Bu kadar yokluk, bu kadar bıkkınlık, bu kadar sıkıntı en son savaş yıllarında yaşanmıştı.

Savaş yıllarının yokluğunu, bin bir çaba ve mücadele sonucunda kurduğumuzu anlattıkları devletimizin en gelişmiş ve en çağdaş olması gereken yıllarda yaşıyor oluşumuz ne kadar manidar!

En iyi bilen ve en iyi gözlemleyenler olduğuna inanarak, yetki verdiğimiz kabine üyelerimiz ve seçilmiş yöneticilerimizin bizi ve devletimizi en güzel şekilde yöneterek, çıkarlarımızı gözettiklerini düşünmek doğru mu, değil mi karar vermekte zorlanmamamıza gerek yok artık!

Görünen köy kılavuz istemez!

***

Bu nasıl şehir, bu nasıl başkan, bu nasıl yöneticilik, bu nasıl devlet?

Aralarındaki çatışmanın bedelini daha ne kadar emekçiye ve halka ödetecekler! Halkı ve emekçiyi daha ne kadar “garagöze” çevirecekler.

Bu halk, bu emekçi akıbetini kaç ağızdan dinleyecek, hangisine inanacak? Böyle bir idari yapı, böyle bir yürütme ve böyle bir devlet işleyişi görülmüş duyulmuş değil dostlar!

Aynı kurum ve aynı sorunlar için belediye başkanı ayrı konuşuyor, belediye meclis üyeleri ayrı!

Başbakan ayrı konuşuyor, cumhurbaşkanı ayrı!

Sendika ayrı konuşuyor; Lefkoşalı ayrı…

Neresi burası dedirtiyor olan bitenler?

Sendika açıklıyor: Başbakan söz verdi maaşların ikisi de Çarşamba’ya ödenecek diye! Ödenmezse ipleri koparacağım diyor.

Başbakan ise ben bir maaş için söz verdim diyor!

Belediye Başkanı da grev kesintileri ile Salı’ya bir maaşı ödeyeceğim diyor!!!

Allah Allah! Kaos içinde kaos yaratmak dışında hiçbir işe yaramıyor yetkili ağızlardan çıkan sözcükler.

E nasıl çözüm bekleyelim ki yetkililerin bu halinden sonra bizler?

***

Bununla da bitmiyor ki! Batan boru değil(!), başkent belediyesi. Bilirsiniz çok meraklıyım: Daha hangi kurum ve kuruluşları belediye kendisiyle batağa çeker diye merak etmekten kendimi alamıyorum!

Ne belediye bağımsızdır, ne de belediye başkanı! Bu bağımlılıklardan geldi ya başımıza ne geldiyse…

Bağımsız olsaydı/olabilseydik bu kadar çelişki yaşanmazdı. Belediye hakkında bu kadar çok kişi ve kurum birbiri ardına açıklamalar yapmazdı durmadan.

“Meksika dalgası” gibi birbiri ardında devrilmezdi sarsıntıyla her şey!

Tüm bu bağlantıları hem bilip bilmezden gelen, hem de görüp görmezden gelenler var! Baksanıza eğer bütünsellik içinde bu sorunun çözülebileceği olgunluğu idrak edilmiş olsaydı en azından açıklamalarda ve çabalarda bir tutarlılık olurdu. Herkes, bana göre bilinçli bir şekilde, bir birinin otoritesini şüpheye düşürecek ve zaten güvenilmez kurumlarımızın daha da güvensizlik içine sürükleyecek tutum içine girmezdi…

***

LTB (Lefkoşa Türk Belediyesi)’nde olayı bir defa daha ortaya koydu:

Yönetenler halkı takmıyor!

Yönetenlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından halkın ve emekçilerin zarar görmesini hiç önemsemeden; yaşamlarını bolluk ve lüks içinde gönül rahatlığı ile sürdürebiliyorlar!

Eline iktidarı ve gücü geçirenler, kolaylıkla güçsüz olan vatandaşı yerle bir edip, üzerinden tankla geçmek için fırsat kolluyorlar!

Düşenin yanında hiç kimse olmuyor!

Kıbrıs’ın Kuzey’inde ipler çoktan koptu.

Kopan iplerin her bir parçasını eline geçirenler iktidarda söz sahibi oldular.

İktidarda söz sahibi olanlar kendilerinden daha güçsüz olanları ezdikçe, güçlerine güç kattılar…

Artık kimin eli kimin cebinde belli değil!

Artık herkes birbirine tepkili!

Artık tepkiler huzursuzluğu tırmandırdıkça, isyan noktasına geliyoruz.

***

Kaos sürdükçe;

Vergilerimize karşılık hizmet alamadan, vergilerimizin peşkeş çekildiğini bildikçe;

Karşılığını ödediğimiz hizmet bedellerini başkalarından yeniden deyerek almak zorunda kalınca;

Onlar birbirleri ile çatıştıkça ve çeliştikçe zarar gören hala biziz. Ve her nasıl oluyorsa, halk zarar gördükçe, emekçi zarar gördükçe onlar semiriyor, güçleniyorlar. Bu da emilenin bizim kanımız olduğu fikrini ister istemez kafalarımıza yerleştiriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5