumun güvenirliği tartışılmaya başlandı. Mahalleye gitmenin zamanı gelmedi mi?

Sayın Kadri FELLAHOĞLU, bugünkü tiyatro oyunu için bilet bulamamışsınız ve yana yana arıyormuşsunuz. Bende bir tane var ama size epey pahalıya patlayabilir. Bu konuda her türlü pazarlığa açığız. Yeter ki kesenin ağzını açın.

Sayı Ergun SERDAROĞLU, kamuoyu sizin  ‘halk arasına çıkamıyoruz’ sözlerinizi konuşuyor. O zaman siz de bir süre kendinizi bağ bahçe işlerine verin kafanız dinlensin. Ya da kıyafet değiştirerek halkın içine çıkmak da bir çözüm şekli olabilir.

Sayın Tahsin GÜL, Mağusa’ya çok büyük bir sigara fabrikası kurduğunuzu öğrendik. Şanslı damatsınız maşallah. Hayırlı işler bol kazançlar ve tabi ki devlete bol vergiler ödemenizi dileriz.

Sayın Arda GÜNDÜZ, Kıbrıslı sanatçılar konserinde isminizi göremeyince saçınızı başınızı yolmuşsunuz. Bizim zaten bu konuda şüphelerimiz vardı. Soy ağacınızı bir araştırın bakalım belki de uzaylı çıkabilirsiniz.

Sayın Koral BOZKURT, Mağusalılar muhteşem iş merkezinizi konuşuyor. Ama bir eksiğiniz varmış o da özürlü vatandaşlarımızı düşünmemişsiniz. Bu konuda anında önlem alacağınızdan kuşkumuz yok.

Sayın Haluk HARUTOĞLU, o kadar çok seveniniz varmış ki çok sayıda destek mesajınız geliyor. Açıklamanızı merak ve özlemle bekliyoruz. Dükkanın kapısı sizlere sonuna kadar açıktır, şüpheniz olmasın.

Sayın Hasan AKINCI, birkaç gazeteciye mail gönderdin ama şikayetinden kimse bir şey anlamadı. Biraz daha açabilirsen ve sıkıntınızın ne olduğunu belirtirseniz yardımcı olabiliriz.

Sayın Zeki ZİYA, annenizin rahatsızlığı nedeniyle yanından bir an olsun ayrılmadığınızı duygulanarak öğrendik. Hayırlı evlatmışsınız vesselam. Geçmiş olsun der acil şifalar dileriz…

Sayın Ahmet ÜLKER, ne olacak bu tavla maçlarında alınan hezimetler. Giden vuruyor, gelen vuruyor. Şamar oğlanına döndünüz doğrusu. Acaba diyoruz artık siz de mi bahçe işlerine yönelseniz…

Sayın Polat ALPER, şimdi de safra kesesinden muzdarip olduğunuzu öğrendik, büyük geçmiş olsun. Ha keşke sorununuz para kesesi olsaydı da yakınlarınız da yararlansaydı…

Sayın Cafer GÜRCAFER, önceki gün İskele’de görüldüğünüz konuşuluyor. Bakalım bu sır perdesinin ardından ne çıkacak biz de merak eder olduk.   

Sayın Abdullah ATLAR, dün akşam Kadri Fellahoğlu ile Lefkoşa’da bir meyhanede kadeh tokuştururken görülmüşsünüz. Hayırdın inşallah, neyin kutlamasıydı bu çok merak edilmiş.

Sayın Mustafa AKÇABA, Akdoğan sağlık ocağındaki dişçi koltuğu artık oturulamaz hale gelmiş. Madem ki para yok bir kampanya başlatıp halktan destek isteseniz diyoruz. Diş bu başka bir şeye benzemez değil mi?

Sayın Tuğçe UZ, North Cyprus uçak şirketinin kuruluşunda artık son aşamaya gelinmiş. Bakalım siz mi yaman yoksa devlet mi yaman çıkacaksınız. Merakla bekliyoruz…   

divider4.20110929220719.png

Günün Fıkrası : Kadın doktoru

Bir gün bir kalp doktoru vefat etmiş.Cenaze töreni için bütün doktorlar dev bir çelenk yaptırmışlar ve çelengin üstünde çiçekten yapılmış kalp motifi varmış.

Bütün doktorlar büyük bir üzüntü içerisindeyken ön sıralardan doktorun birisi kahkahayla gülüyormuş.

Tören bittikten sonra başhekim cenazede sürekli gülen doktoru odasına çağırmış.

-Herkes büyük bir üzüntü içerisindeyken sen neden kahkahayla gülüyordun size bunu hiç yakıştıramadım der.

Doktor hiç istifini bozmadan

- Biliyorsunuz başhekimim rahmetli kalp doktoruydu. Biliyorsunuz ki bende kadın doğum doktoruyum. Cenaze töreninde tabutun önündeki çelengi görünce aklıma kendi cenaze törenim geldi ondan gülüyordum der.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31