Sanırım Nisan’da Kutlu Doğum haftası gibi Türkiye’de olduğu gibi bizde de çeşitli etkinliklerle geçirilen bir haftadır Kanser Haftası.

Bunun adı diğeri gibi kutlu değil…

Hatta adı gibi kendisi de sevimsiz.

Ne kutlamaya ne anmaya gelir…

Kanser…

Bir kere bulaşmaya görsün…

Kime bulaşırsa bırakmaz peşini.

Nereye gitse onunladır artık.

Gece yatağında…

Uykusunda…

Denizde yüzerken, tarlada yürürken…

Caddede, sinemada, televizyon karşısında...

Maç izlerken.

Takımının gol atmasında bile bırakmaz yakasını.

Sevinemezsin...

Atmak istense de vücudun bir parçasıdır artık.

Kabul etsen kötülüğü nasıl benimsersin…

Kabul etmeyip önemsemezsen daha kötüsü olursun.

Bir yakınım vardı…

Belki on yıl önceydi kanser olalı…

Öksürürken boğazından bir parça düşürdü, çöpe atacaktı getir dedim, getirdi…

Tahlilde kanser çıktı.

Nasıl söylemeliydim…

Teselli mi vermeli yoksa tahlili verip oradan uzaklaşılmalı mıydım, bilemedim…

Yakınına verdim, sen söyle dedim.

Söyledi.

Sonra başladı onların koşuşturmaları.

Kurtulmak kolay mıydı ondan.

Bir gün yattığı hastanenin 8.katından kendini atmak istedi, tuttular.

Yaklaşık 6 ay kadar yatağında acı çekerek…

Gerisini yazmamak daha iyi…

Sigara içerken kimse kendisine yakıştırmıyor bu hastalığı…

Trafikte onlara bir şey olmadığını düşündükleri gibi, “Bana bir şey olmaz” derler…

Hatta çoğundan duymuşsunuzdur, “İçen de ölür içmeyen de”…

Veya “Atın ölümü arpadan olsun”…

Bir ara kanserle ilgili çalışma yapan Op. Dr. İlhami Güneral ile tanışmıştım.

O günden sonra kansere bakışım gibi hayata bakışım da değişti.

Yaşam biçimim değişti.

Sevdiğim hamburgerlerden uzaklaştım önce.

Sonra pastırma, sucuk gibi katkı maddeli yiyeceklerden…

Hele aynı yağda kızartılan patateslerden...

“Kanser” diyordu İlhami Güneral, “vücudun kendi hücresinden meydana gelen bir hastalık”.

Vücut o kanseri yapan hücreyi yabancı bilmediği için onunla savaşmaz…

Savaşmadığı için de rahatça çoğalır, büyür, kitle haline gelir…

Bulunduğu dokuyu ezer…

Fazla oksijen kullanır, beden oksijensiz kalır…

Şekeri yakıt olarak harcar daha da büyürken vücudu giderek zayıflatır.

Onkologların uyguladıkları kemoterapi tedavisine şiddetle karşıydı İlhami Güneral…

O yüzden hiç almadı.

75 yaşında teşhisi konan doktor 94 yaşında öldü ama ölüm sebebi kanser değildi.

Ne yapmak lazım derseniz…

Herkes kanser olabilir…

Ama kanser olma ihtimalini aza indirmek elimizde…

Ne yapılabileceğini belki yakında yazarım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31