Ben kapitalizmin, işçi sınıfını yok etmesini değil; işçi sınıfının çıkarına çalışmasını, o sınıfa yaramasını istiyorum ve bunun için çalışıyorum”...

Bu sözler, İngiliz İşçi Partisi Lideri Ed Miliband’a ait...

İngiltere’de ilginç bir tartışma yaşanıyor... Tartışmayı Daiy Mail gazetesi geçtiğimiz Cumartesi günü “Geoffrey Levy” imzasıyla yayınladığı “Britanya’dan nefret eden adam” başlıklı yazıyla başlattı...

Britanya’dan nefret eden adam kim? Evet, yazıda bahsedilen adam, Ed Miliband’ın babası, Profesör Ralph Miliband... Daily Mail’in amacı, önümüzdeki dönemde Britanya Başbakanı olma ihtimali bulunan Ed Miliband’ı vurmak, yaralamak...

Ralph Miliband, Belçikalı bir Yahudi’ydi... 17 yaşındayken, Belçika’dan İngiltere’ye giden göçmen gemilerinden sonuncusuna dedesiyle binmeyi başarmamış olsaydı; belki de Nazi kamplarında öldürülecekti...

Hiç İngilizce bilmeden geldiği İngiltere’de, 1944’te orduya katıldı... Nazi’lere karşı savaştı. Ardından üniversiteyi bitirdi. Üniversiteye hoca oldu, profesörlük unvanı aldı... Bu arada bir grup arkadaşı ile birlikte de Marksizmin bu ülkedeki en önemli teorisyenleri arasında yer aldı.

Daily Mail’e göre Ralph Miliband İngilizlerden nefret ediyordu.. Çünkü, günlüğüne şöyle yazmıştı:

“... İngiliz kuduz bir milliyetçidir. Belki de dünyanın en milliyetçileri onlardır... Bazen savaşı kaybedip (İkinci Dünya Savaşı’nı) dünyanın kaç bucak olduğunu görmelerini çok isterim”...

Ralph Miliband’ın bu saptamasına katılıp katılmamakta serbestsiniz... Başka uluslar için de söyleyebilirsiniz...

Ve o milliyetçi ulusların da savaşlarını kaybedip, dünyanın kaç bucak olduğunu görmeleri isteği bazen kabarır içinizde...

Neyse; Ralph Miliband bir komünistti... Yaşadığı, emeğiyle ekmeğini kazandığı ülke O’nun vatanıydı... Öyle öğrenmiş ve öyle de öğretmişti iki oğluna... İki oğlu da çok iyi eğitilmiş, İşçi Partisi içerisinde çok çok genç yaşta zirveye yükselmiş iki isim oldu... Ed Miliband’ın abisi David Miliband, İşçi Partisi hükümetinin son dışişleri bakanıydı ve küçük kardeşi Ed’in ötesinde; Gordon Brown sonrasındaki liderlik yarışının da favorisiydi. Küçük kardeşine karşı kaybetti. Ani bir kararla da bu yıl içinde milletvekilliğinden de istifa edip, Amerika’da vakıf işlerine, insanlığa hizmete kendini adadı...

Ralph komünistti dedik... Oğulları değil... Oğulları, babaları gibi işçi sınıfı egemenliğinde bir iktidar kurmak, sosyalizmi geri getirmek gibi bir hedefte olmadığını söylüyor.

Ama Daily Mail’in babayı öne çıkarıp, milliyetçi gazla bir kez daha öldürmeye çalışmasındaki asıl hedef, Ed Miliband’ın “sosyalizm” peşinde olduğu mesajını vermek. Hatta lakap da takmışlar, Ed Miliband’a, “Kızıl Ed” diyorlar... Ed Miliband’ın babasını savunan cevap yazısı da, Daily Mail tarafından yayınlandı. “Babam Britanya’yı çok sevdi” başlığıyla verildi Ed Miliband’ın yazısı... Ed Miliband, babasının askerlik anılarını anlatmaktan hoşlanan bir yurtsever olduğunu öne çıkarıyor yazıda ve “milliyetçi atışları, milliyetçi kalkanla durdurmaya çalışıyor”... The Guardian da dün ön sayfasından, Ralph Miliband’ı, “Britanya’yı çok seven” havasında, “milliyetçi” gibi lanse etmeye çalışıyor. Rahatsız oldum... Kimse; ne babası ne de başkası gibi olmak zorunda değil elbette...

İngiliz İşçi Partisi’nin liderinin, “sosyalist” çizgiyi savunmak yerine, “... babamın sol düşüncesi biliniyor. Ancak ben farklı bir yol izliyorum” diyor ve ekliyor:

“Ben kapitalizmin, işçi sınıfını yok etmesini değil; işçi sınıfının çıkarına çalışmasını, o sınıfa yaramasını istiyorum ve bunun için çalışıyorum”...

İşçi Partisi’nin, 1990’lı yılların sonlarında veya ortasından hemen sonra Gordon Brown, Peter Mendelson ve Tony Blair liderliğinde şekillenmiş bu ideolojisi yani kapitalizmi işçi sınıfı için de çalışır hale sokma iddiası bence tutmamıştır...

Kapitalizm, kapitalistlerin işi olmalıdır... Kapitalizmin ruhunda insan sevgisi sıfırdır. Sosyalizmde ise esas insan sevgisidir... Daily Mail, bunu da çok iyi bildiği için, adeta Nazileri koruyup Stalin ve Stalinizm üzerinden de Ralph Miliband’a, dolayısıyla Ed Miliband’a vurmaktadır...

Stalinizmi, “insanlık düşmanlığı” olarak verme propagandası had safhadadır ki bunun tartışmasına da girmek pek anlamlı değil...

Sonuca mı gelelim?

Sonuç; CTP’nin de BG eklemesiyle yaptığı; İngiliz İşçi Partisi’nin yaptığıydı... Kapitalizmi; işçi sınıfı için de çalışır hale sokmak... Olmadı. İlk deneme tam bir hüsrandı... Sadece ekonomik açıdan değil, ülkemizin mevcut siyasi yapısı gereği sosyal ve moral açıdan da CTP’nin BG eklemesiyle yaşama geçirdiği şey, insanımızın ve sosyalistlerin inancına, dürüstlüğüne; kapitalist çıkarcılıkla zarar vermek oldu. Hayal kırıklığı yaşatıldı... Umarım içinde olduğumuz dönemde aynı fiyasko, aynı rezalet, aynı yenilgi yaşanmaz; insanımıza yaşatılmaz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31