Bugüne kadar Kıbrıs Sorunu kapsamında yapılan görüşmelerdeki gelişmeleri Türk Kamuoyu ve basını hep Rum basınından öğrenirdi. İlk defa yarım da olsa bu geleneği Akıncı bozdu. 20 Temmuz törenleri için KKTC’ne davet edilen yabancı basın mensublarına, görüşmelerde gelinen aşama ile ilgili basın toplantısı düzenleyerek bilgi verdi. Bu bilgilendirmede, Akıncı yakın geçmişte bir çoğumuzu şaşırtan şekilde yine aylar içerisinde çözüm olabileceğinden bahsetti. Akıncı “Müzakerelerde alınacak çok yolun bulunduğunu (?), ancak mevcut hızla devam edildiği taktirde bir çözüme aylar içerisinde ulaşılabileceğini” söyledi. Buna mukabil içinde bulunduğumuz Temmuz ayı içerisinde gerek Rum Lider Anastasiadis, gerek sözcüsü ve gerekse de müzakerecisi adeta Akıncı’yı yalanlar biçimde demeçler vermişlerdir. Anastasiadis Rum Ulusal Konseyi’ne görüşmeler hakkında bilgi verirken “Anlaşmaya giden yolun daha başındayız” açıklamasını yaptı. Rum Konsey Toplantısından sonra yayınlanan Rum tarafının ençok satan gazetesi Filelefteros ise “Anlaşma bulmacasında daha çok boşluk var” diye yazdı. Radikal Rum siyasi parti yetkililerinin her ne kadar mide bulandırsa da, açıklamalarına değinmeyeceğim. Öte yandan Anastasiadis’in müzakerecisi Mavroyannis’in, 10 Temmuz’da basında yer alan açıklamalarına göre “Yönetim başlığında Kıbrıs Türk tarafıyla büyük bir anlaşmazlık yaşadıklarını” açıkladı. Rum tarafının dönüşümlü başkanlığı kabul etmeyeceğini de Mavroyannis açıkladı. Diğer yandan 20 Temmuz’da basında yer alan bir diğer habere göre, sanırım Hristofyas’ın damadı da olan AKEL Politbürosunun güçlü adamı Tumazos Çelebis, “Türk askeri ve garantiler kalırsa, AKEL’in referandumda olumsuz bir tavır alacağını, ve kimse AKEL’den evet beklemesin” açıklamasını yaptı. Bu arada başta Anastasiadis olmak üzere, birçok Rum siyasi yetkili bulunacak çözümde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin evrim geçirerek federasyona dönüşeceğine vurgu yapıyorlar. Halbuki Akıncı tersini savunuyor.

                                         ***

Garantiler ve Türk Askerinin yeni kurulacak devlette varlığının Rumlar tarafından şeytanlaştırılması, anlaşılır değildir. Çünkü olası referandumda Kıbrıslı Türklerden de, varılacak anlaşmaya evet demeleri istenecektir. Geçmişte çok acı tecrübeler yaşayan ve bedeller ödeyen Kıbrıs Türküne, garantilerin olmaması yanında, Türk askeri varlığının olmamasını da kim kabul ettirebilecektir? Ki 1960’da Londra ve Zürih Anlaşmalarına göre kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bile, Garanti ve İttifak Anlaşmasına göre, sembolik de olsa 650 Türk askeri yanında 950 de Yunan askeri vardı. Ayni şekilde Türkiye yanında Yunanistan’la İngiltere’nin de fiili ve etkin garantörlükleri vardı. Şimdi bu konuda 1960 Anlaşmasının da gerisine gidecek böyle bir anlaşmaya Kıbrıs Türk Toplumu evet der mi? Elbette garantörlüğün süresi ve kapsamı tartışılabilir. Ancak Rum tarafınca olası bir anlaşmada bunun olmazsa olmaz bir kırmızı çizgi olarak ortaya konması, sanırım Kıbrıs Türk Halkı tarafından kabul edilebilir değildir. Liderler bu konuda anlaşabilirler, ancak son sözü iki tarafın halkı söylecekse, iki evet çıkaracak şekilde bir anlaşmaya varılması gerekmektedir. Türk Lider Akıncı’nın aylar içinde çözüm olabileceği vurgusu ile Rum tarafından aksi yönde sesler çıkması kafa karışıklığına neden olmaktadır. En azından benim kafam karışıktır.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31