Kalaşnikof ile oteli kurşun yağmuruna tuttular.

Kurşun yağmuru yağmurun yağdığı güne denk geldi.

Büyük tesadüf…

Hem kurşun yağdı hem yağmur.

Ne garip ülkede yaşıyoruz…

Ne acayip yerde bulunuyoruz.

İslimciklerle kazanda su kaynatıp çamaşır yıkanırdı…

Son model, ipeğinden kalınına, renklisinden beyazına, tülünden kazağına ayırt edebilen çamaşır makinelerine geçtik.

Tuvalette su ısıtıp yıkanırdık…

Isısını ayarlar kombilere geçtik.

Gar gar çalışan, gambinası valizlerle doldurulan baslardan kliması ayarlı, çay, kahve servisli otobüslere terfi ettik.

Bir gidiş bir geliş yollardan zor ilerlerdik…

Şimdi duble yol…

Gideceğimiz yollar uzun gelirdi.

Şimdi zırt diye bitiyor.

Arabalar manivela ile çalışırdı…

Şimdi dokunmatik.

Ne garip bir durum…

Elektriklerin zaman zaman geldiği günlerden, zaman zaman kesildiği için şikâyetçi olduğumuz durumlara geldik.

Şikâyetçi idik ki fasariyalar çıkarttık.

Daha konfor istedik.

Daha güvenlikli bir yaşam diledik.

Parçalandık.

Parçaladık da.

Silah taşıdık sandallarla ta kuzeydeki ülkenin güney sahilinden Goççina’ya…

Arabalara doldurup gizliden gizliye köylere dağıttık.

Önce tabancalar geldi.

Sonra

Sten otomatik tabancalar.

Derken parmak kalınlığında mermileri ile Tomson silahı.

Ve A4, Bren…

Hatta havan ve top…

Sığsa tank bile gelecekti o sandala…

Dağlar, taşlar mermi dolmuştu.

Kolay değildi oysa.

Bugün IŞİD belasını düşününce, daha iyi anlıyorum o sıkıntılı günleri.

Arkanda seni destekleyen bir ülke olmalı.

Bizi destekleyen ve silah gönderen ülke Türkiye idi…

Ufak ufak taşıdılar.

Ufak ufak biriktirdik.

Oldu ordu cephanesi.

Ve oldu, o kadar silahın olduğu yerde olmazsa olmaz, savaş.

Neticede “huzur geldi” dediler.

“TC ordusu varken ne gereği var” diyerek yıllarca taşıdıkları emanet silahları topladılar.

Artık barış gelmişti.

Kapılar camlar açık uyurken…

Arabaların üzerinde sviçi bırakıp giderken…

Huzur, rahat, güvenli dediğimiz günlere geldik.

Ve gördük ki…

Eve iki kilit yetmez.

Ayrıca hem kamera, hem güvenlikçi gerek.

Arabalara da öyle, cebimize de.

Ve son numarası bu huzurlu yerin, Kalaşnikof …

Hey gidi yavaş ülke hey…

Hey gidi sakin ülke hey…

Toprağına silah taşımalar o gün nasılsa bugün de aynen devam ediyor.

Kalaşnikof gelmişse bakarsınız A4, Sten, Thomson ve bazuka bile çıkar ortaya…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31